Yerel mahkeme kararının bozma kararıyla birlikte ortadan kalkacağı ve hukuki geçerliliğini yitireceği, bozma kararına uyulduktan sonra kurulacak yeni hükmün HMK'nun 297. maddesine uygun olarak oluşturulması gerektiği-
Davacının taşınmazın aynına yönelik bir dava açtığı, dava dilekçesinde değer gösterilmediği, cevaba cevap dilekçesinde taşınmazın ve muhtesatın değerlerinin belirtildiği, dava açılırken başvuru harcı ve peşin harcı yatırdığı; taşınmazın dava tarihindeki gerçek bedelinin belirlenmesinin ancak mahallinde yapılacak keşif sonucu alınacak bilirkişi kurulu raporuyla mümkün olacağı, bu durumda 6100 sayılı HMK’ dan daha özel olan Harçlar Kanunu 16. maddesi uyarınca dava değerinin tespit ettirileceği, ve eksik harcın yatırılması için önel verilip sonucuna göre işlem yapılması gerekeceği-
Dava dilekçesinde istenilen bedel gözetildiğinde, dava tarihi itibari ile davaya bakmaya asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu-
Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişkiler bulunduğu, bu nedenle usule uygun direnme hükmü kurulması için, işin esasına yönelik temyiz itirazları incelenmeksizin kararın usulden bozulmasının gerekeceği-
Davanın açıldığı sırada dava şartı olarak kanunda yer almayan ancak muhakeme sırasında getirilen dava şartının, yine hüküm kesinleşmeden kaldırılması karşısında mahkemece (Dairece) işin esası hakkında inceleme yapılacağı ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Tapu kaydındaki kimlik bilgilerinin düzeltilmesine ilişkin davada; karşı tarafça veya üçüncü kişi tarafından bir hakkın zayi olduğu iddiasında bulunulmadığı, İstemin çekişmesiz bir yargı işi olduğu ve 6100 sayılı HMK’nun 383.maddesi uyarınca da sulh hukuk mahkemesinin davaya bakmakta görevli olduğu-
Mahkemece usulün öngördüğü anlamda bir hüküm oluşturulması gerekeceği-
Mahkemece aslolan kısa kararda, mevzuata uygun hüküm fıkrası oluşturulmadığı sadece "mahkemenin kararında direnilmesine, sair hususların gerekçeli kararda gösterilmesine" denilerek önceki karara atıf yapılmakla yetinildiği, bu durumda usulün öngördüğü anlamda oluşturulmuş bir hüküm bulunmadığı gibi, direnme kararlarını denetleyen Hukuk Genel Kurulu tarafından incelenebilecek nitelikte teknik anlamda bir direnme hükmünün de bulunmadığı-
Taraflara yüklenen borç ve tanınan hakkın sıra numarası altında belirtildiği açık, infazda şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı niteliklere haiz kısa karar ve buna uygun gerekçeli karar oluşturulması gerekeceği-