Dava açmaya yetkili merciin olur verdiği tarih ve davanın açıldığı tarih itibariyle, olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 s. BK'nun 60. maddesinde hüküm altına alınan bir yıllık zamanaşımı süresi dolmamış olduğu- Zamanaşımı süresinin başlangıcına esas alınan tutanakla, zararın kurum tarafından takip edilebilir aşamaya geldiğinin kabul edilemeyeceği-
Zamanaşımının alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden “dava edilebilme” niteliğinden yoksun kalınmasını ifade ettiği- Alacağın salt zamanaşımına uğramış olmasının, onun eksik bir borca dönüşmesi için yeterli olmadığı, bunun için borçlunun, kendisine karşı açılmış olan alacak davasında alacaklıya yönelik bir def'ide bulunması gerektiği- Eser sözleşmesinin yüklenicinin bir eser meydana getirmesi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşme olarak nitelendirildiği- Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olmasının resmî şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlı olduğu, bu nedenle taşınmazların harici, başka bir deyişle resmî şekle uyulmaksızın satışının geçersiz olup bu şekilde yapılmayan sözleşmelerin mülkiyetin nakli sonucunu doğurmadığı- Geçersiz sözleşmelerde taraflar sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde verdiklerini iade ile yükümlü iseler de, harici taşınmaz satış sözleşmelerinde satıcının kararlaştırılan şekilde tapuda ferağ vermeye yanaşmayıp ifayı da imkânsız hale sokacak şekilde taşınmazı üçüncü kişiye devretmesi halinde alıcının ferağ ümidinin son bulduğu tarihten itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde sözleşme bedelinin iadesini isteyebileceği-
İSKİ'nin tacir olduğu, “yargı harçlarından” muafiyetinin olmadığı-Davacı, tacir olduğundan, olay günü haberdar olduğu zararı nedeniyle, tacirin zarar veren hakkında bir yıllık zamanaşımı süresi içinde dava açması gerektiği- Tacir olanlar için dava açma konusunda emir vermeye yetkili makamın olur tarihinin zamanaşımı süresinin başlangıcı için esas alınamayacağı- Tacirlerin, işletmeleri ile ilgili zararların takibinde gerekli özeni göstermesi gerektiği-
Uyuşmazlık konusu taşınmazın, ...1993 tarihinde davalılardan .....'a icra yolu ile ihale edildiği tarihte doğduğu ve bu tarihten itibaren 1 ile 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin dolduğu anlaşıldığından, davacının isteminin zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiği-
Davacının, tazminat yükümlüsünü husumetten reddedilen davanın kararın kesinleştiği tarihte öğrendiğinin ve eldeki tazminat davasını TBK. mad. 72/1 uyarınca iki yıllık zamanaşımı süresinde açtığının kabulü gerektiği-
K.li evrak zayi olduğu takdirde mahkeme tarafından iptaline karar verilebileceği- İptal kararı üzerine hak sahibinin hakkını senetsiz olarak da dermeyan veya yeni bir senet ihdasını talep edebileceği- İptal kararının olumlu sonucu ise davacının hak sahipliğini borçluya karşı göstermesi yani hak sahibinin teşhisine imkan vermesi olarak karşımıza çıkacağı, buna göre, iptal kararı davacının (iptal kararını elde eden kişinin) senette mündemiç bulunan ve iptal ile artık senetten ayrılan hakkın sahibi olduğuna ilişkin bir karine yaratılacağı- İptal kararının sadece senedi zayi eden hamilin senette mündemiç hakkı senetsiz olarak borçluya dermeyan edebilmesini ve borçlunun da iptal kararını alan kişiye ifada bulunmak suretiyle borcundan kurtulabilmesini sağlayacağı, kararın maddi hukuk yönünden bir etkisi olmadığı- İptal kararının hakkın mevcudiyetine, muhtevasına ve bu hak üzerinde tasarruf yetkisine tesir etmeyeceği- İptal kararının, iptal olunan senet yerine kaim olan bir senet niteliği taşımadığı, sadece, elden çıkmış bulunan senedin teşhis fonksiyonunu ifa etmekte ve iptal kararı hamiline senetsiz olarak alacağı talep hakkı verdiği-
Hizmet kusuruna dayanarak açılan davanın idari yargıda görülmesi gerektiği, mahkemece yargı yolu bakımından görevsizliği ve dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerektiği- Davacı ödemesinin dayanağı olan kazanın gerçekleştiği tarihten itibaren geçerli olan 2 yıllık zamanaşımı süresi geçmiş olsa da, davacının TBK'nun 158. maddesindeki ek dava açma süresinden yararlanacağı; idari yargı merciinde açılan davaya ilişkin olarak verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonraki altmış günlük ek sürede açılan davada zamanaşımının sözkonusu olmadığı-
Kurum zararı nedeniyle alacak istemine ilişkin davada olay tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102/4 maddesi gereğince uzamış ceza zamanaşımı süresi 5 yıl olup busüresi olan 5 yıllık süre geçmiş olduğundan, davalı tarafından süresinde ve usulüne uygun olarak ileri sürülen zamanaşımı defi gözetilerek; davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiği-
Dava açmaya yetkili makam "olur" tarihi nazara alındığında olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 60. maddesi uyarınca zamanaşımı süresi dava tarihi itibariyle dolmuş olduğundan ve davalı süresinde zamanaşımı def'inde bulunduğu da dikkate alındığında, kurum zararının ödetilmesi istemine ilişkin davada, bu davalı yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği-
Davacının kalıcı işgöremezliğe uğrayacak biçimde yaralanmış olduğu kaza tarihi ile ıslahın yapıldığı tarih arasında, 765 sayılı TCK'ya göre uygulanması gereken 5 yıllık ceza zamanaşımı süresinin geçtiği, davalı vekilinin süresinde zamanaşımı def'ini ileri sürdüğü gözetilerek, bu davalı yönünden ıslah edilen kısım için davacı talebinin reddi gerektiği- Dava değeri 3.666,66 TL'nin altında olduğundan, İcra Mahkemeleri' nde takip edilen davalar için tarifeyle belirlenen 440,00 TL'lik vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği- Davacının, davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu otobüsün, kendisi idaresindeki motorsiklete çarpmasıyla oluşan kazada ağır biçimde yaralandığını ve çalışma gücünü kaybettiğini, bakıma muhtaç hale geldiğini savunduğu davada, "davacılar için 15.000,00 TL. ve 7.500,00 TL'nin kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsili" ne dair verilen hükmün doğru olduğu-