Eşler, 12.11.1996 tarihinde evlenmiş, yabancı mahkemede 2008 yılında açılan ve kesinleşen boşanma kararıyla boşandığından, boşanma kararının tanınmasına ilişkin davanın ise, 21.07.2009 tarihinde açıldığı ve 25.12.2009 tarihinde kesinleştiği belirlendiğinden, mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona erdiği (TMK 225/son), sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM 170.m), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu (4722 sayılı yasanın 10, TMK 202/1.m) -Tasfiyeye konu 2323 ada 11 parsel sayılı taşınmazın 655/1001 hissesi, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 09.03.2007 tarihinde satın alınarak, davalı eş adına tescil edilmiş, daha sonra Tapu Müdürlüğü'nde 10.05.2007 tarihinde diğer davalı S.. Ş..'e satılarak devredilmiş olup halen davalı S.. Ş.. adına kayıtlı olduğu, aynı şekilde tasfiyeye konu 2352 ada 1 parsel sayılı taşınmaz, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 22.07.2004 tarihinde satın alınarak, davalı eş adına tescil edilmiş, daha sonra Tapu Müdürlüğü'nde 10.05.2007 tarihinde 1/3 hissesi Y. D.'a, kalan 2/3 hissesi diğer davalı S.. Ş..'e satılarak devredilmiş olup halen onlar adına kayıtlı olduğundan, mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümlerin uygulanacağı (TMK 179.m) -
Tasfiyeye tabi tutulan bir malın mal rejiminin sona erdiği tarihteki durumu tasfiye kapsamına esas olup; sonradan malın durumunda meydana gelen değişiklikler tasfiye kapsamını etkilemeyeceği- Aracın mal rejiminin sona erme tarihi olan boşanma dava tarihindeki hasarsız halinin tasfiye anındaki sürüm değeri üzerinden katılma alacağının hesaplanması gerektiği-
Mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde satın alınan tasfiyeye konu mala çalışma karşılığı elde edilen gelirlerle(maaş, gündelik, kar payı vs gibi) katkıda bulunulduğunun ileri sürüldüğü durumlarda; çalışarak, düzenli ve sürekli gelire sahip eşin, aksi kanıtlanmadıkça, yapabileceği tasarruf oranında katkıda bulunduğunun kabulü gerekeceği, Yargıtay'ın devamlılık gösteren uygulamalarının da bu yönde olduğu - Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacak hakkı olduğu, artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK m.229) ve denkleştirmeden (TMK m.230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK m. 219) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK m. 231) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkı olduğu (TMK m. 236/1) - Katılma alacağı Yasa'dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek olmadığı- Artık değere katılma alacak miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm(rayiç) değerleri esas alınacağı, (TMK m. 227/1, 228/1, 232 ve 235/1) Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihinin karar tarihi olduğu -
Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacak hakkı olduğu, artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK 229.m) ve denkleştirmeden (TMK 230.m) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK 219.m) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK 231.m) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkı olduğu (TMK 236/1.m), katılma alacağı Yasa'dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek olmadığı - Artık değere katılma alacak miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri esas alınacağı (TMK 227/1, 228/1, 232 ve 235/1. m), yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihinin karar tarihi olduğu-
Bir alacak davası olarak mal rejiminin tasfiyesine ilişkin alacak davalarında zamanaşımı süresinin; boşanmaya bağlı dava haklarının kullanılabilir hale geldiği, tanıma/tenfiz kararının kesinleşmesi tarihinden başlatılması gerekeceği-
Mahkemece, bir karar verilip, davadan el çekildikten sonra temyiz aşamasında davacı vekili tarafından davadan feragat edildiği ve bu aşamada feragat hakkında karar verme yetkisinin yerel mahkemeye ait bulunduğu-
Davadan feragatin, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilmesi gerekeceği-
Mahkemece, davalının banka hesabından çektiği miktar davalı lehine kişisel mal olarak hesaplamaya katılmış ise de; bu miktarın çekildiği davalı adına bulunan banka hesabındaki miktarın TMK'nun 219. ve 220. maddelerine göre edinilmiş veya kişisel mal olup olmadığı hususunda herhangi bir araştırma veya inceleme yapılmadan karar verilemeyeceği-
Davacının dava dışı taşınmazın satışından elde ettiği geliri başka bir yere harcadığı ileri sürülüp kanıtlanmadığına göre dava konusu taşınmazın alımında kullanıldığının kabulünün gerektiği-
Evlilik birliği içerisinde yapıldığı anlaşılan ve davalının kişisel malı ile yapıldığı ileri sürülmeyen muhdesatın edinilmiş mal olduğu- Dava konusu şirketin edinilmiş mallara katılma rejimi döneminde dönem net zararları mahsup edildikten sonra şirketin sermayesi, geçmiş yıl kârları ile kâr yedekleri üzerinden davalının pay oranı dikkate alınarak davacının katılma alacağı belirlenmiş ise de, bahse konu dönem içerisinde her yıl için sermaye artırımı yapılıp yapılmadığı, kâr payının sermayeye ilave edilip-edilmediği, şirket bilançosuna göre, dağıtıma esas kârın mevcut bulunup-bulunmadığı,kâr payının yatırıma dönüştürülüp-dönüştürülmediği, sermaye artırımı yapılmış ise edinilmiş mallardan karşılanıp-karşılanmadığı usulüne uygun olarak araştırılmamış, şirket bilançosunun kâr dağıtımına esas olan aktif varlıkları belirlenmemiş, gerektiği takdirde konusunda uzman bilirkişi kurulundan denetime açık rapor alınarak mal rejiminin tasfiyesine esas alacak gereği gibi belirlenmemiş olduğundan kararın bozulması gerektiği-
