Mahkemece kısa kararda mevzuata uygun hüküm fıkrası oluşturulmamış sadece "önceki kararda direnilmesine " denilerek önceki karara atıf yapılmakla yetinilmişse de bu durumda usulün öngördüğü anlamda oluşturulmuş bir hükmün bulunmadığı, mahkemece dosya kapsamı dikkate alınarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakkın sıra numarası altında belirtildiği açık, infazda şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı niteliklere haiz kısa karar ve buna uygun gerekçeli karar oluşturulması gerekeceği-
Yerel mahkemece, kısa kararda mevzuata uygun hüküm fıkrası oluşturulmamış sadece "önceki kararda direnilmesine denilerek önceki karara atıf yapılmakla” yetinilmiş ise de bu durumda usulün öngördüğü anlamda oluşturulmuş bir hüküm bulunmadığından; mahkemece dosya kapsamı dikkate alınarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakkın sıra numarası altında belirtildiği açık, infazda şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı niteliklere haiz kısa karar ve buna uygun gerekçeli karar oluşturulması gerekeceği-
Hâkimlerin hukuksal faaliyetinden dolayı devlet aleyhine tazminat dava açılabilmesi(HMK m. 46 vd) için vekilin vekâletnamesinde özel yetki bulunması gerekeceği-
Usulün aradığı niteliklere haiz kısa karar ve buna uygun gerekçeli karar oluşturulması gerekeceği-
İcra emrinin tebliğinden sonraki dönemde borcun ödendiği iddiasına dayalı itfa itirazına ilişkin davada, davacı-borçlunun 01.02.2012 günlü oturuma gelmediği, davalı yanın da davayı takip etmeyeceğini bildirdiği, 6100 s.HMK’nun 320/4.maddesi uyarınca dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerekeceği-
Mahkemenin yeni bir delile veya bilgiye dayanması, ilk kararın gerekçesinde dayandığı hukuki olgunun yanında veya dışında yeni bir hukuki olguya dayanarak karar vermiş olması halinde, direnme kararının varlığından söz edilemeyeceği, yerel mahkemenin direnme olarak adlandırdığı temyize konu kararın yeni bir hüküm niteliğinde olduğu-
Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, itirazların yapılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılabilmesi; bozma sonrası yargılamanın devamı, uyup uymama yönündeki kararın verilebilmesi, öncelikle tarafların duruşma gününden usulünce haberdar edilmesi ve böylece taraf teşkilinin sağlanması ile mümkün olacağı-
Davacının, hüküm kesinleşinceye kadar, ancak davalının açık rızası ile davasını geri alabileceği-
Hükmün tefhiminin herhalde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olması gerekeceği-