Katkı payı ve katılma alacağına ilişkin davada, mahkemece dava konusu 3 tarla ve 1 bağ olmak üzere toplam 4 adet taşınmaz yönünden katılma alacağına hükmedilmiş ise de davalının cevap dilekçesinin ekinde sunduğu taşınmaz listesinde toplam 12 adet taşınmazdan dava konusu olmayan 7 adet taşınmazın satılarak bunlardan elde edilen para ile dava konusu taşınmazların edinildiğini savunduğu, davacı kadının duruşmada "davaya konu edilen taşınmazlar 2002 yılından önce kazanılan para ile alınmıştır ancak evlilik birliği içinde bende çalıştığım için bunlarda katkım vardır." şeklindeki imzalı beyanı ile bu olguyu doğrulayarak dava konusu taşınmazların diğer taşınmazlar satılarak edinildiğini kabul ettiği, ancak mahkemece bu savunma üzerinde yeterince durulmadan sonuca gidildiği anlaşıldığından, mahkemece, davalının cevap dilekçesinin ekinde belirttiği taşınmazların kayıtlarının tapu müdürlüğünden getirtilerek, taşınmazların el değiştirme tarihlerinin yakınlığı, öncelik-sonralık ilişkisi, alım-satım değerleri vs. gözönünde bulundurularak, tarafların gösterdiği tüm delillerle birlikte tartışılıp değerlendirilerek, davalının kişisel malından transfer edilip edilmediğinin araştırılması, gerektiğinde bilirkişiden bu hususlarda ek rapor alınması gerekirken eksik incelemeyle karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-
Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğundan, dava konusu büyükbaş hayvanlar yönünden talep edilen miktarın aşılmaması gerektiği-
Ayrıca açıklanmadığından, davacının dava dilekçesindeki talebinin yarısının katkı payı alacağı için, yarısının artık değere katılma alacağı için talep edilmiş olduğu kabul edilmesi gerektiği-
8. HD. 10.02.2016 T. E: 2014/16172, K: 2132-
Artık değere katılma alacak miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerlerinin esas alınacağı- Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihinin karar tarihi olduğu- Edinme tarihi itibariyle dava konusu araç davalının edinilmiş malı olup, davacı tarafça değer artış payı yaratacak bir katkının varlığı iddia ve ispat edilemediğine göre; uyuşmazlığın TMK. mad. 218 vd'ndaki artık değere katılma alacağına ilişkin hükümlere göre çözüme kavuşturulması gerekeceği- 4721 s.T MK'nun yürürlükte olduğu edinilmiş mallara katılma rejimi dönemi içerisinde davalı adına tescil edildiği görülen taşınmazın edinme sebebinin trampa olup trampaya konu taşınmaz hissesinin davalı tarafça mal ayrılığı rejimi döneminin geçerli olduğunda edinilmiş olduğu sabit olduğundan, mahkemece, davanın taraflarınca trampa yolu ile edinilen taşınmaz için ilave para ödendiği ileri sürülmediğine göre; tarafların taşınmazdaki hissenin alımına katkı oranlarının tespiti ile bu katkının kullanıldığı davaya konu taşınmazın edinilmesinde TMK. mad. 227 gereğince davacı lehine değer artış payı alacağı hesaplanması gerektiği-
8. HD. 03.02.2016 T. E: 2014/19308, K: 1792-
Davacının 28.10.2010 tarihinde boşanmış olarak ölen annesi ile babasının Almanya'da birlikte çalışmalaları sonucu elde edilen birikimlerle banka mevduat hesaplarında bulunan paralar ile gayrimenkuller edinildiği, bu malvarlığının edinilmesinde davacının annesinin de katkısının bulunduğu iddiası ile açılmış mal rejiminin tasfiyesine dayalı alacak isteği-
Artık değere katılma alacak isteği-
Yargıtay denetiminden de geçerek kesinleşen, aynı taraflar arasında, aynı sebebe dayanılarak ve aynı malvarlığı hakkında görülen davada, talep miktarı belirlenirken fazlaya ilişkin hak saklı tutulmamış olduğundan ve mahkemece de kesinleşen söz konusu ilamda, aynı taşınmazlar için fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulduğu belirtilmemiş olduğundan, 1086 sayılı HUMK'nun yürürlükte olduğu 25.07.2006 tarihinde açılan bu davada; 05.06.2007 havale tarihli ıslah dilekçesinde belirtilen ve sonradan tamamı kabul edilen bedelin üzerindeki talep miktarı yönünden davacının feragatte bulunduğunun kabulü gerektiği-
Katkı payı nedeniyle tapu iptal ve tescil, bunun mümkün bulunmaması halinde ise alacak isteğine ilişkin terditli olarak açılan davanın, aile mahkemesi'nde, aile mahkemesi kurulmayan yerlerde -Hakim ve Savcılar Kurulunca belirlenen- asliye hukuk mahkemelerinde "aile mahkemesi" sıfatıyla görülmesi gerekeceği-
