1. HD. 18.12.2012 T. E: 7178, K: 15361-
Son kayıt maliki ikinci el konumundaki kişinin aynı taşınmazda paydaş olması karşısında TMK'nun 1024. maddesi hükmü uyarınca sahte işlemi bilen ve bilmesi gereken kişi konumunda olduğu ve bu durum karşısında davalının TMK'nun 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanamayacağı- Adına dava açılanın dava tarihinde bekar - ölü olduğu dosya kapsamı ile sabit olup, ölü kişinin davası bakımından davanın dinlenemeyeceği, bu kişi bakımından işin esası yönünden karar verilemeyeceği-
Hareketle "kötü niyet iddiasının def'i değil itiraz olduğu,iddia ve müdafaanın genişletilmesi yasağına tabii olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve mahkemece kendiliğin den (resen) nazara alınacağı-
Tapu iptal ve tescil davasında davacının taraf olmamasına karşın, tapudaki payının terkin edilmiş olmasının da başlı başına yolsuz tescil teşkil edeceği-
1. HD. 03.10.2012 T. E: 10637, K: 10653-
Tapu iptal ve tescil isteği-
Davacı iptal değil, sadece tescil isteğinde bulunmuş ise Yargıtayın yerleşmiş ve kurallaşmış uygulamalarına göre, tescil isteği tapu sicilinde mevcut eski kaydın iptali isteğini de kapsadığı gözetilerek davacının ayrıca tapu kaydının iptalini de dava etmesine gerek olmadığı-
İhalenin feshi isteklerinin reddedilmiş olması keyfiyetinin temelde yolsuz tescil nedenini ortadan kaldırmayacağı, yolsuz tescile dayalı tapu iptali ve tescil davalarının her zaman açılabileceği-
Kadastro tespit tarihinden önce ölen murislerinden kalan tereke üzerinde davacılar, kendi miras payları yönünden iptal ve tescil isteğinde bulunmuş iseler de, murisin tespit tarihinden önce öldüğü gözetildiğinde, tutanağın kesinleştiği tarih ile davanın açıldığı tarih itibariyle 3402 sayılı Kanunun 12/3 maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden bu parseller bakımından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesinin hükmün bozulmasına neden olacağı-
Ö.’in inançlı işleme dayalı olarak E.’e yapılan bu temlikten bihaber olduğunun kabulünün, dosya kapsamına ve toplanan delillere uygun düştüğü söylenemeyeceğinden; olayların gelişimi ve süreci gözetildiğinde davalı Ö.’nün, anılan bu işlemi TMK.nun 1024. maddesi hükmü uyarınca bilen veya bilmesi gereken kişi konumunda olduğu; öyle ise, Ö.’in E.’ten gelen ½ pay bakımından iyiniyetli olduğunun kabul edilemeyeceği-