Dava konusunun kanuni vekalet ücret alacağı olduğu, tarımsal kredilerden kaynaklanan 10 adet aciz vesikasına ilişkin olan alacak talebinde, kanuni vekalet ücreti hükümlerinin değerlendirileceği, bu halde de kanuni vekalet ücretinin ödenebilmesi için, sözleşme gereği tahsil şartının arandığı, oysa alacakların aciz vesikasına bağlandığı, herhangi bir ödemenin yapılmadığı, avukatlık sözleşmesindeki tahsil şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği-
Taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesi bulunmadığı, toplanan delillere göre davacının dava takibi değil davadan önce müvekkili ile diğer taraf arasında uzlaşma işlemlerine ilişkin hizmet verdiğinin anlaşıldığı, davacının vekil olarak düzenlediği protokolün davalı tarafından imzalanmış olmasına rağmen dava dışı şirket tarafından imzalanmadığı dolayısıyla söz konusu protokolün dava dışı uzlaşma belgesi olarak kabul edilemeyeceği-
Avukatlık vekalet ücret sözleşmesinden kaynaklanan haklı azil iddiasına dayalı menfi tespit ve istirdat istemi- Taraflar arasında düzenlenen  ibranamede "...Avukat imza tarihi itibari ile tüm verilen işlerden görevlerden ve talimatlardan men edilmiştir ve bugüne kadar yapılan tüm işlerden aklanmıştır..." ifadesi bulunmakla, bu ibraname sadece taraflar arasında alacak borç tasfiyesine yönelik irade içermeyip davalı avukat işlerden men edildiği için vekalet ilişkisini sona erdirir nitelik taşımakta olduğu- Söz konusu ibraname geçerli olmakla bundan sonraki azlin sonuca etkisi bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Davacı tarafından davalının takip edilen dosyasında, davalı aleyhine herhangi bir işlemin yapılmadığı, davanın davacı tarafından takip edildiği ve davalının savunmasız bırakıldığı duruşmanın bulunmadığı, aksine davacı tarafından dava takip edilirken davalı tarafça başka bir vekilin dosyaya dahil edildiği, davacının vekâlet sözleşmesinden kaynaklı yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiği ve davalının azlinin haksız olduğu, Avukatlık Kanunu uyarınca ücrete hak kazandığının anlaşıldığı, Mahkemece verilen önceki kararlar ve ilgili kararların sadece davalı vekilince temyiz edilmesi sebebiyle davalı yanın akdi vekalet ücreti yönünden usulî kazanılmış hakkının doğduğu, bu nedenle akdi vekâlet ücretinin davalı lehine kazanılmış hak oluşturan dava değeri üzerinden hesaplanması gerektiği- İş Mahkemesi davasında dava değeri olan 113.958,52 TL’nin esas alınarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereği hesap edilen 11.166,68 TL akdi vekâlet ücreti ile anılan Mahkeme kararında davalı lehine takdir edilen ve Avukatlık Kanunu’nun 164/son hükmü gereği davacı vekile ait olan 11.166,68 TL karşı yan vekâlet ücreti olmak üzere toplam 22.333,36 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne ve icra dosyasına davalının itirazının kısmen iptali ile takibin 11.166,68 TL vekâlet ücreti ve 11.166,68 TL karşı yan vekâlet ücreti olmak üzere toplam 22.333,36 TL üzerinden devamına; bedelin belirli olmaması ve yargılamayı gerektirmesi sebebiyle icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verildiği-
Vekilin azli nedeniyle vekalet ücreti alacağının tahsili istemi- Bozma ilamına uyulmakla bozma gereğinin yerine getirilmesinin zorunlu olduğu- Bozma ilamıyla, işlemin yapıldığı tarihteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde yer alan dava ve takiplerin dışındaki hukuki yardımlarda ödenecek ücret esas alınarak bir karar verilmesi gerektiği belirtildiği halde hükmedilen vekalet ücretinin ne şekilde hesaplandığı anlaşılamadığı-
Davacı avukatın istifasının haklı olduğuna ilişkin kabulün yerinde olduğu, davalılar adına vekâlet görevini yürüttüğü davadan artık el çekmiş olması sebebiyle akdi vekâlet ücreti ile karşı yan vekâlet ücretine hak kazandığı, bu sebeple davanın dayanağı olan mahkeme kararının kesinleşmesinin beklenmesine gerek bulunmadığı, kaldı ki Uyap’tan yapılan sorgulamada söz konusu Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın, derecattan geçmek suretiyle 08.3.2023 tarihinde kesinleştiğinin anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun bulunduğundan kararın onanması gerektiği-
İtirazın iptali davasının, ıslah edilerek alacak davasına dönüşeceği- Islah edilen kısım zamanaşımına uğramış olsa bile, davanın alacak davası olarak karara bağlanması gerektiği-
Davacı vekilinin 24.12.2020 tarihli duruşmadaki beyanında taraflar arasında yazılı avukatlık ücret sözleşmesinin bulunmadığını ifade etmesi ve yerleşik içtihatlara göre avukatlık ücret sözleşmesi düzenlenmemişse, harcı ödenen dava değeri üzerinden vekalet ücreti hesaplanması gerektiğinden usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmesi gerektiği-
Davacı tarafından, vekalet ücreti alacağına ilişkin olarak açılan kısmi dava ile eldeki davaya konu alacağın aynı hukukî ilişkiden doğmuş olduğu, kalan kısım için iş bu ek davanın açılmasının hukuken mümkün olduğu; kısmi davada Mahkemece, taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne dair verilen kararın, temyiz incelemesi sonucu onanarak kesinleşmesiyle birlikte davacının azlinin haksız olduğunun da kesinleşmiş olmasına ve eldeki ek davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı anlaşıldığından kararın onanması gerektiği-
Mahkemece, verilen kararın kesin olduğu gerekçesiyle 27.04.2023 tarihli ek karar ile davacının temyiz isteminin reddine karar verilmiş ise de; davacının bilirkişi raporu doğrultusunda fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ıslah dilekçesini verdiği, bilirkişi raporunda tespit edilen miktarın 1.146.000,00 TL olduğunun anlaşıldığı, mahkemece verilen temyiz talebinin reddine ilişkin ek kararının kaldırılarak davacı vekili ile dahili davalılar vekilinin katılma yolu ile temyiz taleplerinin esastan incelenmesi gerektiği- Taraf lehine hükmedilen vekalet ücretinin, taraflar arasında yazılı bir ücret sözleşmesinin bulunmamasına göre ilgili kanun maddesinde (Avukatlık Kanunu 164/4) yer alan vekalet ücretine konu davada harçlandırılan değerin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasında bir miktarın avukatlık ücreti olarak belirlenebileceği düzenlemesi gereğince yerinde olduğunun anlaşıldığı-