Yargıtay denetiminden de geçerek kesinleşen, aynı taraflar arasında, aynı sebebe dayanılarak ve aynı malvarlığı hakkında görülen davada, talep miktarı belirlenirken fazlaya ilişkin hak saklı tutulmamış olduğundan ve mahkemece de kesinleşen söz konusu ilamda, aynı taşınmazlar için fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulduğu belirtilmemiş olduğundan, 1086 sayılı HUMK'nun yürürlükte olduğu 25.07.2006 tarihinde açılan bu davada; 05.06.2007 havale tarihli ıslah dilekçesinde belirtilen ve sonradan tamamı kabul edilen bedelin üzerindeki talep miktarı yönünden davacının feragatte bulunduğunun kabulü gerektiği-
Davacının 28.10.2010 tarihinde boşanmış olarak ölen annesi ile babasının Almanya'da birlikte çalışmalaları sonucu elde edilen birikimlerle banka mevduat hesaplarında bulunan paralar ile gayrimenkuller edinildiği, bu malvarlığının edinilmesinde davacının annesinin de katkısının bulunduğu iddiası ile açılmış mal rejiminin tasfiyesine dayalı alacak isteği-
Katkı payı nedeniyle tapu iptal ve tescil, bunun mümkün bulunmaması halinde ise alacak isteğine ilişkin terditli olarak açılan davanın, aile mahkemesi'nde, aile mahkemesi kurulmayan yerlerde -Hakim ve Savcılar Kurulunca belirlenen- asliye hukuk mahkemelerinde "aile mahkemesi" sıfatıyla görülmesi gerekeceği-
Katkı payı alacağına ilişkin davanın, aile mahkemesinde görülmesi gerektiği-
Terditli olarak açılmış mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan hakka dayalı tapu ve trafik kaydının iptali ile tescil, bu mümkün olmadığı takdirde ise alacak isteği-
Boşanmış olan eşler arasında devam eden mal tasfiyesine ilişkin dava sırasında eşlerden birinin diğerinden mal kaçırmak için evlilik birliği içinde edindikleri nizalı taşınmazı muvazaalı olarak diğer davalıya devrettiği iddiasıyla açılan tasarrufun iptali davasında, tasfiye talep eden davacı eşin diğer eşten dava neticesinde alacaklı olma ihtimali bulunduğundan, mal tasfiyesine ilişkin davanın sonucunun bekletici mesele yapılarak hasıl olacak duruma göre bir karar verilmesi gerektiği-
Değer artış payı ve katılma alacağı davası- Hakkaniyet-
Davacının değer artış payı ve kişisel mallara ilişkin alacak talepleri hakkında aile mahkemesi görevli olduğu- Mal rejimi eşlerden birinin ölümü sebebiyle sonlanmış ise; dava katılma borçlusu olan ölen eşin davacı dışındaki diğer mirasçılarına karşı açılacağı, mirasçılar arasında ergin olmayan ortak çocuklar varsa oluşan yarar çatışması sebebiyle kendilerine temsil kayyımı atanarak davada temsil edilmesi gerektiği, mirasbırakanın davada yer almayan diğer mirasçılarının zorunlu dava arkadaşı olarak usul ve yasaya uygun biçimde kendilerine dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğinin sağlanması, davaya katıldıkları ve bildirdikleri takdirde delilleri toplanmak suretiyle davaya devam edilmesi gerektiği-
Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacak hakkı olduğu- Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK 229.m) ve denkleştirmeden (TMK 230.m) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK 219.m) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK 231.m) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkı olduğu (TMK 236/1.m)- Katılma alacağı Yasa'dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek olmadığı- Artık değere katılma alacak miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerlerinin esas alınacağı- Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen malların onların paylı mülkiyetinde sayılacağı- Bir eşin bütün mallarının, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edileceği (TMK 222. m)-
Mal rejimi sona erdiğinde eşlerin ya da mirasçılarının tasfiye davası sonucunda katkı payı, değer artış payı ve artık değere katılma alacak haklarının doğacağı, kural olarak, eşlerden birine ait mal varlığında, diğer tarafın mülkiyet veya başka ayni hak talebi söz konusu olamayacağı, mal rejiminin tasfiyesi isteğinde bulunan eşe ya da mirasçılarına tanınan hak ayni olmayıp, şahsi alacak hakkı olduğu, TMK'nun 239/1. fıkrasında; "katılma alacağı ve değer artış payının ayın veya para olarak ödenebileceği, ayrıca TMK.'nun 226/3.maddesi uyarınca "eşlerin, karşılıklı borçları ile ilgili düzenleme yapabilecekleri-
