Asıl dava ile birleşen dava dosyalarında ayrı ayrı hüküm kurulmamış olmasının bozma nedeni olduğu-
Davalar arasında fiili ve hukuki irtibat olduğu, biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyeceği, her iki davanın aynı sözleşmeye  dayandığı, aralarında bağlantı mevcut olduğundan, gerek yargılamanın daha sağlıklı bir şekilde yürütülmesi ve gerekse çelişkili kararlar verilmesini önlemek açısından, davaların birlikte görülmesi ve delillerin birlikte değerlendirilmesinin zorunlu olduğu-
Dayanak ilamdaki asıl davada borçlu olmadığına yönelik talep ile birleşen davadaki alacak talebi birbiriyle bağlantılı olup sonuçları itibariyle birbirlerini etkileyeceğinden, birleşen alacak davasına ilişkin kısmının kesinleşmeden takibe konulabileceğinin kabul edilemeyeceği-
Mahkemece birleşen davaya yönelik hüküm kurulmamasının isabetsiz olduğu-
19. HD. 21.09.2017 T. E: 2016/20260, K: 6136-
Davacılar tarafından ileri sürülen alacak isteği ile tapu iptali-tescil(tasarrufun iptali) isteğinin birbirlerinin sonucuna etki edecek olmaları karşısında her iki isteğin birlikte değerlendirilmesinin, uyuşmazlığın taraflar açısından daha sağlıklı ve hızlı bir çözüme kavuşturulması için gerekli olduğu, hal böyle olunca, tefrik edilen alacak isteğine ilişkin eldeki davanın tasarrufun iptali(tapu iptali-tescil) davası ile birleştirilerek yargılamanın sürdürülmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi yerine, tefrik kararı verilerek hüküm kurulmasının doğru olmadığı-
HMK’nın 166/2. maddesi uyarınca ayrı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davaların bağlantı sebebiyle birleştirilmesinin ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebileceği, birinci davanın açıldığı mahkemenin, talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren bununla bağlı olduğu, Yasa'nın birleştirmenin talep üzerine verilebileceğini düzenlediği, tarafların birleştirme yönünde bir talebi olmadığı halde birleştirme kararı vermesinin doğru olmadığı-
Davalının duruşmadaki beyanında taşınmazın kendi kullanımında olduğunu kabul etmiş olmasına rağmen, mahkemece kiracılık ilişkisi olduğu gerekçesiyle bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasının isabetsiz olduğu- Davaların birleştirilmesi hâlinde, birleştirilen davalar birlikte görülmekle birlikte ayrı dava olma özelliğini korudukları ve her bir dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği-
Haciz mahallinde borçlunun ismini taşıyan sipariş fişi, borçlu şirket yetkilisine ait defterin bulunması, borçlu şirketin önceki adresinin davacı şirket adresiyle aynı olması, iki şirket ortaklarının da soyadlarının aynı olması, davacı şirketin etiket ve kutu yapım işlerinin borçlu şirket tarafından icra edilmesi ve iki şirket arasında e-mail yazışmalarının borçlu dolayısıyla alacaklı lehine mülkiyete karine teşkil edeceği-
Ayrı ayrı açılmış davaların aralarında bağlantı bulunmaları halinde birleştirilerek bakılabilmelerinin mümkün olduğu ancak, birleştirme kararının, taraflar arasındaki uyuşmazlığı esastan çözümleyen bir karar değil olmadığı, bu kararın, sadece birleştirilen davaların yargılama safhalarının müşterek cereyan etmesi sonucunu doğurup, her davanın, ayrı ayrı hükme bağlanması gerektiği, davaların birbirlerinin içerisinde erimesi, tek bir davaya dönüşmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığı yani davaların bağımsızlıklarını korudukları-