Toplanan delillerden; davacı-davalı kocanın, 27.03.2009 tarihinde davalı-davacı eşine eve dön ihtarı çekmek suretiyle bu zamana kadarki olayları affettiği, en azından hoşgörü ile karşıladığı, ihtar tarihinden sonra ise evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olacak kadından kaynaklanan bir kusur da ispat edilmediğine göre, birlik görevlerini ihmal eden ve güven sarsıcı davranışlarda bulunan davacı-davalı kocanın boşanmaya neden olan olaylarda tamamen kusurlu olduğu-
Boşanma tazminat davasında; öncelikle, neden dosyanın onaylı fotokopisinin gönderildiğinin hukuksal gerekçesinin açıklanması, şayet dosya aslı zayi olmuş ise, zayi olma durumu ve sebebi de açıkça belirtilip, böylesi bir durumda yapılması gereken tüm usulü işlemlerin tamamlanmasının gerekeceği-
Kocanın eşini, kendine ait işyerinde rızası hilafına çalıştırdığı, evden kovduğu ve üzerine saldırdığı; kadının da; kocasına, başkalarının yanında " sen erkek değilsin" diyerek aşağıladığı ve ısrarla başka birini sevdiğini söylediği anlaşılmakla boşanmaya neden olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğu, bu nedenle eşit kusurlu olan taraf yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilemeyeceği-
Başka erkeklerle SMS yoluyla mesajlaşan ve gittiği yerler hakkında kocasına gerçek dışı beyanlarda bulunan davalının boşanmaya sebep olan olaylarda daha fazla kusurlu kusurlu olduğu- Dava kabul edildiği halde, davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-
Her iki tarafın da boşanmaya neden olan kusurlu davranışları bulunsa da, davalı-davacı kadının ağır hakareti yanında sadakatsiz davranan, eşine ve çocuğuna karşı birlik görevlerini yerine getirmeyen, hakaret eden, çocuğu için kendisinden olmadığını ve DNA testi yaptıracağını beyan eden davacı-davalı kocanın daha ziyade kusurlu olduğu, mahkemece eşit kusurlu bulunduklarına yönelik tespit isabetsiz olup davalı-davacı kadının buna bağlı olarak maddi - manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesinin isabetsiz olup bozmayı gerektirdiği-
Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur derecelerine, paranın alım gücüne , ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamına nazaran davacı kadın yararına hükmolunan maddi tazminatın az olduğu-
Boşanma veya ayrılık vukuunda çocuk kendisine tevdi edilmemiş tarafın gücüne göre onun bakım ve eğitim giderlerine katılmakla yükümlü olduğu, bu hususu hakimin görevi gereği kendiliğinden dikkate almasının gerektiği, o halde velayeti temyiz edene tevdi edilen çocuk için iştirak nafakasına hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-
Boşanmanın eki niteliğindeki maddi ve manevi tazminatın boşanma hükmünün kesinleşmesi ile muaccel (ödenebilir) hale geleceği, bu nedenle takdir edilen maddi ve manevi tazminata boşanma hükmünün kesinleştiği tarihten itibaren yasal faize hükmedilmesinin gerekeceği-
Davalı-davacı kadının iki katlı evinin, arsasının bulunduğu, kendine ait evde oturduğu ve emekli geliri olarak düzenli ve sabit gelirinin bulunduğu için yoksulluğa düşmeyeceğinden nafaka talebinin reddinin gerektiği- Maddi ve manevi tazminat hesaplanırken tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaatin dikkate alınması gerektiği-