İstihkak davasına konu mahcuzun, takibin devam etmesi neticesinde satılması halinde, istihkak davasının konusunun satış bedeline dönüşeceği- Dava konusu menkullerin yapılan ihale ile alacağa mahsuben davalı alacaklıya geçmiş olası durumunda, davanın reddi sebebiyle davalı alacaklı lehine takdir edilecek nispi vekalet ücretinin de, bu satış bedeli üzerinden hesaplanmasının gerekeceği-
Dava dilekçesinde belirtilen dava ve soruşturma dosyaları ilgili yerlerden istenerek ve istem sonuçları da takip edilmek suretiyle, dosya içeriklerinin, davacının talebini etkiler nitelikte olup olmadığı irdelenerek, bu inceleme ve araştırma sonucunda elde edilen bilgiler ile dosyadaki diğer bilgi ve belgeler de dikkate alınarak uyuşmazlık hakkında bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme neticesinde yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı-
Haciz adresinin icra takibine konu senette yer alan adres olduğu, haciz tarihinden sonra yapılan ve dosya içerisinde yer alan vergi kaydı yoklamasına göre borçlunun halen haciz adresinde kayıtlı olduğu, davalı 3. kişi şirketin borcun doğumundan sonra kurulduğu, haciz tarihinden 5 gün sonra bir takım hisse devirleri gerçekleştirilerek SGK'lı çalışanlarına devredildiği dikkate alındığında, İİK'nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü ile bu yasal karinenin aksinin davacı 3. kişi tarafından kesin ve güçlü kanıtlarla ispatlanması gerektiği, davalı tarafından mahcuzlara ilişkin ayırt edici nitelikte fatura sunulmadığı gibi, sunulan ve takip konusu borcun doğumundan sonrasına ilişkin olan vergi ve sicil kayıtları ile birlikte dayanılan tanık beyanları ile mülkiyet karinesinin aksinin ispat edildiğinden söz edilmesi de mümkün olmadığından davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Davalı borçlu ile davalı 3. kişi anne-oğul olup haciz tarihi itibariyle davalı 3. kişinin 18 yaşında olması, haciz mahallinde borçlunun diğer oğlunun, önceden borçlu annesi ile davalı 3. kişi kardeşinin birlikte Mobilya dükkanıişlettiklerini, sonradan annesinin bunu kapattığını, davalı 3. kişinin da bu ünvan ile mobilya ticaretine başladığını beyan etmesi, davalı 3. kişinin işe başlama tarihinin takibin dayanağı olan çekin keşide tarihinden hemen sonra olması, davalı 3. kişinin borcun doğumundan sonra işe başladığının anlaşılması, hacizde borçluya ait bir kısım evraklara rastlanılması, her iki şirketin faaliyet alanlarının aynı olması nedeniyle, borçlunun ticari faaliyetine davalı 3. kişi üzerinden danışıklı olarak devam ettiği, bu haliyle İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla alacaklı lehine olduğunun kabulü gerektiği-
Davalı borçlu ile davalı 3.kişi anne-oğul olup haciz tarihi itibariyle davalı 3. kişinin 18 yaşında olması, adresinde yapılan başka bir hacizde, haciz mahallinde borçlunun diğer oğlunun önceden borçlu annesi ile davalı 3.kişi kardeşinin birlikte mobilya şirketi işlettiklerini sonradan annesinin mobilya şirketini kapattığını, davalı 3. kişinin farklı ünvanla mobilya ticaretine başladığını beyan etmesi ve davalı 3.kişinin işe başlama tarihi ile takip dayanağı çekin keşide tarihi arasında 1 ay olmakla birlikte ticari hayatta çeklerin ileri tarihli düzenlenmesinin sıklıkla karşılaşılan bir durum olması, davalı 3. kişinin diğer adresinde yapılan başka bir hacizde "borçluya ait evraklara rastlanılması, her iki şirketin faaliyet alanlarının aynı olması" nedeniyle borçlunun ticari faaliyetine davalı 3. kişi üzerinden danışıklı olarak devam ettiğinin anlaşıldığı; İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla "alacaklı lehine olduğu", ispat yükü altında olan davalı 3. kişi karinenin aksini kanıtlamaya elverişli delil sunamadığından davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği-
Alacaklının itirazla duran icra takibi aşamasında, ihtiyati haciz uygulatması genel anlamda bir takip işlemi olmadığından, niteliği itibariyle tedbir vasfında bulunduğundan, takibin durmuş olmasının ihtiyati haczin uygulanmasına engel teşkil etmeyeceği, somut olayda itiraz edilmeyen ihtiyati haciz kararı geçerliliğini koruduğundan, mahkemece dava konusu istihkak iddiasının esasına girilerek karar verilmesi gerekeceği-
Mahkemece "takibin devamına" karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, alacaklı tarafından istihkak iddiasının kaldırılmasına ilişkin İİK. mad. 99 kapsamında usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığı halde; hüküm fıkrasında talebin kabulü ile 3. kişinin istihkak iddiasının kaldırılmasına karar verilmesinin hatalı olduğu-
İcra Müdürlüğü’nce hacizde davacı alacaklıya 7 gün içerisinde dava açmadığı takdirde, 3.kişinin istihkak iddiasını kabul etmiş sayılacağına dair ihtaratın yapılmadığı ve bu nedenle usulüne uygun süre verilmediği anlaşıldığından, alacaklı-davacının açtığı davanın süresinde açtığının kabul edilmesi gerektiği-
İİK’nun 97. maddesine göre istihkak iddiasında bulunan 3. kişinin dava açması gerekirken gerek İcra Müdürlüğü’nün yanlışlıkla alacaklıya süre vermesi gerekse alacaklı tarafından kendiliğinden istihkak iddiasının kaldırılması için dava açmasının, 3. kişide olan ispat yükümlülüğünün yerini değiştirmediği gibi açılan davanın reddini gerektirmeyeceği-
Dava konusu takibin ve haciz işleminin dayanaktan yoksun hale geldiği, davanın konusunun da kalmadığı anlaşıldığından, konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerektiği-