Birleştirmeye konu davaların bağımsız kimliklerini koruyacakları- Her bir dava (şikayet) hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği- Meskeniyet şikayetinde bulunan kişi yönünden bilirkişi incelemesi yapılmadan eksik inceleme ile karar verilmesinin doğru olmadığı-
Birleştirme kararının, sadece birleştirilen davaların yargılama safhalarının müşterek cereyan etmesi sonucunu doğuracağı, davaların tek bir davaya dönüşmeyeceği- Kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parasının, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirleneceği, sonraki dönemler için ecrimisil değerinin ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edileceği-
Sağlık sigortası poliçesi kapsamında ödenen tazminatın rücuen tahsili istemi-
Taraflar arasında açılan boşanma davası ile ayrıca açılan ayrılık kararına dayalı boşanma davasında mahkemece davaların birleştirilmesine karar verilmiş ise de asıl dava ve birleşen dava birbirinden bağımsız ayrı davalar olduğundan her biri hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği-
Trafik kazasından kaynaklanan rücuen tazminat davası-
Mahkemece; asıl ve birleşen davalar için ayrı ayrı hüküm kurularak yargılama gideri ve vekalet ücretlerinin ayrı ayrı belirlenmesi gerekeceği-
Üçüncü kişinin çalışanının üçüncü kişi yararına istihkak iddiasında bulunmaya yetkili olmadığı- İstihkaka ilişkin prosedür işletilmeksizin 3. kişi tarafından, süresi içinde doğrudan icra hukuk mahkemesinde dava açılarak istihkak iddiasında bulunulabileceği-
Birleştirilen dava dosyaları, HMK. mad. 166 uyarınca birbirlerinden bağımsız ayrı davalar olup her dava için ayrı hüküm kurulması gerektiği-
Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda bağlantı var sayılacağı- Muris muvazaasına dayalı davalarda,temlikin yapıldığı tarihte tarafların sosyal ve ekonomik durumları,tarafların beşeri ilişkileri,miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, gelenek ve görenekler,olayların olağan akışı,somut olayların her temlik için ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğinin yerleşik uygulama olduğu- Aynı gün içinde açılan her iki davada,taraflar ve hukuki neden aynı olmakla birlikte miras bırakanın farklı tarihte ve farklı taşınmazlara ilişkin temlikleri de her devir ayrı bir işlem olup görünürdeki benzerlik veya amaç benzerliğinin birleştirme için yeterli sayılmayacağı-