Davalının öldüğü anlaşıldığından, mevcut evlilik ölümle sona ermiş olup boşanma davasının da konusuz kaldığı-
Bilinen son adresle tebligatın yapılamadan veya bu adresin tebliğe elverişli olmadığı anlaşılmadan doğrudan muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde tebligat yapılamayacağı- Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmadan, açıklamada bulunma, bu çerçevede savunmalarını ileri sürme ve ispat hakkı tanınmadan yokluğunda yargılamaya devamla hüküm kurulması davalının hukuki dinlenilme hakkını (HMK m.27) ihlal etmiş olup, hükmün bu sebeple bozulması gerektiği-
"Tarafların Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, adı. soyadı, doğum yeri ve tarihi, baba ve ana adları ile kadının evlenmeden önceki soyadı ile aile kütüğünde kayıtlı olduğu yer bilgilerinin" hükümde yazılmasının zorunlu olduğu ve mahkemece bu husus gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirdiği-
Davacının öldüğü anlaşıldığından, evlilik ölümle sona ermiş olup boşanma davası konusuz kaldığı-
Yerel mahkeme kararında, kadının boşanma davasının kabulüne ilişkin gerekçe gösterilmemesi ve özellikle davalı erkeğe yüklenen kusurlu davranışlara ilişkin gerekçelerin kararda gösterilmemiş olması karşısında, gerekçesiz şekilde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu-
Ön inceleme aşamasında boşanma talebinin olmadığını açıklayan davalı beyanı ile anlaşmalı boşanma davasının kendiliğinden çekişmeli boşanmaya dönüşeceği ve bu durumda, mahkemece, süre verilip, ön inceleme yapılarak tahkikata geçildikten sonra usulüne uygun şekilde gösterilen deliller toplanmak suretiyle gerçekleşecek sonuç uyarınca bir karar verilmesi gerektiği-
Taraflarca karşılıklı olarak evlilik birliğinin sarsılması nedeniyle açılmış boşanma davasında; anlaşmalı boşanma yönünde oluşan karar kesinleşinceye kadar eşlerin kabul edilen düzenlemeleri kapsayan irade beyanından dönmesini engelleyici yasal bir hüküm bulunmadığından tarafların karşılıklı boşanma davasının çekişmeli boşanma olarak görülmesi gerektiği-
Davalıya, tanıklarının isim ve adreslerini bildirmesi için verilmiş bir kesin süre bulunmadığından, mahkemeye bildirdiği tanıkların usulünce çağrılıp dinlenmesinden sonra karar verilmesi gerektiği-
2. HD. 17.04.2017 T. E: 2016/9289, K: 4322-
