TTK. mad. 687'de "Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişinin, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya varolan ilişkilere dayanan def’ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğer ki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun" hükmüne yer verildiği-
Yargılama aşamasında icra dosyasına ödeme yapılarak dosyanın infaz edilmesi halinde, yasa gereği,  menfi tespit davasının istirdada dönüşeceği-  Asıl davada davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilerek ödenen bedelin istirdaden davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesiyle birlikte, diğer itirazın iptali davasının konusunun kalmadığı- İcra kefilinin de, icra kefili olarak yaptığı ödemeyi İİK. mad. 361 uyarınca geri alabileceği- Talep olmadıkça, HMK.'nın 26. maddesine aykırı olarak, faiz yürütülemeyeceği-
İİK. mad. 72/5 uyarınca, dava borçlu lehine hükme bağlandığı takdirde kötüniyet tazminatına hükmedilmesi için davalı alacaklının icra takip tarihi itibarıyla takipte kötüniyetli olması gerektiği-
Bono iptali davası- Tescilli araçların satış ve devirlerinin noterde yapılması gerektiği, noter dışında yapılan motorlu araç satış ve devirlerinin geçersiz olacağı ve geçersiz satışlarda herkesin aldığını iade etmesi gerektiği-
6102 sayılı TTK. mad. 702/f.II uyarınca avalistin şekle ait noksandan başka bir sebebe dayalı sorumluluktan kurtulamayacağına göre davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerektiği- İİK. mad. 72/f.IV,c.2-4 uyarınca menfi tespit davasının reddine karar veren mahkeme, borçluyu, alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmasından doğan zararı için bir tazminata mahkum edeceği, menfi tespit davasının reddine karar veren mahkemenin, borçluyu tazminata mahkum edebilmesi için, alacaklının borçluya karşı bir icra takibi yapmış olması ve borçlunun bu icra takibinin durdurulması veya icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı almış ve bu ihtiyati tedbir kararının uygulanmış (infaz edilmiş) olması gerektiği-
Sahtecilik def’i mutlak def’ilerden olduğundan, kambiyo senedinde imza inkarında bulunandan sonra gelen herkese karşı ileri sürülebileceği- Bilirkişi incelemesi sonucunda imzanın davacıya ait olmadığı anlaşıldığından menfi tespit davasının kabulüne karar verilmesi gerektiği-
Mahkemece davanın açılmasına davalının sebebiyet vermediği kabul edilmesine rağmen kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmemesinin doğru görülmediği-
Ceza davası sonucunda verilecek olan maddi vakıayı saptayan bir kararın hukuk hakimini bağlayacağından, öncelikle bu ceza davasının sonucu beklenilip, sonucuna göre menfi tespit davasında bir karar verilmesi gerektiği-
Menfi tespit davasında, davalı, karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vakıanın varlığını (havale ile para gönderildiğini) kabul etmekle birlikte, onun hukuki niteliğinin (vasfının), ileri sürülenden başka olduğunu bildirmek suretiyle gerekçeli inkarda (vasıflı ikrar) bulunmuş olduğundan, bu durumda ispat yükü davacıda olduğu- Havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolundaki karinenin aksini yani davalıdan senet karşılığı alınan borca ilişkin yapıldığını iddia edenin bu iddiasını kanıtlamakla yükümlü olduğu-
Davalının davacıya borç vermiş olduğu dönemde 50 milyar miktarındaki bir paranın borç verilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve davacının davalıya borçlu olduğu miktarın yalnızca 5.000,00 TL olduğu iddiasıyla kambiyo senedine ilişkin olarak açılan bir menfi tespit davası kapsamında, kambiyo senetlerinin sebepten mücerret olduğu borçlu tarafın senedin aksini aynı ölçüde yazılı bir belge ile ispatlaması gerektiği halde böyle bir ispat vesikası sunmadığı gerekçesiyle verilen yerel mahkeme kararının onandığı-