Vekalet sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkların 6502 sayılı yasa kapsamında olması için mutlak surette taraflardan en az birisinin tüketici vasfını taşımasının gerektiği- İşçinin, 6502 sayılı yasada tanımlanan tüketici sıfatını taşımadığı; vekalet ücretinin tahsili için açılan davanın genel mahkemelerde görülmesi gerektiği-
Davalılar arasında düzenlenen protokol başlıklı sulh anlaşmasında şahsa miktarın ödenmesi konusunda mutabık kalındığı ve böylece sulh olunan miktarın protokoldeki miktar olduğu anlaşıldığından davacı vekil tarafından takip edilen dosyada müddeabihin tamamı sulh olunan miktar olarak kabul edilerek bu miktar üzerinden Avukatlık Kanunu 164. maddesi gereğince hesaplama yapılması gerektiği-
Vekaletname verildiği tarih itibariyle taraflar arasında sözleşme ilişkisi kurulduğunun kabulü gerektiği ve davacının vekalet ücreti istemeye hak kazandığı- İcra takibi yapılarak alacağın tahsili için tedbirler aldırmak ve alacağı garantiye almaya çalışmak ölçütünün kabul edilebilir bir kıstas olmadığı, zaten vekilin asli görevi olduğu- Mahkemece %10 oranın aşılması halinde asli görev dışında somut dayanakların gösterilmesi gerektiği-
Davacı ile davalı Ö. arasındaki vekalet ilişkisine dayalı olarak davacı avukat tarafından verilen avukatlık hizmeti nedeniyle doğan hizmet ücretinin, Avukatlık kanunun 165. maddesine göre davalılardan tahsili istemi-
Vekilin duruşmalara katılmadığı, beyan dilekçesi olmadığı ve sadece vekaletname sunduğundan vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de, avukatlık ücreti takdiri için vekaletname ibrazı yeterli olduğu-
Bir hukuki işlemin sadece 6502 sayılı Kanun'da düzenlenmiş olmasının tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmeyeceği- Davacı avukatın, müvekkili olan davalıya karşı, ödenmeyen vekalet ücreti alacaklarının tahsili için başlattığı icra takibine vaki itirazın iptalini istemiyle açtığı davada, davalı, "tüketici" kapsamında olmadığından, taraflar arasındaki ilişkinin 6502 s. Kanun'un kapsamı dışında kaldığı ve uyuşmazlığın çözümünde genel mahkemelerin görevli olduğu-
Yerel mahkemenin bozma ilamına konu ilk hükmünde taraflar yararına hükmolunan avukatlık ücretlerinin hükmün esası yönünden yapılan bozma ile kendiliğinden hükümsüz hale geldiği ve bu nedenle bozmaya uyularak verilen kararda kabul edilen bölüm yönünden davacı yararına avukatlık ücretine hükmedildiği halde; reddedilen bölüm bakımından davalı yararına avukatlık ücreti verilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-