Kısıtlıya yapılan tebligatın sonuç doğurmayacağı- Kısıtlı olan davalının vasisine HMK. 122. vd. maddelerinde gösterilen usul uygulanarak dava dilekçesi tebliğ edilerek davaya ilişkin savunmasının alınması gerektiği-  Takip borçlusunun istihkak iddiasına karşı tutumu belirli ise ve duruşmalara dahil edilmesi işin esasına etki etmeyecekse davada taraf olarak gösterilmesinin gerekmediği- Yokluğunda alınan haciz kararlarından ve istihkak iddiasından haberdar edilmeyen, 103 davet kağıdı da tebliğ edilmeyen borçlu şirketin istihkak iddiasına karşı tutumu belirlenemediğinden hukuki dinlenilme hakkını kullanabilmesi açısından, davalı sıfatı ile davaya katılmasının sağlanması için davacıya süre verilerek taraf teşkilinin sağlanması gerektiği-
Bilirkişi raporunda, "teminat mektubunun paraya çevrilmesi tarihi esas alınarak, bankanın rehin ve mahsup haklarını kullanmasını gerektirecek, doğmuş bir alacağından söz etmenin mümkün olmadığı sonucuna ulaşılması"nın hatalı olduğu- Kısa süre içerisinde teminat mektubunun paraya çevrilmiş olmasının, bu tarihten önce de güncel bir riskin varlığının kabulünü haklı kıldığı- Mahkemece, İİK'nun 99. maddesi uyarınca açtığı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkin davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Haciz tutanağındaki mahcuzların kayden davalı 3. kişiye ait olduğu gerekçesiyle alacaklının açtığı istihkak davasının reddine karar verilmesinin isabetli olduğu- Ödeme emrinin tebliğ edildiği ve dava konusu haczin yapıldığı adresin aynı olduğu, 3. kişinin borçlu şirketin eski çalışanı olduğu, borçlu şirket ile 3. kişinin faaliyet alanlarının aynı olduğu, 3. kişinin borcun doğumundan sonra haciz mahallinde kırtasiye ürünlerinin satışına başladığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, İİK. mad. 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü ve bu yasal karinenin aksinin davalı 3. kişi tarafından kesin ve inandırıcı delillerle ispat edilmesi gerektiği- İspat yükü altında olan ve karinenin aksini her türlü delille kanıtlama olanağına sahip davalı 3. kişinin sunduğu, isteyen her kişi adına düzenlenmesi olanaklı, borcun doğumundan sonra düzenlenmiş bulunan fatura ve yine borcun doğumundan sonra düzenlenmiş adi yazılı kira sözleşmesi karinenin aksini ispata yeterli olmadığı-
Yapılan hacizlerde icra müdürlüğünce davacı alacaklıya İİK madde 99 uyarınca istihkak davası açmak üzere 7 günlük süre verildiği, daha sonra haczedilen mallar hakkında değerlerinin tespiti için dosyanın bilirkişiye verilmesi nedeniyle, alacaklı vekiline istihkak iddiası için icra tetkik mercine müracaat süresinin dosyanın bilirkişi tarafından icra müdürlüğüne tesliminden itibaren başlatılmasına karar verildiği anlaşılmışsa da, kanunun öngördüğü söz konusu süre hak düşürücü süre olup icra müdürlüğünce bu sürenin uzatılması ya da yeniden süre verilmesinin mümkün olmadığı- Her iki hacizde de alacaklıya, İİK. 99.vd maddesi uyarınca 7 günlük dava açmak için süre verilmiş ise de; bu 7 günlük süre içerisinde dava açmadığı takdirde 3.kişinin istihkak iddiasını kabul etmiş sayılacağına dair ihtaratın yapılmadığı, bu nedenle usulüne uygun süre verilmediği anlaşılmakla dava süresinde açılmış kabul edilip dosyaya kaldığı yerden devam edilip işin esasına girilmesi gerektiği-
3. kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak istemine ilişkin davavada; borçlu ve 3. kişi şirketlerin her ikisinin de ticari defterleri, banka kayıtları, ticaret sicil kayıtları ve varsa vergi kayıtları getirtilerek, taşeronluk sözleşmesinin feshi işleminin muvazaadan ari olup olmadığının ortaya konulması bakımından ticari defterlerinin (açılış ve kapanış tasdikleri de göz önünde bulundurularak) davacı ile alt taşeron borçlu arasındaki 13.5.2011 tarihli sözleşme, yanlar arasındaki sözleşmenin fesih ve ibra protokolü başlıklı 03.09.2012 tarihli fesihname, mahcuz malların 3. kişiye devrine ilişkin 07.09.2012 tarihli fatura içeriği, fesih protokolü ile taşeronluk ilişkisinin tasfiyesine yönelik hakediş kayıtları, hakedişlerin mahcuz mallar değerini karşılaması bakımından mahsup ve ödeme ilişkileri değerlendirilerek mali müşavir ve hesap uzmanı (hukukçu) katılımı ile uzman bilirkişi raporu düzenlettirilmesi; bu doğrultuda elde edilen bilgilerin dava dosyasında bulunan diğer delillerle birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği-
İcra dairesince, borçlunun bankadaki mevduatının haczi için doğrudan haciz yazısı gönderildiği, haciz yazısının icra dairesinde yazıldığı tarihte haciz tamamlanmamış olacağından 3. kişi durumundaki bankanın haciz yazısına karşı mevduat üzerinde “rehin ve hapis hakkının olduğunu” ileri sürmesinin “istihkak iddiası” niteliğinde olduğu, bu durumda icra müdürünün İİK'nun 99. maddedeki kurallara göre işlem yapması gerekirken paranın bankadan istenmesi yönünde yapılan işlemlerin yasaya aykırı olduğu-
Olayların hukuksal açıdan değerlendirilmesi ve nitelendirilmesinin hakime ait olduğu-
Asıl icra dairesince yapılan hacizde istihkak iddiasında bulunulması üzerine İİK'nun 99. maddesi uyarınca 3. kişi hakkında dava açmak üzere alacaklı vekilinin çalışanına 7 günlük süre verilmesi ile yetinildiği, kararın alacaklı vekiline tebliğ edilmediği, kararda 7 günlük süre içinde istihkak davası açılmaması durumunda nasıl bir hukuki sonuç doğacağına dair ihtarata da yer verilmediğinden, İcra Müdürlüğü'nce alacaklıya dava açması için 7 gün süre verilmesine ilişkin karar usulüne uygun olarak alacaklı vekiline tefhim veya tebliğ edilmediği gibi, dava açılmaması halinde doğacak hukuki sonuçlar bakımından da gerekli ihtaratların yapılmadığı gözetilerek, davanın süresinde açıldığının kabulü gerekeceği-
Mahkemece, bozma ilamına belirtilmesine karşın, borçlu ve 3. kişi şirketlere dair tüm ticari sicil kayıtlarının istenmesi yerine, yalnızca 3. kişi şirketin adresleri, ortakları vs. araştırılarak bilgi verilmesinin istenmesi ile yetinilmesinin hatalı olduğu- Vergi Dairesi haciz tarihinden itibaren geriye doğru kimlerin haciz mahallinde faaliyet gösterdiğine ilişkin bilgi ve belgeleri göndermemiş, 02.04.2014 tarihli yoklama fişi düzenlenmiş olduğundan, mahkemece, bu şekilde yapılan araştırmalar yeterli olmadığından, ayrıca davacının dayanak olarak sunduğu faturalar borcun doğumundan sonraya ilişkin olduğundan, şirketlerin ticari defterleri ve vergi dosyaları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesinin hatalı olduğu- Üçüncü kişinin, istihkak iddiasında bulunurken, İİK’nun 96/1. maddesi gereğince mülkiyet, rehin vb. haklardan birisine dayanabileceği, adi kira ilişkisinden kaynaklanan şahsi hakların alacaklıya karşı ileri sürülemeyeceği- Hüküm kurulurken üçüncü kişinin mülkiyet hakkına dayandığı mahcuzlar yönünden işin esasına girilerek, diğerleri yönünden taraf sıfatının bulunmadığının gözetilmesi gerektiği belirtilmesine rağmen mahkemece, hacze konu mahcuzlar arasında fark gözetilmeksizin davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu-
Takip borçlusu haciz sırasında hazır bulunmuş, haczedilen taşınırların 3. kişiye ait olduğunu bildirmiş ve alacaklı ile arasında uyuşmazlık çıkarmış olduğundan alacaklının açtığı istihkak davasında borçlunun, üçüncü kişi ile birlikte davalı tarafta zorunlu dava arkadaşı olduğu ve 3. kişi yanında borçlunun da davalı sıfatıyla yer alması gerekeceği-