Satın alınan taşınmazın bir kısmının kamu arazisi içerisinde bulunmasının ayıplı ifa olarak değil; eksik iş olarak nitelendirilmesi gerekeceği-
Taraflar arasında konsinye satış sözleşmesi yapıldığı, bu sözleşme çerçevesinde davacı alacaklının, davalı borçludan icra takibi yoluyla talep edebileceği alacak miktarının tespiti için takip tarihi itibariyle davalı tarafından üçüncü kişilere satışı fiilen gerçekleşen ürünlerin tespiti ve bu miktar için davalının itirazının iptaline karar verilmesi gerekeceği- Satış için bırakma sözleşmesinin niteliği ve taraflar arasındaki sözleşme uyarınca fiilen satışı gerçekleşmeyen ürünlerin iade edileceği, üçüncü kişiye satışın gerçekleşmesi halinde davacıya karşı bedel ödeme borcunun doğacağı-
Taraflar arasında ikinci bir borç ilişkisinin kurulması veya mevcut borcu değiştiren yeni bir işlemin yapılmasının, yenileme için birer karine sayılamayacağı; şüphe ve tereddüt halinde, asıl borç ilişkisinin devam ettiği, tarafların buna son vermek istemediklerinin kabul edileceği-
İş kazasına uğrayan davacının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkin davada, hakimin manevi tazminat takdir ederken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince almamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir etmesi gerektiği-
İster beyanda bulunanın beyanından, isterse hal ve vaziyetten, onun hiçbir şekilde beyanı ile bağlı olmamak niyetinde bulunduğu sonucuna varılması halinde, bu beyanın bir icap sayılmayacağı; ancak bir icaba davetin söz konusu olduğu-
İnternet üzerinden de müşterilerinin işlemlerini yürütmesine imkan tanıyan davalı kurumun, nezdindeki yatırım enstrümanının internet ortamında üçüncü kişilerce usulsüz olarak havale edilmesi durumunda dahi müşterisinin kendisine yatırdığı parasını açıklanan mevzuat çerçevesinde iade etmekle yükümlü olup; ancak bu usulsüz işlemin gerçekleşmesinde müşterisinin üçüncü kişilerle işbirliği içinde olduğunun veya müterafik kusuru bulunduğunun kanıtlanması durumunda hesap sahibinin alacağından kusuru oranında mahsup talebinde bulunabilecekleri-
Eser sözleşmesinin taraflara karşılıklı haklar ve borçlar yükleyen bir iş görme akdi olduğu, yüklenicinin, yapımını üstlendiği eseri sözleşmeye, teknik ve sanatsal ilkelere ve amaca uygun olarak imal edip iş sahibine teslim etmekle, iş sahibi de kararlaştırılan bedeli ödemekle mükellef olduğu-
Davacıların, murisinin her iki davalıya gönderdiği 14.12.2009, 08.03.2010 ve 10.03.2010 tarihli yazılar ile de bağımsız bölümlerinin teslim edilmesini istediği, ancak davalılar tarafından verilen cevabi yazılarda, bağımsız bölümlerin teslimi konusundaki sorumluluğun, davalılar tarafından birbirlerinin üzerine atıldığı ve bağımsız bölümlerin davacıya teslim edilmediği, hal böyle olunca, artık davacıların, davalı-yükleniciye süre vermesinin aynen ifa için etkisiz olacağının (BK. mad. 107/1) her türlü duraksamadan uzak olduğu-
Eser sözleşmesinden kaynaklanan fazla ödemenin istirdadı istemine ilişkin davada alacağın, sözleşmenin fesih tarihi itibariyle muaccel olacağı, dava tarihi itibariyle beş yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunun kabulü gerekeceği-
Henüz SSK ile imzalanmış bir sözleşme bulunmadığı halde ileride imzalanacağı varsayılan sözleşmeye dayanılarak tazminat istenemeyeceği ve faiz başlangıç tarihi yönünden de, taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunduğundan 818 Sayılı BK'nun 101/1 maddesine göre davacının davalıyı daha önceden temerrüde düşürecek nitelikte ihtarının bulunmadığı, dava tarihinden itibaren faizin başlaması gerekeceği-