Ayırtım gücü bulunmayan kimsenin, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, yapacağı işlemlere sonuç bağlanamayacağından karşı tarafın iyi niyetli olmasının o işlemi geçerli kılmayacağı, ayırt etme gücünün miras bırakanda olup olmadığının bilirkişi raporu ile belirleneceği, miras bırakanın ehliyetli olduğunun saptanması halinde, miras bırakan tarafından yapılan temlikin mal kaçırma amaçlı olup olmadığının araştırılması, ehliyetsiz olduğunun saptanması veya temlikin muvazaalı olduğunun anlaşılması halinde son kayıt malikinin iyi niyetli olup olmadığının 8.11.1991 tarih ve 1990/4 esas 1991/13 sayılı İ.ları Birleştirme Kararı’ndaki ilkeler çerçevesinde belirlenmesi gerekeceği–
Tapu kaydına dayanarak, bir parseli kayden iktisap edenlerin iyi-niyeti korunursa da (MK. 1023), gerçek durumu -bulundukları konum itibariyle- bilinen ve bu nedenle iyiniyet iddiasında bulunamayacak olan kişilerin yolsuz tesçile dayanamayacakları -
Tapu dışı satımın geçerli hâle gelmesinden sonra, gerekli özen gösterilmeden taşınmazın tapu ile iktisap edilmesinin, tapu dışı satımı bozamayacağı -
Cebri icra yoluyla ve açık artırma suretiyle yapılan satışlar sonucu bir taşınmaz malın satın alınmasında, ancak “ihalenin feshi yoluna gidilmesinin engellendiğinin anlaşılması halinde”, MK’nun 1023. maddesine dayanılarak genel mahkemede “tescilin yolsuzluğu”na ilişkin “tapu iptali ve tescil davası” açılabileceği ve alıcının satışa konu malın tapu kaydının yolsuzluğunu bile bile ve kötü niyetle bu arttırmaya girip taşınmazı satın aldığının kanıtlanması halinde, “davanın kabulüne” karar verilmesi gerekeceği-
Basit bir incelemeyle dava konusu daireye ait satış işleminde yetki verilmediği anlaşılabilecek durumda olup, ortada tapu memurunun da açık ihmali olduğundan yapılan satış işleminin yolsuz tescil ile malul olduğu-
Adli Yargı yerinden hüküm alınmadıkça; mülkiyet durumunu değiştiren ve tapu siciline yönelik olan bir tescil ya da tashih işlemi yapılamaz, nitekim, Vakıflar Genel Müdürlüğünce, 7044 sayılı yasa hükümlerinden kaynaklanan hakka değinilmek suretiyle mülkiyetin hükmen devredilmesi davaları, Adli yargı yerinde açılmakta; verilen hükümlerin temyizen incelemesini de Yargıtay Birinci Hukuk Dairesinin yaptığı-
Belediye tüzel kişiliğine ait taşınmazların satışlarının bağlı olduğu şekil koşulları (Belediyeye ait taşınmazların satış yetkisinin belediye meclisine ait olduğu, belediye meclisinin taşınmaz satış yetkisini encü-mene veya başkana devrederken karara “satılacak taşınmazların ada ve parsel numaraları, mevkii ve yüzölçümleri ile rayice uygun bedelleri”ni yazması gerektiği, “belediyenin taşınmazının satışına” ya da “belediye başkanınca veya encümenince uygun görülen taşınmazların satışına” yolundaki genel nitelikte olan ve yetki devri anlamına gelen kararların hukuki sonuç doğurmayacağı ve geçerli olmayacağı)-
3533 sayılı Yasa’ya göre, hakemler mülkiyeti belirlemekle görevli olup, tapu iptali ve tescili görevinin genel mahkemelere ait olduğu-
Tapu kaydının dayanağı sebep “idari işlem veya resmi senet” herhangi bir nedenle geçersiz hale gelmişse, tapu kaydı yolsuz tescil durumuna düşeceği, Belediye Meclis kararına dayanmayan ve geçerli olmayan bir sözleşme ile çekişmeli taşınmazı edinen davalının “tapu siciline itimad” prensibine sığınamayacağı-
Tapu siciline iyiniyetle iktisabın korunmasında, kötüniyet iddiasının def’i değil itiraz niteliğinde olduğu, yargılamanın her safhasında ileri sürülebileceği ve mahkemece kendiliğinden (re’sen) nazara alınacağı-