Usule uygun tebligata rağmen davalı Hazinenin istinaf başvurusunda bulunmadığı, buna karşın davalı Hazine yanında fer'i müdahil sıfatı ile yargılamaya katılanın istinaf isteminde bulunduğu, ancak yanında katıldığı tarafla birlikte hareket etmek zorunda olan fer'i müdahilin yalnız başına karar istinaf isteme hakkının olmadığı-
Boşanma ve velâyet yönünden kararın kesinleştirilmesini belirterek kusur belirlemesi, erkek yararına hükmolunan maddî ve manevî tazminat ile yoksulluk nafakası taleplerinin reddi, iştirak nafakası miktarı yönlerinden istinaf kanun yoluna başvurulduğu - Çocuklar yararına aylık 500,00'er TL iştirak nafakasına, müvekkili yararına 1.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, yasal faizi ile 150.000,00'er TL maddî-manevî tazminata hükmedilmesine karar verildiği-
Davalı yüklenici tarafından üstlenilen işin elbise dikimi olduğu ve işin yerine getirilmemesine bağlı olarak ödenen bedeli iadesine ilişkin başlatılan icra takibine itirazın iptaline yönelik dava açıldığı; davacının, müvekkilinin davalı tarafından doğrudan mağdur edildiği iddiasında bulunması ve kapora tutarı yazan kartvizitte herhangi bir şirket adı geçmediğine göre açılan itirazın iptali davasında, davacının muhatabının davalı olduğu kabul edilmek suretiyle işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinin doğru olmadığı-
Aile konutu şerhi konulması davasında, ipoteğin kaldırılması davasının davalılarından olan ...'a husumet düşmeyeceği, bu nedenle davalı ...'un taşınmaza aile konutu şerhi konulması hükmünü istinaf etmesinde hukuki yararı bulunmamakta ise de, İlk Derece Mahkemesince aile konutu şerhi konulması davasında vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasına karar verildiği, aile konutu şerhi konulması davasında kendisine husumet düşmeyen davalı ... aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesinin doğru olmadığı- İpoteğin kaldırılması davasında ise, eşlerin fiil ehliyetine getirilen sınırlama aile konutuna şerhin konulması ya da konulmaması koşuluna bağlanmadığı gibi işlem tarafı olan üçüncü kişinin iyiniyetli olup olmamasının da herhangi bir önemi bulunmadığı, bu haktan önceden feragat edilemeyeceği gibi eşlerin anlaşmasıyla da ortadan kaldırılamayacağı ve açık rızanın ancak “belirli olan” bir işlem için verilebileceği- Somut olayda, davacı ile davalının aile konutuna sahip olduğu, davalı ...'un aile konutu üzerine dava dışı eski eşin boşanma aşamasındaki anlaşmalarının teminatı için ipotek tesis edildiği, aile konutu üzerine tapu maliki olmayan eşin açık rızası alınmadan ipotek tesis edilemeyeceği, davacı eşin ipotek işlemine açık rızasının olduğu ispat edilemediğinden istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmesi gerektiği-
Erkeğin kadına hakaret ettiği yönüyle kusurlu bulunduğu ancak dava dilekçesinde, dilekçeler aşamasında vakıa olarak dayanılmamakla kusur olmaktan çıkartılması gerektiği, erkeğe verilen diğer kusurun sabit olduğu, erkeğin ayrıca evlilik birliği içinde ve fiili ayrılık döneminde kadının ve çocuğun ihtiyaçlarını karşılamadığı yönüyle kusurlu bulunduğu-Kadının kusurunun ispatlanamadığı anlaşılmakla; kusura yönelik tarafların istinaf talebinin kısmen kabulüne karar verildiği, kadın ve ortak çocuk için hüküm altına alınan tedbir nafakası ile ortak çocuk için hüküm altına alınan iştirak nafakasının az olduğu, tarafların gelirlerinin denk olduğu, bu kapsamda kadın yararına yoksulluk nafakası koşullarının oluşmadığı-Kadın yararına hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminatın da az olduğu gerekçesi ile taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kısmen kabul edildiği
Dava şartlarının kamu düzenine ilişkin olduğu ve yargılamanın her aşamasında mahkeme tarafından re'sen dikkate alınacağı- Dava şartının tamamlanabilir olması halinde mahkeme tarafından bu eksikliğin giderilmesinin beklenebileceği, bu nedenle, ayırt etme gücüne sahip olmayan bir kişinin davasına devam edilebilmesi için kişiye vasi atanması gerekiyorsa bunun giderilebilir bir eksiklik olduğu ve beklenmesi gerektiği ancak kısıtlı kişi ölmüş ise bu eksiklik giderilemeyeceğinden davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiği-
Edinilmiş malların, her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleri olduğu - Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşyalar, mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri, manevi tazminat alacakları ve kişisel mallar yerine geçen değerlerin ise kişisel mal olduğu - Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimsenin, iddiasını ispat etmekle yükümlü olduğu - Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal sayılacağı -
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki harici taşınmaz satış sözleşmesi nedeniyle takas ve alacak istemine ilişkindir...
Hukuki ilişki nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığa hukuk kurallarının doğru şekilde uygulandığı, taraflar arasındaki görüşmelerin önsözleşme olarak kabulü ile kira sözleşmesinin kurulmaması nedeniyle sözleşmenin feshine bağlı olan makul süre kira bedeli veya cezai şart mahiyetinde olan kira kaybına hükmedilmesinin mümkün olmadığı, karşı davada ise önsözleşmede davalı imzası bulunmadığından ödemelerin önceki kiracının borcuna mahsuben yapıldığı hususunun davacı tarafça ispatlanamadığı yönündeki kabulde bir isabetsizlik bulunmadığı, ayrıca banka dekontlarında yer verilen "ön sözleşme gereği depozito bedeli" açıklamasının da karşı davaya konu edilen alacağın depozito bedeli olduğunu göstermesine göre, kanun ve usule uygun kararın onanmasına karar verilmesi gerektiği-
Davacının murisi adına kayıtlı motor hattı plakasının iptali ile miras payı oranında tescili talebi- Dinlenen tanık beyanları ile ... UKOME kararında söz konusu plakanın davalıya ait olduğu, plakanın uzun yıllardır davalı adına kayıtlı olduğu, plakanın işletme hattının resmi devrine ilişkin kayıt bulunmadığı, kayıtlar çok eski olduğu için esnaf odası ile İBB kayıtları bakımından da açıklık bulunmadığı- İspat yükü üzerinde olan davacının davasını ispatlayamadığı-