Davalı kadının düzenli bir işi ve gelirinin bulunmadığının, babasından 314,56 TL ölüm aylığı aldığının anlaşıldığı, bu gelir kendisini yoksulluktan kurtaracak miktarda olmadığından kendisi yoksulluk sınırında bulunan davalının ortak çocuklar için iştirak nafakasıyla yükümlü tutulmasının doğru olmadığı-
2. HD. 19.04.2017 T. E: 2016/17661, K: 4547-
Menfi tespiti istenilen iştirak nafakası, Türk Medeni Kanunu'nun İkinci Kitap, Birinci Kısım, İkinci Bölümünde (TMK. m.182) düzenlenmiş olup, bu niteliği itibariyle uyuşmazlığın “Aile Hukukuna” ilişkin bulunduğunun anlaşıldığı, borç, Aile Hukukundan (iştirak nafakası) doğduğuna göre açılan bu davanın, 4787 sayılı Yasa'nın 4. maddesi gereğince Aile Mahkemesinde bakılmasının gerektiği-
Müşterek çocuğun yaşı,ihtiyaçları,eğitiminin devam ediyor olması,aradan geçen sürede ihtiyaçlarında artış olması ve son nafaka artışının da 2013 yılında hüküm altına alınmış olması da nazara alınmak suretiyle, davalının geliri ile orantılı olacak şekilde, (TMK'nun 4. maddesi gereğince) hakkaniyete uygun bir miktarda nafaka artırımına hükmedilmesi gerekeceği-
Davalı kadının düzenli bir işi ve geliri bulunmadığı anlaşıldığından, davalının ortak çocuklar için iştirak nafakasıyla yükümlü tutulmasının doğru olmadığı-
Kendi yoksul olan kişinin nafaka ile yükümlü tutulamayacağı-
Mahkemece; tarafların sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları, ekonomik göstergelerdeki değişim nazara alınarak, daha uygun bir artışa karar verilmesi gerekeceği-
Kural olarak; iştirak nafakası velayetin eylemli olarak kullanılmasına bağlı bir alacak olup, velayet hakkını eylemli olarak kullanmayan ana veya babanın diğerinden iştirak nafakasını isteyemeyeceği-
İştirak nafakasından kaynaklanan talep, Aile Hukukundan (nafaka yükümlülüğünden) doğduğuna göre, açılan bu davanın 4787 sayılı yasanın 4. maddesi gereğince, Aile Mahkemesinde bakılması gerektiği, mahkemelerin görevinin kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınması gerektiği, bu nedenle o yerde ayrı bir aile mahkemesi varsa çekişmenin aile mahkemesinde görülmesi, aksi halde davaya aile mahkemesi sıfatıyla bakılması gerektiği-
Nafaka artırım davasının açılması belli bir zaman geçmesine bağlı tutulmadığı gibi, her davanın açıldığı tarihe göre değerlendirilmesi gerekeceği, önceki dava tarihi ile bu davanın açıldığı tarih arasında 3 yıldan fazla sürenin geçtiği, bu süre içinde tarafların sosyal ve ekonomik durumları değiştiği gibi, çocukların yaşı ve ihtiyaçları da doğal olarak arttığından, mahkemece; müşterek çocukların yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları, davacı anne ile nafaka yükümlüsü babanın ekonomik durumu gözetilerek, uygun bir nafaka artışına karar verilmesi gerekeceği-
