Vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemli davalarda, vekille alıcının el ve işbirliği içinde kayıt malikini zarara uğratmak kastı ile hareket edip etmediğinin tespitinin zorunlu olduğu- Vekil taşınmazı davalıya 31.000,00 TL bedel karşılığında devretmiş olmasına rağmen gerçek değerin 79.412,90 TL olduğu saptanmış, davalının da 31.000,00 TL’den fazla bir miktar ödediği savunmasında bulunmadığı anlaşıldığından aradaki fark kadar davacının zarara uğratılmış olduğu ve bu nedenle davacının tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği-
Vekaletnameye istinaden vekil tarafından davalıya satış suretiyle temlik edildiği, davacının verdiği vekaleti vekilden geri istemesine rağmen vekilin davacıya vekâletnameyi yırttığını beyan ettiği, satış bedelinin davacıya ödendiğinin kanıtlanamadığı, vekil ile davalının birlikte hareket ederek davacıyı zarara uğratıldığının anlaşılmasıyla vekalet görevinin kötüye kullanıldığı sonucuna varıldığı-
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda şirket aktiflerinin ve özellikle araçların keşif yapılmak sureti ile tespit edilecek rayiç değerlerine göre borca batıklık miktarı belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile tespit edilen borca batıklık miktarının hükme esas alınması doğru görülmediği gibi, iyileştirme projesinde belirtilen sermaye arttırımı taahhüdünün gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin araştırılmadığı, mahkemece borca batıklığın tespiti ile iyileştirme projesinde taahhüt edilen sermaye arttırımının gerçekleşmemesi halinde iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcılıktan uzak olacağı dikkate alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği- HMK'nın 74/1. ve TBK'nın 504/3. maddesi gereğince vekilin iflasın ertelenmesi davası açabilmesi için özel yetkili kılınması gerektiğinden dosyadaki davacı vekaletnamesinde bu hususta bir yetkiye rastlanılmadığından özel yetkiyi ihtiva eden vekaletnameyi ibraz etmesi için davacı tarafa süre verilerek anılan eksiklik giderilmeden yargılamaya devam edilmesinin doğru olmadığı-
Vekilin vekaletnamesinde kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisi varsa, asil adına çek tanzim edebileceği- Çekin "vekaleten" imzalandığı yazılmasa da, vekalet verenin, vekil tarafından imzalanan çekten dolayı sorumlu olacağı- Takibe konu çeklerdeki imzaların, şirket yetkilileri tarafından atılmadığının bilirkişi raporlarından anlaşıldığı, çekleri düzenlediği iddia edilen kişiye, şirket adına kambiyo senedi düzenlemesi hususunda yetki verildiğine dair vekaletname de bulunmadığından, çekleri düzenlediği iddia edilen kişi tarafından düzenlenen çeklerden dolayı borçlu şirketin sorumlu tutulamayacağı, o halde, mahkemece, borçlunun itirazının kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Borçlu gerçek kişi şirketin ticari vekili olarak kabul edilse dahi vekaletnamenin “Banka Kredi Yetkisi” başlığında; "… bu kredilerle ilgili olarak …. kambiyo senetleri düzenlemeye" şeklindeki ifade yer aldığından sadece banka kredi sözleşmeleri ile ilgili çek düzenleme yetkisi olduğunun kabulünün gerekip, çekin, banka kredisi ile ilgili olmak üzere düzenlendiği iddia ve ispat olunamadığından takibe konu çekten borçlu gerçek kişinin şahsen sorumlu olması gerektiği-
Davalının vekil olarak hareket etmesi nedeniyle, pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı, bu hususun öncelikle gözetilip davanın husumetten reddine karar verilmesi gerektiği-
Vekaletin kötüye kullanılması nedeni ile alacak istemine ilişkin davada davalı hesap verdiğini ispat edememiş olduğundan, davacıların alacak isteminde haklı olduğu- Uyuşmazlıkta hükme esas alınacak değer, davaya konu hissenin ancak satış tarihindeki gerçek değeri olup mahkemece, belirlenen satış tarihindeki bu gerçek değere hükmedilmesi gerekirken resmi satış akdinde geçen bedelin denkleştirici adalet sistemine göre uyarlanmış sonucuna hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-
Vekaletin kötüye kullanılması nedeniyle açılan davada; davacının, davaya konu edilen hissesini davalıya sattığı ve parasını aldığı; davacının daha sonra düzenlenen vekaletnameye dayanarak, davalıdan alacak isteminde bulunmasının iyiniyet ve dürüstlük kuralına aykırı olduğu, vekaletnamenin, aslında taraflar arasında yapılan satış sonrası, işlemlerin yapılabilmesi için verildiği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiği-