İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için esas hakkında kesin bir kanaat oluşmasına gerek bulunmadığı gibi tam bir ispat aranması da gerekmediği- Hakimin, ihtiyati haciz kararı verilip verilmeyeceği hususundaki takdir hakkını, sunulan delillere göre kullanacağı- Somut olayda,  UYAP üzerinden yapılan incelemede hem eldeki dosyada hem de icra takip dosyasında takibin dayanağı alacağa ve alacağın doğum tarihine ilişkin bilgi ya da belgenin bulunmadığı, TBK'nın 19.maddesi kapsamında iptali talep edilen davalılar arasındaki işlemlerin muvazaalı olduğuna dair yaklaşık ispat koşulunun da henüz sağlanamadığı dikkate alındığında, ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı-
Murisin sağlığında taşınmazlarını vekâleten satan davalıya karşı, vekilin kendine yapılmış bir temlik bulunmaması karşısında, mirasçı olan davacının taşınmaz satışlarından hissesine düşen bedel yönünden tazminat isteminde bulunup bulunamayacağı- Mahkemenin direnme olarak adlandırdığı temyize konu kararın, usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı, bozma konusu ile ilgili yeni bir hukuki değerlendirme ve gerekçeye dayalı oluşturulan yeni hüküm niteliğinde olduğu ve kurulan bu yeni hükmün temyizen incelenmesi görevi Hukuk Genel Kuruluna değil, Özel Daireye ait olduğu-
Asgari tarımsal arazi büyüklüğüne erişmiş tarım arazilerinin bölünemez eşya niteliği kazanmış olacağı, asgari tarımsal arazi büyüklüğünün mutlak tarım arazileri, marjinal tarım arazileri ve özel ürün arazilerinde 2 hektar, dikili tarım arazilerinde 0,5 hektar, örtü altı tarımı yapılan arazilerde 0,3 hektardan küçük belirlenemeyeceği, ifraz edilemeyeceği, hisselendirilemeyeceği, Hazine taşınmazlarının satış işlemleri hariç olmak üzere pay ve paydaş adedinin artırılamayacağına dair hüküm, kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerce res'en dikkate alınması gerektiği- 5403 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri üzerinde durulmaksızın davalının davayı kabulü hükme esas alınarak tapu iptali ve tescil talebinin kabulü ile davacılar adına tescile karar verilmesi halinde kamu yararı amacıyla getirilen ve kamu düzenine ilişkin olan "bölünemez büyüklük" kuralı ihlal edilmiş olmakta, davacılar ve davalı iyiniyet kuralına aykırı olarak Kanun maddesini dolanmak suretiyle tarım arazilerinin bölünmesine sebebiyet verildiği- Kesinleşmiş mahkeme kararı olsa da davacılar ve davalı arasında bu danışıklı durumu yasanın koruması söz konusu olmayacağından, İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü vekilinin yargılamanın iadesini kamu yararı adına talep etme hakkı bulunduğu-
Dava konusu markaların borcun doğumundan sonra, borçlular ile organik bağ içinde olan diğer bir şirkete devredildiği, devirden sonra üçüncü kişi şirketin markayı kullanmadığı, dava dışı bir başka şirkete lisans yoluyla kullandırdığı - Markaların koruma sürelerinin dolduğu, üçüncü kişinin korumayı yenilemediği, bu hali ile mali değerinin çok düşmüş olduğu olguları birlikte değerlendirildiğinde, marka devrinin ticari kar amacının dışında sadece borçlunun alacaklılarından kaçırma amacı ile muvazaalı olarak yapıldığının anlaşıldığı, bu nedenlerle, davacının davasının kabulüne karar verilmesi gerektiği-
Dava konusu taşınmazların tapudaki satış bedeli ile bilirkişi tarafından belirlenen rayiç değerleri arasında misli fark bulunduğu ve borçlu ile alıcı davalının kardeş olduğundan dolayı yapılan satış işleminin iptali ile davacının takip dosyasındaki alacağı kadar bu taşınmaz hisseleri üzerinde cebri icra yapabilme yetkisi tanınmasına karar verilmesi gerektiği-
Tasarrufun iptali istemine ilişkin olan davada, harcın dava değeri tasarrufa konu taşınmazın tasarruf tarihindeki değeri ile takip çıkışı alacak miktarından hangisi düşük ise düşük olan tutardan ibaret olduğu-
