Talep konusu senedin vadesinin geldiği, miktar bakımından istemle bağlı kalınarak talep edilen miktar üzerinden ihtiyati haciz isteminin kabulüne karar verileceği-
Talep edilen alacağın herhangi bir mahkeme kararına veya kıymetli evrağa dayanmadığı gibi kira sözleşmesinin tek başına ihtiyati haciz kararı verilmesi için yeterli olamayacağı gibi, borçlunun kaçma ya da mal kaçırma şüphesini gösteren herhangi bir delilin de ibraz edilemediği birlikte değerlendirildiğinde mahkemece ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği-
Davacının "hesabın kat tarihinden icra takip tarihine kadar" akdi faiz talep edebileceği-
Salt faturalara istinaden alacağın varlığı ve miktarı konusunda kanaat edinilemediğinden, ihtiyati haciz isteminin reddi gerekeceği-
İhtiyati hacze konu yakıtın, dava dışı şirket tarafından temin edildiği ve davalı tarafa teslim edildiği ve ihtiyati haciz talep eden tarafından dava dışı şirket ile imzalanan bayiilik anlaşması gereğince, "borcun ödendiği" hususunun sabit olduğu, ihtiyati haciz talep eden alacaklının rücu ettiği alacağın TTK. 1352/L maddesi uyarınca deniz alacağı olduğu, aynı Kanun'un 1353/4. maddesi uyarınca ihtiyati haciz sebebi olduğu-
İhtiyati hacze dayanak kredi sözleşmesinin tarafı olmadığı halde bu şirket yönünden de ihtiyati haciz kararı verilmesinin doğru olmadığı-
Kefalet akdinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan yasa hükümlerine göre değerlendirilmesi gerektiği-
Kefilin, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmesi halinde, alacaklının, asıl borçluya müracaatla rehinleri paraya çevirtmeden önce kefil aleyhine de takibat yapabileceği ancak kefilin kefalet borcunun teminatı olarak rehin verilmişse İİK’nın 45. maddesi uyarınca kefil hakkında ihtiyati haciz istenemeyeceği-
Kefalet borcunun teminatı olarak rehin verilmişse İİK’nın 45. maddesi uyarınca kefil hakkında ihtiyati haciz istenmemesi gerekeceği-
Tasarrufun iptali davasının amacı borçlunun haciz tasarruf yetkisinin kısıtlanmamış olduğu bir dönemde yaptığı tasarruflarla mal varlığından uzaklaştırdığı mallardan bunlar sanki borçluya aitmiş gibi alacaklıların tatmin edilmesini sağladığından, tasarrufun iptali davası sırasında konulan ihtiyati haczin tarihi daha sonra olsa bile davayı kazanan alacaklının, sonraki malikin haciz koydurmuş alacaklılarından daha önce alacağını tahsil etmesi gerektiği- İptal edilen tasarrufun artık davacıya karşı ileri sürülmesinin mümkün olmadığı-