İcra takibinden sonra, davalı tarafa olan nafaka borcuna mahsup edilmek üzere müşterek çocuğun kreşine 15.600 TL ödenmesi konusunda anlaştıkları halde aracına haciz konulduğunu ileri sürerek bu miktar kadar borçlu olmadığının tespitine ve kötüniyet tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı, davacının çocuğun kreş ücretini ödese de nafaka yükümlülüğünden kurtulamayacağını belirterek davanın reddine ve kötüniyet tazminatına-
İlama istinaden yapılan takipte velayeti anneye verilen müşterek çocuk alacaklı sıfatı ile ilam gereği birikmiş iştirak nafakası talebinde bulunmuş olup iştirak nafakası alacaklısı velayet hakkı kendisine verilen eş olup reşit olan müşterek çocuğun birikmiş iştirak nafakası alacağını takibe koyma hakkı ve sıfatının bulunmadığı anlaşıldığından, mahkemece taleple bağlı kalınarak takibin durdurulmasına karar verilmesi gerektiği-
Davalının dosyaya yansıyan sosyal ve ekonomik durumu bu olsa da, müşterek çocuklar için tarafların boşanmaları neticesinde 2007 yılında aylık 250’şer TL olarak belirlenen iştirak nafakalarının 2011 yılında açılan artırım davası neticesinde aylık 750’şer TL’ye yükseltildiği, davacının dosya kapsamında alınan beyanı ile de sabit olduğu üzere Amerika’dan aldığı evini 200.000 dolara sattığı yönündeki beyanı ve özellikle de eldeki iştirak nafakasının azaltılması davasının açılma tarihi olan 10.10.2014 tarihi ile son artırım davasının kesinleştiği 03.12.2013 tarihi arasındaki kısa süre de dikkate alındığında; mahkemece, söz konusu nafakalardan yüksek miktarda indirim yapıldığı- Tarafların sosyal ve ekonomik durumları, müşterek çocukların yaşları,eğitim durumları,sosyal ihtiyaçları ile davacı babanın sosyal ve ekonomik durumu da dikkate alınarak hakkaniyete uygun ve makul miktarda bir indirim yapılması gerektiği-
Mahkemenin ilk kararında, anne aleyhine aylık 150 TL iştirak nafakasına hükmedilmesi ve babanın bu ilk kararı temyiz etmemesi dikkate alındığında, iştirak nafakası miktarı açısından anne lehine usuli kazanılmış hak oluşmuş mudur? Mahkemece anne aleyhine verilen iştirak nafakasının aylık 150 TL' yi geçmeyecek şekilde taktir edilmesi gerekir miydi?
Takip tarihi itibari ile reşit olan kızı için reşit olduğu tarihe kadar birikmiş nafaka alacağı talep edilebileceği gibi, takip tarihinden sonra da nafaka talep edilemeyeceği, Bilirkişi raporunda, kızın reşit olma tarihi dikkate alınarak rapor hazırlanması talep edilmiş ise de, bilirkişi raporunda bu hususa dikkat edilmediği, sadece nafakanın kaldırılma tarihi esas alınarak hesaplama yapıldığı görülmektedir. O halde mahkemece, D. Karaman için reşit olduğu tarihten sonra nafaka talep edilemeyeceğinden gerektiğinde bilirkişiden ek rapor alınarak ve her iki çocuk için de nafakanın takipten evvel, 12.03.2013 tarihiden itibaren, kaldırıldığı gözetilerek takipten sonrası için devam eden nafaka alacağı talep edilemeyeceğinden icra emrinin buna göre düzeltilmesine karar verilmesi gerektiği-
TMK.'nun 182. maddesi uyarınca, ilamda hüküm altına alınan iştirak nafakasının alacaklısının, müşterek çocuk olmayıp, velayet hakkı kendisine verilen eş olduğu, velayet hakkı küçüğün reşit olması ile sona ereceğinden, bu tarihte iştirak nafakasının da sona ereceğinin tabi olduğu, ancak çocuğun reşit olduğu tarihe kadar ödenmeyerek biriken nafaka alacağı bulunduğu takdirde, velayet hakkı kendisine verilmiş olan eş tarafından çocuğun reşit olduğu tarihten sonra da bu alacağın takibe konu edilerek ödenmesinin istenebileceği, ancak çocuğun bunun tahsilini isteyemeyeceği-
İcraya konu edilen ilamda, alacaklı velayet hakkı sahibi anne olup, borçlu ise baba olduğundan, çocuğun ergin olduğu tarihten önce tahakkuk etmiş nafaka alacakları için annenin takip yapabileceği- Çocuğun, iştirak nafakası ilamını takibe koyamayacağı, ergin olmuş olsa bile, ergin olmadan önce tahakkuk etmiş olan nafaka borçları sebebiyle yapılan haczi alacaklı olan annenin talebi olmadan kaldırmanın mümkün olmadığı; çünkü bu durumda ergin olsa bile, müşterek çocuğun takipte taraf (alacaklı) olmadığı-
Nafakalara faiz istemi hakkında olumlu yada olumsuz karar verilmesi gerektiği-
Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında kadın yararına daha uygun, miktarda maddi/manevi tazminata; tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre kadın yararına daha uygun miktarda yoksulluk nafakasına; tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre çocuklar adına daha uygun iştirak nafakasına hükmedilmesi gerektiği-
Davalı erkeğin hareketleri iradi olmadığından, kusur yüklenemeyeceği ve TMK. mad. 166/1 uyarınca "evlilik birliğinin sarsılması" hukuki sebebine dayanılarak boşanmaya karar verilemeyeceği- Davalı erkeğin akıl hastası olduğu ve vesayet altına alındığı, hastalığı nedeniyle çalışamadığı ve babasının yardımı ile geçindiği, herhangi bir malvarlığı ve gelirinin bulunmadığı, ekonomik durumunun nafaka ödemesine imkan sağlayacak nitelikte olmadığı anlaşıldığından, kendisi bakıma muhtaç davalının davacı kadına yoksulluk nafakası ile iştirak nafakası ödemesine karar verilemeyeceği- Davalının TMK. mad. 405 gereğince, kısıtlanmış olması nedeniyle davranışlarının iradiliğinden söz edilemeyeceği ve kendisine bu nedenle kusur yüklenilebileceği- TMK. mad. 174/1-2 koşulları davada gerçekleşmediğinden, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddi gerektiği-