Davacının davayı açmaktaki amacının davalıdan olan zimmet alacağını tahsil etmek olduğu- Bu amaçla davalı Z.nin 1999 yılında aldığı taşınmazın 1/2 hissesinin muvazaaya dayandığı ve aslında N'nin zimmetten elde ettiği parayla alındığı gerekçesiyle iptalini istediği- Taşınmazın 1/2 hissesinin 14.10.1999 tarihinde üçüncü kişiden satın alındığı- Taşınmazın satın alındığı tarihteki 1/2 hissenin değeri dikkate alındığında davalı Z.'nin bu hisseyi satın alabilecek ekonomik güç ve imkâna sahip olduğu,- Dava konusu taşınmazın diğer davalı N.'nin davacı bankaya yönelik zimmet eylemi neticesi elde ettiği parayla satın alındığına dair herhangi bir delil bulunmadığı- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddinin gerektiği-
Uyuşmazlığın davacıların %46 oranında hissedarı bulunduğu davalı şirkete ait otelin, şirketin eski ve yeni yöneticileri olan davalılarca diğer davalıya geçerli bir yönetim kurulu kararı olmaksızın ve muvazaalı bir biçimde satıldığı - Davalı X adına olan tapu kaydının iptali ile davalı şirket adına tescilinin talep edildiği - Dava dilekçesinde olağanüstü genel kurulda alınan kararın iptalinin istendiği - Davacı tarafça davalı X'in kötü niyetinin ispat edilmemiş olduğu nazara alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğin bahisle davanın reddinin gerektiği-
Nam-ı müstear işleminde bazen bir sözleşme yapmak isteyen kimse çeşitli düşünce ve hesaplarla o sözleşmenin tarafı olarak gözükmeyi istemez ve sözleşmede kendi yerine bir başkasının yer almasını sağlar, nam-ı müstear, sözleşmeyi kendi adına ancak gizlenmek isteyen kişi hesabına yapar ve onun bu sözleşmenin gerçek tarafı olmasının ve bilinmesini önler, böylece genel anlamda danışıklı bir işlem yapılmış olur, çünkü nam-ı müstear işleminin bir danışıklı işlem olduğu ve muvazaanın alt kategorisini oluşturduğu, sözleşmede taraf gözükmeyen kişinin sözleşmenin kendi hesabına yapılmış olduğunun tespitini isteyebileceği, tasarrufun iptali davası yönünden ise alacaklıdan mal kaçırmak isteyen borçlunun kendi adını gizli tutarak hukuki işlemi kendi hesabına, başka bir kişiye yaptırması olduğu- Ticaret şirketlerinde sınırlı sorumluluk ya da ayrı malvarlığı ilkesinin alacaklıların menfaatlerine zarar verecek şekilde kötüye kullanılması durumunda, alacaklıların hak ve menfaatlerini korumak için hukuk sistemlerinde hakkaniyet gereği “Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Teorisi”nin geliştirilmiş ve tüzel kişiliğin arkasına sığınılarak durumu kötüye kullanan ortakları, şirket borçlarından şahsen sorumlu tutma imkanı getirilmiş olduğu- Tasarrufun iptali davalarının ticari bir dava olmadığı, bu türden davalara bakma görevinin asliye hukuk mahkemelerine ait olduğu, davanın tasarrufun iptali davası niteliğinde olduğu, davada dayanılan hukuki sebeplerin Ticaret Kanununda düzenlenmediği, Borçlar Kanununda düzenlendiği ve davacının diğer davalılar ile arasında ticari veya gayri ticari nitelikte sözleşmesel bir ilişkisinin bulunmadığı göz önünde bulundurulduğunda davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu-
Davalının en yakın mirasçıları mirası reddettiğinden terekenin iflas hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğinden dolayı mirasın reddi kararının mahallin Sulh Hukuk Hakimine bildirilerek mirasın iflas kurallarına göre tasfiyesinin sağlanması için anılan mahkemece atanacak ve yetkilendirilecek tereke temsilcisinin huzuru ile davaya devam olunması gerektiği, zira mirasın tasfiyesi işlemlerinin mirasın reddedildiğinin anlaşılması ile res'en yapılması gereken işlemlerden olduğu- Mirasın tasfiyesi işlemleri talebe bağlı işlemler olmayıp mirasın reddedildiğinin anlaşılması ile res'en yapılması gereken işlemlerden olduğu ve talep üzerine yapılabilirliğinin bu özelliğini ortadan kaldırmayacağı; yine murisin ölüm gününde terekenin borca batık olduğunun şayi ve sabit olması durumunda da miras reddedilmiş olacağından ve bu tespit için sınırlayıcı bir süre yasaca öngörülmediğinden bu yönüyle de mahkemece işlem yapılması imkanı olduğu- Mahkemece usuli işlemlerin yerine getirilip taraf teşkili temin edildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği- UYAP kayıtlarında davacı iflas idaresinin faaliyet durumunun "Terkin" olarak belirtildiği görülmüş olup mahkemece, davacı iflas idaresinin ödemesi gereken alacak kaydı olup olmadığı tesbit edilerek, şayet ödenmemiş alacak bulunmadığı tespit edildiği takdirde, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği-