Kooperatifle beş yıl boyunca irtibata geçilmemesi, aidat borcuyla ilgili araştırma yapılması halinde de, bu sürenin uzun bir süre olarak kabul edilemeyeceği- Davacının üyelik haklarından vazgeçtiği ve eylemli olarak ortaklıktan çıkma iradesini taşıdığı da söylenemeyeceğinden, kooperatif üyeliğinden ihraç kararının iptali istemiyle açılan davanın dürüstlük kuralına aykırı ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmadığı- Kooperatifi merkezinin yeni adresi davacı ortağa bildirilmediğinden, adres değişikliğinin sorumluluğunun davacıya yüklenemeyeceği- Davalı kooperatif tarafından parasal yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle ihraç kararının dayanağı olarak davacıya gönderilen ihtarnamelerin usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediği, içeriğinde belirtilen borç tutarlarının birbirinden farklı olduğu ve bu farklılığın nedeninin açıklanmadığı anlaşılmakla, ihraç kararının usul ve yasaya uygun olmadığı- Ortaklıktan çıkarma kararının dayanağı olan ihtarnameler geçersiz olup, üyelikten ihraç kararının kanuna uygun olmadığı ve davacının akçalı yükümlülüklerini yerine getirmeyerek zımnen ortaklıktan vazgeçtiğine dair uzunca bir süre kooperatif ile irtibata geçmeme durumunun bulunmadığı gözetilerek, "kooperatif üyeliğinden ihraç kararının iptaline" ilişkin davanın kabulü gerektiği-
Taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinin imzalanmasından sonra UKOME kararı gereğince taşıma işini yapacak araçların Y. S. S. Köprüsünden geçme mecburiyetinin getirilmesi karşısında, sözleşmenin yapılması sırasında öngörülemeyen olağanüstü bir durumun (öngörülebilen bir hususun sonuçları açısından bir öngörülemezliğin) sonradan ortaya çıktığı ve buna bağlı olarak TBK 138'de öngörülen uyarlamanın ilk koşulunun gerçekleştiği kabul edilerek uyarlamanın diğer koşullarının mevcut olup olmadığının incelenmesi gerektiği- "İstanbul ili dahilinde taşıma faaliyetinde bulunan davacı şirketin Y. S. S. Köprüsünün faaliyete geçebileceği ve köprünün faaliyete geçtiği zaman UKOME tarafından ticari araçların yeni köprüye sevk edileceği, dolayısıyla geçiş ücretlerinin değişeceği ve mesafenin uzayacağı hususlarını öngörülebilecek bir durumda olduğu, zira yapılan her yeni köprünün İstanbul trafiğini rahatlatmak amacıyla yapıldığı ve kamuoyuna köprünün açılacağı tarihin aylar evvelinden ilan edildiği gözetildiğinde köprünün açılması ve UKOME’nin ticari araçların yeni köprüye sevk etmesinin "öngörülemeyen veya öngörülmesi beklenmeyen hâl" olarak kabulünün mümkün olmadığı, sözleşmenin uyarlanması için gereken bu şartın oluşmaması nedeniyle uyarlamanın söz konusu olamayacağı" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
Önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin eldeki davada, cevap dilekçesi sunmayan davalının, fiili taksim savunması ile kötüniyet iddiasını, yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği- HGK.'de yapılan görüşmeler sırasında davalının usulüne uygun tebliğe rağmen cevap dilekçesi sunmadığı, fiili taksim iddiasının temyiz aşamasında ileri sürülemeyeceği görüşü ileri sürülmüşse de bu görüşün Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmediği-
Borçlu şirketin vekilinin ........... tarihinde vekaletname sunan ve vekil sıfatıyla sisteme eklenen Av. .......... olmasına rağmen satış ilanının dosyada vekaletnamesi bulunmayan ve ne şekilde sisteme eklendiği anlaşılamayan Av. ..........'ya tebliğ edildiği, bu husus İlk Derece Mahkemesince de kabul edildiği halde TK'nın 32. maddesi ve TMK'nın 2. maddesi hükümleri uyarınca şikayetçi borçlu vekilinin satıştan çok daha önce haberdar olduğu gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmesinin dosya kapsamına aykırı olduğu, şikayetçi borçlu vekili Av. ................'a usulsüz de olsa bir tebligat yapılmadığından ve buna göre TK'nın 32. maddesinin somut olayda uygulanma yeri bulunmadığından şikayetçi borçlu vekilinin istinaf başvurusunun yerinde olduğu gerekçesi ile HMK'nın 353/1-b(2) maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına, şikayetin kabulü ile ihalenin feshine karar verilmesinin yerinde olduğu-
Hatanın (yanılmanın) esaslı kabul edilebilmesi için hem yanılgıya düşen taraf yönünden (subjektif unsur) hem de iş hayatındaki dürüstlük kuralları yönünden (objektif unsur) hataya düşülmese idi böyle bir sözleşmenin hiç veya açıklanan biçimde yapılmayacağının ispatlanmasının zorunlu olduğu- Davalının yargılama sırasında öldüğü, terekesinin mirasçılarına intikal ettiği, kişiliğin ölümle sona ermesinden dolayı ölü kişi hakkında iptal tescil hükmü kurulamayacağı, ölü kişi hakkında iptal tescil kararı verilmiş olmasının bozmayı gerektirdiği-
