Kasten adam yaralama suçundan açılan davada beraat eden ve hakkındaki bu karar kesinleşen davalı yönünden haksız eylem nedeniyle oluşan yaralanmadan kaynaklı manevi tazminat isteminin tümden reddi gerektiği-
Davalının, çalıştığı eski şirket hakkında hakkında sarf ettiği hoşa gitmeyen, sarsıcı hatta rahatsız edici, icapsız, kaba ve kişisel değer yargısı niteliğindeki ifadeler nedeniyle, davacı şirket lehine manevi tazminata hükmedilemeyeceği, ifade özgürlüğüne yönelik sınırlamaların her halde dar yorumlanması gerektiği-
Cumhuriyet Savcılığı tarafından yapılan şikayet sonucunda kamu davası açılmasında yeterli delil ve emare görülerek Özel Belgede Sahtecilik suçlaması ile ceza davası açıldığı nazara alındığında davalının şikayetçi olmasında az da olsa bir takım emareler bulunduğu anlaşılmakla, şikayetin olağan kuşku üzerine somut emarelere dayandırılarak yapıldığı kabulü ile haksız şikâyet nedeniyle kişilik haklarının ihlaline dayalı manevi tazminat istemin tümden reddi gerektiği-
Manevi tazminatın zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşıdığı, bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmediği- Dava konusu olay tarihi, oluş şekli, tarafların sıfatları, ifadelerin ağırlığı (davalının, davacıyı HSYK’ya şikayet ederek paralel yapı (fetö/pyd) mensubu olduğunu ileri sürmesi) gözetildiğinde, davacı yararına daha üst düzeyde manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği-
Kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkin davada ilgili yazının başlığında yazı içeriği ile ilgisiz bir biçimde, davacının sahibi olduğu marka ile ilgili "kripto yahudi" ifadesine yer verilmiş olup davaya konu yazının başlığından yer alan bu ifade hedef gösterme, kişileri din ve inançları nedeniyle ayrımcılığa tabi tutma niteliğinde olduğundan kişilik haklarına saldırıda bulunulmuş olduğu-
Haksız suç isnadı nedeniyle davacılar hakkında hırsızlık suçundan soruşturma yapıldığını, yaşadığı küçük yerde yüz kızartıcı suç ithamı ile büyük bir utançla karşı karşıya kaldığını, dört yıl süren soruşturma boyunca isnat olunan suçun ağırlığı altında ezildiğini, dört yıl sonra verilen takipsizlik kararı ile suçsuz olduklarının ortaya çıktığını ileri süren davacının haksız suç isnadı nedeniyle davacıların kişiliklerinin zarar gördüğünü belirterek uğramış oldukları manevi zararının tazminini talep ettiği davaya konusu olayın gelişim biçimi, olay tarihi nazara alındığında her bir davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğu-
Kişilik haklarının ihlalinden kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkin davada delil olarak sunulan CD kaydının hangi tarihte ve ne şekilde kaydının yapıldığı dosyadan anlaşılamadığından, mahkemece, bu konuda uzman bilirkişiden rapor alınarak karar verilmesi gerektiği-
Davalının, davacıya yönelik etkili eylemde bulunduğu, hakaret ve tehdit ettiği anlaşılmakla, davacının karşılık eylemi tazminat miktarının belirlenmesinde etken olabileceği, manevi tazminat talepli davanın tümden reddinin ise hatalı olduğu-
Hakaret ve iftira nedeni ile manevi tazminat istemine ilişkin davada, davacının talebi her bir eylem nedeniyle ayrı ayrı manevi tazminat istemine ilişkin olduğu halde, mahkemece hangi eylem nedeni ile ne miktarda tazminata hükmedildiği gerekçede açıklanmadan hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu-
Davaya konu konuşma metni bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının bir siyasi parti lideri olarak, C.Savcısı olan davacı tarafından yürütülen bir soruşturmada toplumun bilgi edinme hakkı kapsamında değerlendirme ve yorumlarda bulunduğu, kullanılan söz ve ifadelerin ifade özgürlüğü kapsamında eleştirel mahiyette olduğu ve davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmadığının anlaşılması halinde, mahkemece manevi tazminat isteminin tümden reddine karar verilmesi gerektiği-