Uyuşmazlık, taraflar arasında akdedilen 16.03.2010 tarihli protokol ve Ocak 2011 tarihli ek protokolün geçersiz olup olmadığı, geçerli ise protokolün 5.2. maddesinin geçersiz olup olmadığı, bankanın teminat hesabından tahsilat yaptığı tarih itibarıyla dava dışı .... den alacaklı olduğu miktarın rehin tutarını aşıp aşmadığı, protokole göre tahsil edilen temliklerin hangi borçlardan mahsup edildiği, istirdatı gereken bir miktar bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkindir...
Krediye ilişkin alınacak ücretin ve oranının taraflar arasında düzenlenen kredi sözleşmesinde belirlenmediği ve bankanın kredi sözleşmesinin imzalanmasından önce de davacıya bilgilendirme yapmadığı görülmekle sözleşme şartının genel işlem koşulu mahiyetinde olduğu- Kullanılan ticari kredi nedeniyle yapılan %0.78 oranında kesintinin rayiç oranların altında, aynı zamanda diğer banka uygulamalarının ortalamasının da altında ve makul olduğu nazara alındığında ticari kredi nedeniyle yapılan kesintinin istemine ilişkin davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Forward sözleşmenin TBK'nun genel işlem koşullarına ilişkin hükümlerine aykırılık taşıdığı iddiası- "Davalı bankanın forward işlemi hakkında davacı yeteri kadar bilgilendirdiği ve aydınlattığı hususunu" ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmişse de, risk bildirim formu da dahil ilgili tüm belgeleri imzalayıp davalı banka ile aralarındaki türev işlemleri sözleşmesinin hukuken geçerli olduğunu kabul ettikten sonra, zarar ettikleri türev sözleşmenin hukuken geçersiz olduğuna ilişkin davacı iddiasının hukuken korunamayacağı-  Tacir olan davacının yaptığı işlemlerin, attığı imzanın sorumluluğunu kavrayabilecek kimse olduğu, yapılan işlemin riskli olduğu, aynı şekilde bankanın da zarar edebileceği, kurun vade farkından korunmak için sabitlendiği, dolayısıyla davalı bankanın kendiliğinden bu işlemi yapmasının olanaksız olduğu- Taraflar arasındaki sözleşme gereğince davalı banka tarafından kesinti yapıldığından, mahkemece, yapılan kesinti miktarı da denetlenmek suretiyle, sözleşme uyarınca fazla kesinti yapılmadığının tespiti halinde davanın reddi gerektiği-
Tefecilik suçu kapsamında davalı/sanığın cezalandırılmasına ilişkin kesinleşen mahkumiyet kararı gözetildiğinde, ceza mahkemesinde belirlenen maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayıcı nitelikte olduğu- Davacıların dava dilekçesi ve yargılamanın diğer safhalarındaki beyanlarında davalıdan borç para karşılığında bonoyu davalıya verdiklerini ikrar etmeleri karşısında, davacıların bu ikrarı çerçevesinde birleşen dava bakımından takip konusu olan bononun .... TL kısmı dışında borçlu olmadıklarının tespiti gerektiği-
Aşçı olarak davalı Holding bünyesinde çalışan davacının yaptığı işin niteliği dikkate alındığında, belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalıştığı, diğer davalıların Holdinge bağlı şirketlerden biri olduğu, davalılar arasında organik bağ bulunduğu, davacıyla imzalanan, davacının tespit edilen çalışma dönemi için geçerli Rusya bireysel iş sözleşmesinde, davacının Moskovada aşçı olarak çalışacağı, tarafların iş ilişkisindeki hak ve yükümlüklerine ilişkin maddelerde çalışılan ülke mevzuatının uygulanacağının ve anlaşmazlık durumlarında uygulanacak mevzuata ilişkin ihtilaf durumunda çalışılan ülkenin idari ve adli makamlarının yetkili olduğunun ifade edildiği, bu suretle tarafların bir hukuk seçimi anlaşması yaptıkları, davacının davalılara ait Rusya’da bulunan iş yerlerinde çalışılmış olduğu ve mutad iş yerinin de işçinin işini fiilen yaptığı yer olan Rusya olduğu- MÖHUK 27/1 hükmü kapsamında taraflar arasında bir hukuk seçimi anlaşması bulunduğundan uyuşmazlık hakkında Rusya Hukuku’nun uygulanması gerektiği- "Taraflar arasındaki ihtilafta yabancı hukukun uygulanmasının, işverenin, kendi ülkesinin bir vatandaşı olan işçiye, hiçbir bilgi sahibi olmadığı, kimi zaman varlığı dahi müphem, yabancı bir hukuku uygulamayı dayatmasına yol açacak nitelikte olduğu- Sözleşmenin bu hükmü, TBK 20 ve 25 uyarınca, sözleşme özgürlüğünde bulunması gerekli güç dengesini bir taraf aleyhine bozduğu için sözleşme özgürlüğüne müdahale ile sözleşme adaletinin sağlanması gerektiği ve taraflar arasında Türk Hukuku uygulanması gerektiği" şeklindeki karşı görüşün ise kabul edilmediği-
Banka ile yapılan türev işlemler sözleşmesinin iptali talebi- Menfi tespit- İstirdat- Gabin-
Banka tarafından davacıya türev işlemlerin riskinin bildirildiği, piyasalarda meydana gelebilecek dalgalanmalar neticesinde büyük zararlar edilebileceğinin kabullenildiği, dava konusu opsiyon teyidinde yer alan koşul ve tutarların taraflar arasındaki anlaşma kapsamında tanzim edilmiş olduğu nazara alındığında, opsiyon sözleşmesindeki koşulların genel işlem şartı niteliğinde bulunduğu söylenemeyeceği, davacının daha önce de uyguladığı türev ürünlerine yönelik olarak davalı banka ile imzaladığı sözleşmenin parçası niteliğindeki opsiyon teyitleri ile yapılan işlemler neticesinde zarar etmiş olduğu, davacının sözkonusu zararının davalı banka tarafından giderilmesi gerektiğinden bahisle eldeki davayı açmış olduğu anlaşılmakta ise de, davacının işbu davada hukuka aykırılığını ileri sürdüğü işlemler gerçekleştirilirken herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmemiş olduğu, sözleşmeye ek belgeler ve özellikle davacı tarafça imzalanan risk bildirim formlarında açık ve anlaşılır bir dille yapılan işlemlerin büyük risk taşıdığına yönelik uyarıların banka tarafından yapılmış olduğu, davacının bir kısım işlemden kâr bir kısmından zarar etmiş olduğu, bu husustaki riskini ve opsiyon işlemlerinin kapsamını ve niteliğini bilebilecek durumda bir tacir sıfatına haiz olduğu gibi, daha öncesinde de aynı tür sözleşme ve opsiyon işlemleri yapmış olması karşısında tezgahüstü türev araçlarına ilişkin bilgi sahibi olmadığına ve banka tarafından yeterince bilgilendirilmediğine ilişkin iddiasının dosyadaki bilgi ve belgelerle göre ispat edilememiş olduğu gözetildiğinde davanın esastan reddine karar verilmesinin isabetli olduğu-
Avukatın, süreli vekaletnamesiyle süre sonuna çakışan işler için sözleşmede belirtilen şekilde ücret kararlaştırılmasının, süreli sözleşmenin amacına uygun düşmediğinden takdiri indirim yapılması gerektiğine ilişkin kabulün hatalı olduğu- Anılan sözleşme hükmünün genel işlem koşulu olarak ve dürüstlük kuralına aykırı hazırlandığı kabulünün mümkün olmadığı ve taraflar arasında imzalanan vekalet ücret sözleşmesinin tarafları bağlayıcı nitelikte olduğu değerlendirilerek sözleşmedeki "avukata verilen işlerin asgari ücret tutarı kadarının ödeneceğine" ilişkin hükme göre uyuşmazlığın çözümü gerektiği-
Trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminat istemi- Sözleşmede taraf olmayan Hazine Müsteşarlığı tarafından Kanundan alınmış olan yetkiye dayalı olarak belirlenen Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Genel Şartlarının TBK'nın 20. maddesinin son fıkrasında düzenlemesi kapsamında düşünemeyeceği- 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları’nın uygulanmasının, Karayolları Trafik Kanunu’nun 95. maddesinde belirtilen "tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hallerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği" ilkesine aykırı olduğunun da söylenemeyeceği, bu ilkenin uygulanabilmesi için her iki tarafın özgür iradesi ile poliçe düzenlendikten sonra zarar görenin aleyhine tazminatın kaldırılması yada azaltılmasını gerektirecek değişikliklerin yapılmasının arandığı- Sigortacının destek zararlarından sorumlu olması için, motorlu aracın işletilmesi sırasında ölen kişinin mutlaka üçüncü bir kişi olması gerektiği- Genel Şartların A.6. maddesi (d) bendine göre, destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber, destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı taleplerinin teminat kapsamı dışında tutulması nedeniyle asli kusuru ile kendi ölümüne neden olan sürücü murisin tam kusuruna isabet eden destek tazminatı sigorta teminatı kapsamında bulunmadığı- Davacının ve davalı sigorta şirketinden destek tazminatı talep etme hakkı bulunmadığından itiraz hakem heyetince talebin reddine karar verilmesi gerektiği-
Davacı tarafından kullanılan ticari kredi nedeniyle dönemsel hizmet komisyonu adı altında tahsil edilen paranın istirdadı istemi- Kredi sözleşmesinde davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla faiz, komisyon ve masraf alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediği, ancak davalı bankanın -Merkez Bankası tarafından yayınlanan Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları ile Kredi İşlemleri Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ uyarınca- hizmet komisyonu bedeli ile ilgili olarak Merkez Bankası'na bildirimde bulunduğu ve davacının, sözleşme metnini imza tarihinden önce edinerek incelediği ve banka personelince bilgilendirildiğine dair, imzalı beyanı bulunduğu uyuşmazlıkta, mahkemece, TBK 20 vdd.ndaki genel işlem koşullarına ilişkin hükümlerin uygulanmasına dair ilkeler doğrultusunda, sözleşmenin genel işlem koşulu denetimine tabi tutulması ve sözleşme hükmünün bu nitelikte olduğunun tespiti ile bu hükmün yazılmamış sayılması halinde oluşan boşluğun TTK 20. maddesi ile yukarıda belirtilen 2006/1 sayılı tebliğ gereğince davalı banka tarafından Merkez Bankası'na bildirilen oran ve her halükârda TBK 25. madde bağlamında TMK 2. hükümleri çerçevesinde bir değerlendirme yapılması, sözleşme hükümlerinin genel işlem koşulu içermediğinin kabulü halinde ise, yine de TBK 25. maddesi bağlamında dürüstlük kuralı çerçevesinde inceleme yapılıp bir karar verilmesi gerektiği-