Kanun yollarına başvuru sırasında adli yardım talebinin, Bölge Adliye Mahkemesine veya Yargıtay’a yapılacağı, o halde, ilk derece mahkemesince istemin esasının değerlendirilip oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, aksi düşünceyle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesinin ve Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
Kanun yollarına başvuru sırasında adli yardım talebinin, Bölge Adliye Mahkemesi'ne veya Yargıtay’a yapılacağı, Bölge Adliye Mahkemesi'nce istemin esasının değerlendirilip oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, aksi düşünceyle istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmesi yönünde hüküm tesisinin isabetsiz olduğu-
İlamın takip talebine uygun şekilde tavzihi ile, "borçluların müteselsil sorumluluğuna" hükmedilerek dayanak ilamın takip talebine uygun hale geldiği anlaşıldığından takibin iptaline ilişkin başvurunun reddi gerektiği- Mahkemece "icra emrinin düzeltilmesine" karar verilmişse de, istinaf başvurusunun esastan reddedilmesine ilişkin kararın bozulması gerektiği-
Sulh, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceğinden, ilk derece mahkemesince alacaklı tarafından sunulan sulh dilekçesi ve ekinde yer alan sulh ve ibra protokolü değerlendirilerek bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekeceği-
Mahkeme Yazı İşleri Müdürünün veya kalem personelinin temyiz harcı veya giderinin tamamlanması için temyiz edene süre vermesi veya tebligat zarfı üzerine ihtar/uyarı şeklinde yazılan ve Hâkim imzası taşımayan muhtıranın usule aykırı olduğu-
Avukatın vekaletnamesiz işlem yapmasının olanaklı olmadığı- Gecikmesinde zarar doğabilecek hâllerde mahkemenin, vereceği kesin süre içinde vekâletnamesini getirmek koşuluyla avukatın dava açmasına veya usul işlemlerini yapmasına izin verebileceği-
Haciz tarihi itibariyle satış vaadi sözleşmesinin tapuya şerh edilmiş ve süresinde satış vaadi alacaklısınca dava açılmış olması, devamında taşınmazın şikayetçi tarafından satın alınması nedeniyle haczi kendisine karşı geçerli olmayacağından haczin kaldırılması" talebine ilişkin 3. kişinin icra mahkemesine başvurusunda, icra mahkemesince, işin esasına girilerek sonuca göre kabul yada ret kararı verilmesi gerekirken, genel mahkemelerin görevli olduğu gerekçesi ile istemin "görev yönünden reddinin" isabetsiz olduğu-
Mahkemece öncelikle borçlu yana, şirketin yeniden ihyası için görevli ve yetkili mahkemede dava açabilmesine yeterli ve kesin süre verilerek, borçlunun “ihya davasını” açmaması ya da açmak istememesinin saptanması durumunda ise; 6100 Sayılı Yasa’nın 54 ve 55. maddeleri hükümleri uyarınca işlem yapılmalı, ihya davası açılmasını sağlamak amacıyla kayyım atanmasına karar verilmesi, şirketin ihyasıyla yeniden tüzel kişilik kazanması durumunda da gerekli tebliğ işlemleri yapılmak suretiyle taraf teşkili sağlandıktan sonra uyuşmazlığın hükme bağlanması gerekeceği-
Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının, temyizi üzerine Yargıtayca verilen kararlara karşı karar düzeltme yoluna gidilmesinin mümkün olmayacağı- Karar düzeltme talebinin kötüniyetle yapıldığı anlaşıldığı takdirde Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre bir miktar disiplin para cezası ile cezalandırılması gerektiği-