Davacı tanıkları davacının ikamet ettiği çekişme konusu taşınmazı değil 35 m² başka bir taşınmazını satmak istediğini yine adı geçen vekaletnamede tanık sıfatıyla imzası bulunan davacı tanığı, noter çalışanlarının davacıya 35 m²'lik yerin satılıyor şeklinde beyanda bulunduklarını belirtmiş, “Tahütnâme” başlıklı belge içeriği gözetildiğinde, davalı vekilin davacının yaşlılığından, deneyimsizliğinden ve okur yazar olmamasından faydalanarak çekişme konusu taşınmaza ilişkin satış vekaletini bir şekilde hile ile ele geçirdiği, dava konusu taşınmazı vekâleti aldıktan yirmi gün sonra davacının bilgisi ve rızası dışında diğer davalıya satış suretiyle temlik ettiği, satış bedelinin de vekil tarafından davacıya ödenmediği anlaşılmış olup, diğer davalının, çekişme konusu taşınmazı rayiç bedeli karşılığında satın aldığını savunmasına rağmen bu miktarda bir bedeli ödediğine dair yazılı belge sunamadığı, satış sırasında gösterilen değer ile bilirkişi tarafından tespit edilen değer arasında aşırı fark bulunduğu, değerlendirildiğinde, vekilin alıcı ile el ve işbirliği içinde birlikte hareket ettiği ve davacıyı zararlandırma amacıyla satış işlemini gerçekleştirdikleri, vekilin zararlandırmak suretiyle vekâlet görevini kötüye kullandığı sonucuna varılması gerektiği-
Ticari vekilin vekaletnamesinde kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisi varsa asil adına çek tanzim edebileceği- Çekin "vekaleten" imzalandığı yazılmasa da, vekalet verenin, vekil tarafından imzalanan çekten dolayı sorumlu olduğu- Sözlü olarak yetkilendirilme yapılmasının ise mümkün olmadığı-
Vekilin aldıklarını geri verme borcunda zamanaşımının vekalet sözleşmesi sürdükçe işlemeyeceği- İspat yükü davalı-vekilde olup, davalı tarafından vekaleten satışı yapılan aracın bedelinin davacıya verildiği yasal delillerle ispatlanamamış olduğundan, dava değeri itibariyle olayda tanık da dinlenemeyeceğinden, vekalet yoluyla satışı gerçekleştirilen araç bedelinin tahsili isteğine ilişkin davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği-
Şirket yetkilileri tarafından vekaletname ile "senet düzenleme yetkisi verildiği", ancak, "açıkça kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisi verilmediği" durumda, anılan vekaletnameye dayalı olarak tayin edilen vekil tarafından düzenlenen bonodan dolayı muteriz şirketin sorumlu olmayacağı-
Üçüncü kişi, vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötüniyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması gerektiği- İki taraftan birinin dava konusunu bir başkasına temlik etmesi halinde, diğer tarafın dilerse temlik eden ile olan davasını takipten vazgeçerek davayı devralan kişiye yöneltebileceği veya davasına temlik eden kişi hakkında tazminat davası olarak devam edebileceği-
Kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisini içermediği anlaşılan vekaletnameye dayalı düzenlenen senedin vekil eden şirketi bağlamayacağı-
Vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davaları her türlü delille ispat edilebileceğinden “tanıkların dinlenmesinin sonuca etkili olmayacağı” gerekçesiyle bu yöndeki talebin mahkemece reddinin yanlış olduğu-
Üçüncü kişi, vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa, vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması  gerektiği, bunun dürüstlük kuralının (TMK mad. 2) doğal bir sonucu olarak kabul edildiği ve bu hususun hakim tarafından kendiliğinden göz önünde tutulmasının zorunlu olduğu- Trampa hususu hakkında soru sorulmamış olan tanığın çağrılarak yeniden dinlenmesi davacının dava dışı kişi ile yaptığını iddia ettiği dava konusu bağımsız bölüme ilişkin trampa sözleşmesi gereğince anılan bağımsız bölümde hak sahibi olduğunun belirlenmesi halinde araştırma yapılması, ilgili mahkeme kararı da gözetilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği-
Vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteği- Davacı ve diğer bir kısım mirasçıların intikal, taksim, satış vs. yetkilerle davalıyı yetkilendirdikleri, bu vekaletnameler kullanılarak davacının babasından kalan taşınmazların 20.04.1999 tarihinde taksim edildiği, annesinden kalan malların ise 04.04.2006 tarihinde taksim edildiği, dava konusu taşınmazın geldi parsellerinin rızai taksim sonucu dava dışı ... adına tescil edildiği ve tevhitle oluşan taşınmazın bu kişi tarafından bizzat hareketle davalıya satıldığı, resmi şekilde yapılan rızai taksim sözleşmelerinin değer ve miktar farkı gözetmeksizin yapıldığı görülmekle, somut olgular , bir kısım tanık anlatımları, resmi işlemler, olayın oluşu birlikte değerlendirildiğinde temlikin iradi olduğu, davacının, vekili davalının kendi talimatına uygun davranmadığını, vekilinin sadakat ve özen borcuna aykırı hareket ettiğini ispat edemediği-
Ehliyetsizliğin saptanması halinde öteki nedenlerin incelenme gereğinin ortadan kalkacağı- Vekilin üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlü olduğu- Üçüncü kişi, vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa, vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması  gerektiği, bunun dürüstlük kuralının (TMK mad. 2) doğal bir sonucu olarak kabul edildiği ve bu hususun hakim tarafından kendiliğinden göz önünde tutulmasının zorunlu olduğu- Hukuki ehliyetsizliğin önemine binaen öncelikle incelenmesi, tarafların bu yönde bildirecekleri tüm delillerin toplanması, varsa miras bırakana ait sağlık kurulu raporları, hasta müşahade kağıtları, reçeteler vs. istenmesi, tüm dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilmesi, akit tarihinde miras bırakanın ehliyetli olup olmadığı yönünde raporunun alınması, miras bırakanın hukuki ehliyete sahip olmadığı saptanır ise, ehliyetsizlik ve vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine dayalı davanın kabulü ile dava konusu taşınmazların tüm mirasçılar adına tesciline karar verilmesi; miras bırakanın ehliyetli olduğunun anlaşılması halinde ise, vekalet görevinin kötüye kullanılması iddiası bakımından inceleme yapılması, mahallinde keşif yapılarak taşınmazların satış tarihindeki değerlerinin tespit edilmesi, bu değerlerin miras bırakana ödenip ödenmediğinin açıklığa kavuşturulması, ayrıca vekaletnamenin murisin ölümünden sonra da geçerli olacak şekilde düzenlendiğinin gözetilmesi gerektiği-