Şikayetçi avukatın vekâlet ücreti alacağının, Av. K. mad. 166/2 uyarınca, müvekkili iş sahibi adına yaptığı ilk iş olan dava açma tarihine göre, şikayetçi avukatın çalışması sonucunda, müvekkil yararına, ilam gereğince tahsil edilecek para üzerinde rüçhan (imtiyaz) hakkı bulunduğu- Şikayetçi avukatın sözleşme ile kararlaştırılan rüçhanlı vekâlet ücretinin, Av. K. mad. 164/2 gereğince belirlenen sınırların altında kalıp kalmadığı, bu sınırın da her ne kadar takibin dayanağı avukatlık sözleşmesinde aksi kararlaştırılsa da, davanın açılmasından, alacağın tahsil edilip sonuçlanmasına kadar geçen süreçte verilen işin karşılığı tek ücret için geçerli olduğu gözetilerek karar verilmesi gerektiği-
Zamanaşımının, hakkın esasına ilişkin bir mesele olduğu- Zamanaşımı def'i ileri sürülmedikçe, o hak ve alacak için yasanın öngördüğü zamanaşımı süresi dolmuş olsa bile, hâkimin bunu kendiliğinden göz önüne alamayacağı-  Alacağın "zamanaşımına uğraması" nedeniyle davanın reddine karar verilmesi durumunda, davada kendini vekille temsil ettiren davalı yararına "nisbi" vekâlet ücretine hükmedileceği-
Kısa kararda; ‘’yasal vekalet ücreti olan 440,00 TL ile, akdi vekalet olan 14.022,60 TL’nin taleple bağlı kalınarak ihtarnamenin ...davalıya tebliğ tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,’’ karar verilmiş iken, gerekçeli kararın gerekçe kısmında; ‘’Her ne kadar Mahkememiz kısa kararında. ..dosyası açısından hüküm kurulmuş ise de aslında ..... toplam 1.050,00 TL vekalet ücretinin ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren davacıdan alınarak davacıya verilmesi şeklinde hüküm kurulması gerektiği" denilmesi halinde, gerekçeli karar ile kısa karar arasında çelişki oluşturulduğundan, HMK. mad. 297/son gereğince hükmün bozulması gerektiği-
Avukatlık Kanunu'nun 164/5. maddesinde, dava sonunda kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücretinin avukata ait olduğu, bu ücretin iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemeyeceği, haczedilemeyeceği hükmünün yer aldığı, bu hüküm karşısında ilam vekalet ücreti alacağının takası mümkün olmadığından anılan alacak ve faizi yönünden takas mahsup talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, tüm alacaklar yönünden takas mahsup talebinin kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
HUMK zamanında açılmış bulunan davada, dilekçelerin teati aşamasının geçilip, tahkikat aşamasına geçilmiş bulunduğu gözetilerek, bu aşamada, sadece HMK’nun 324 maddesi uyarınca delil avansı istenebileceği gözden kaçırılarak, yazılı şekilde gider avansı istenmesi ve verilen kesin süre içerisinde yatırılmadığından bahisle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesinin hatalı olduğu-
Değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde, "hukuki yardımın başladığı tarihte yürürlükte olan kanun hükümleri" uygulanarak avukatlık ücretin belirleneceği-
Oysa, boşanma ve davalı lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminat hükmünün, davanın yargıtay aşamasında konusuz kalması nedeni ile bozulmasından sonra davalı talimatı ile davacı avukat tarafından feragat beyanı ile davanın feragat nedeni ile sonuçlandığı, dolayısıyla davalının kazandığı bir tazminatın ve menfaatin bulunmadığı gözetildiğinde, davacı avukatın sözleşme ile kararlaştırılan şekilde % 10 oranı üzerinden ücreti talep etmeye hak kazanmadığının kabulünün gerektiği-
Terör zararlarının tazmini için ilgili komisyondan tazminat alınması hususunda yürütülen iş, ancak iş takibi konusundaki hukuki yardım kapsamında değerlendirilebileceğinden mahkemece azil tarihinde geçerli Avukatlık Ücret Tarifesinde İş Takibi konusundaki hukuki yardımlarda ödenecek ücret dikkate alınarak sonucuna göre hüküm tesisi gerektiği-
Davaya konu vekalet ücretine dayanak tapu iptal tescil davası, davacı tarafın istifasından önce sonuçlanmış olup davalının akdi vekalet ücretinin ödendiğini savunduğuna göre bu iddiasını ispatlamak zorunda olduğu- Davacı tarafından düzenlenen takip edilen işlere ilişkin  hesap özetlerinde davaya konu ücrete yer verilmemesinin, bu ücretin ödendiği anlamına gelmeyeceği-
Davacı avukat tarafından idari yargıda hizmet kusurundan kaynaklı dava açılması gerekirken adli yargıda dava açılması halinde,  davalının avukatını azilde haklı olduğunun kabulü gerektiği- Haklı azil halinde ancak azil tarihi itibariyle sonuçlanıp, kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edilebileceği-