Davanın eser sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde alacak isteklerine ilişkin olduğu - Kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile gelir paylaşımlı inşaat sözleşmesi arasındaki benzerlik yüklenici tarafından arsa üzerinde bina yapılması unsuru, temel farkın ise arsa sahibi tarafından yükleniciye satış yetkisi verilmesi ve yüklenicinin bu yetkiye dayanarak bağımsız bölümleri satması, elde edilecek gelirin ise taraflar arasında paylaşılması unsuru olduğu - Somut olayda sözleşme gereğince arsa sahibine ait parsel üzerinde 24 apart daire yapılması, dairelerin arsa sahibi ile yüklenici arasında %50'şer oranda paylaşılması, %10 pazarlama ve reklam giderleri düşüldükten sonra elde edilecek gelirin de aynı oranda paylaşılacağının kararlaştırıldığı - Taraflarca düzenlenen sözleşmede yapılacak inşaat nedeniyle edimlerin karşılığının tapu devri esası şeklinde değil, gelir paylaşımı suretiyle elde edilmesinin hedeflendiği, dolayısıyla gelir paylaşımı esasına dayalı olduğu, bu nedenle sözleşmenin gelir paylaşımlı inşaat sözleşmesi olduğunun kabulünün gerektiği -
Konkordatonun kısmen feshi istemine ilişkin davada, borçlu şirket tarafından, bankaya verilen müşteri çeklerinin, konkordato kapsamındaki kredi borçlarının teminatı olmak üzere, konkordato tasdik davasından ve geçici mühlet kararından önce bankaya teslim edilmiş olan çekler olduğu, bu hususta taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı istinaf dairesinin, bu çeklerin konkordato tasdik projesi kapsamında olmayan çekişmeli alacaklara ilişkin olduğuna dair gerekçesinin isabetsiz olduğu, her ne kadar, konkordato projesindeki ödeme planına uyulmamış ise de az yukarıda açıklandığı üzere, davacı bankanın, aynı alacak için dava tarihi itibariyle konkordato projesine göre yapacağı tahsilat 141.433,64 TL iken, bu alacağın teminatı olarak verilen müşteri çeklerini takibe koymak suretiyle yaptığı tahsilat toplamı 892.598,27 TL olduğu, söz konusu tahsilatın konkordato projesi kapsamında yapılmış ödeme sayılmamasının yasal bir dayanağının bulunmadığı, İİK 303. maddesi kapsamında 3. kişiden alacağını tahsil edebilme hakkına sahip davacının henüz tasfiye süreci tamamlanmadan eldeki davayı açmasının M.K. 2. maddesine de aykırı olduğu, ilk derece mahkemesince, bu husus gözetilerek, davacı banka yönünden konkordatonun feshi koşullarının oluşmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmesinin gerektiği-
11. HD. 28.12.2022 T. E: 710, K: 9585
11. HD. 28.12.2022 T. E: 2021/3337, K: 9571
Davacının sunduğu belgenin incelenmesinde, adı geçen evrakın davalı şirket unvanının antette bulunduğu, Hisse Senedi Devir ve Kabul Sözleşmesi adını taşıdığı, belge ile beraber davalı şirketin 208 adet hisse senedinin her biri ... Euro olmak üzere toplamda ... Euro karşılığında davacıdan devralındığı, ödenen miktarın ... Euro olduğu, davalı şirket ve yetkililerinin, primli pay senedi çıkarma yetkisi olmaksızın, nominal değerin üzerindeki bedel üzerinden “hisse devir kabul sözleşmesi” ve “hisse senedi talep formu” adlı belgelerle yüksek kâr vaadi ve istenildiği zaman para iadesi vaadi ile davacı gerçek kişilerin iradesini fesada uğrattığı, taraflar arasında sahih bir ortaklık ilişkisinin kurulmadığı, davalıların para toplama eyleminin hukuka aykırılık taşıdığı, haksız fiil kapsamında değerlendirildiği, zamanaşımı definin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığı, davanın yasal süresinde açıldığı, 7194 sayılı Kanunla eklenen geçici 4. maddede belirtilen “pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklar” ibaresi dikkate alındığından SPK yazı cevabından davalı şirketlerin pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan halka açık ortaklık statüsünde olmakla birlikte söz konusu şirketlerin paylarının borsada işlem görmediği, davalı şirketlerin kanunun kapsamına girmediği, yasa hükmünün dava konusu uyuşmazlıkta uygulanamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının davalı şirketin ortağı olmadığının tespitine, ... Euronun tahsil tarihi olan 31.07.2004 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya verilmesinin isabetli olacağı-