4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "ispat yükü" başlıklı 6 ıncı maddesine göre kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her birinin, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu- Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "ispat yükü" başlıklı 190 ıncı maddesinin birinci fikrasına göre de ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu- Davacı kadın, dava ve cevaba cevap dilekçesinde ziynet eşyalarının davalı erkek tarafından "çalınacağı" iddiasıyla kadından zorla alındığını ve kayınvalidesinin kovması sonucu apar topar ortak konuttan ayrıldığını, bu sırada zaten ziynet eşyalarını almaya fırsat bulamayacağını iddia ettiği- Yukarıda yazılı maddelere göre, ispat yükü davacı kadın üzerinde olduğu- Ne var ki, davacı kadın gerek ziynet eşyalarının zorla kendisinden alındığını, gerekse evden apar topar ayrılmak zorunda kaldığına ilişkin vakıayı dosya kapsamına göre tanık beyanları ve diğer delillerle ispatlayamadığı- Bu halde, davanın ispatlanamadığından reddine karar verilmesi gerekirken, yazıl şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmediği-
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı vekili tarafından ziynet alacağı davasının kabul edilen kısmı yönünden temyiz edilmekle; kesin ...
İlgili bağlantılar
