"İcra kefaletinin, TBK'nun 583. maddesindeki şekil şartlarına uygun olmadığı, icra kefilinin el yazısı ile düzenlenmediği gibi borç miktarının belirtilmediği ve eşin rızasının alınmadığı" ileri sürülerek "icra emrinin iptali ve hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesi" istemi ile icra mahkemesine yapılan başvuru ile " icra emrinde ... yazıldığı" beyan edilerek "kefalet aktine aykırı doldurulan icra emrinin iptaline karar verilmesi"ne yönelik şikayetin konularının aynı olmadığı ve icra kefaletinin geçerli olup olmadığı hakkında mahkemece re'sen bir inceleme ve tartışma da yapılmayıp bu konuda hüküm tesis edilmediğinden daha sonra yapılan  şikayet yönünden kesin hükmün varlığından söz edilemeyeceği- İcra kefaletinin geçerli olmadığına yönelik şikayetin İİK'nun 16/2. maddesi kapsamında süresiz şikayete konu edilebileceği-
Gerçek ya da tüzel kişi olan adi ortaklığın ortaklarından her birinin, adi ortaklık hakkında yapılan takibe yönelik olarak şikayet haklarının bulunduğu, icra mahkemesine "adi ortaklık adına" yapılan başvurunun ise, "aktif husumet yokluğu" nedeniyle reddi gerekeceği- İcra mahkemesince kısa kararda, "Davacının yetki itirazının kabulüne" gerekçeli kararda ise “Davacıların.... İcra Dairelerinin yetkisine itirazının kabulü ile ... İcra Dairelerinin yetkisizliğine, süresinde ve talep halinde icra dosyasının ... İcra Dairelerine gönderilmesine” şeklinde karar verilerek kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki meydana getirildiği-
13. HD. 02.05.2016 T. E: 8509, K: 11940-
Önce, şirket varlıklarının rayiç değerlerinin ve borca batıklığın tespiti, bu şartın mevcut olduğunun anlaşılması halinde de, iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olup olmadığının, somut verilere dayalı olarak, bilimsel şekilde değerlendirilmesi gerektiğinden, bu hususlarda uzman yeni bir bilirkişi heyetinden önceki bilirkişi ve kayyım raporlarını, şirketin mali durumunu ve iyileştirme projesini değerlendiren; açıklamalı, gerekçeli ve denetime elverişli bir rapor alınıp, rapor içeriği 6100 sayılı HMK'nın 282. maddelerinde belirtildiği şekilde hukuksal değerlendirmeye tâbi tutularak bir karar verilmesi gerekmekeceği-
HMK. mad. 114’ de düzenlenmiş olan derdestliğin, "daha önceden açılmış ve halen görülmekte olan bir davanın yeniden aynı yada başka bir mahkemede açılması durumunda ikinci davanın açıldığı mahkemede nazara alınan ve bu davanın daha önceden de açılmış ve halen görülmekte olması sebebiyle usulden reddine karar verilmesini sağlamaya yönelik bir dava şartı” olduğu- Birinci dava ile ikinci davanın aynı nitelikte kabul edilebilmesi için her iki dava konularının, davaların taraflarının ve sebeplerinin aynı olması ve bu şartların birlikte gerçekleşmesi gerekeceği-
Aynı davacı tarafından birden fazla şirkete karşı iş görme edimi nedeni ile aynı taleple açılan davada davacı ve dava konusu aynı olup, verilecek hüküm diğer davalıları da etkileyeceğinden, anılan davaların birleştirilerek görülmesi gerekeceği, mahkemece birleştirme kararı verilmeden karar verilmesinin usule aykırı olduğu-
Aynı davacı tarafından birden fazla şirkete karşı iş görme edimi nedeni ile aynı taleple açılan davada davacı ve dava konusu aynı olup, verilecek hüküm diğer davalıları da etkileyeceğinden, anılan davaların birleştirilerek görülmesi gerekirken mahkemece birleştirme kararı verilmeden karar verilmesinin usule aykırı olduğu-
Köy tüzel kişiliği adına belgesizden tespit edilen "mezarlık, cami avlusu, çeşme" gibi kamu malı niteliğiyle tespit gören taşınmazların, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca aynı çalışma alanı içerisinde belgesizden zilyetliğe dayalı olarak edinilebilecek taşınmaz sınırlamasına dahil edilemeyeceği, belgesizden zilyetliğe dayalı olarak davacı taraf adına tespit edilen taşınmaz mallardan 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca tespit edilen taşınmaz malların, aynı Kanun'un 14. maddesi uyarınca tespit edilen ve kesinleşen taşınmaz miktarına dahil olmadıklarının ve kesinleşmeyen taşınmazlara yönelik açılan davaların 6100 sayılı HMK'nun 166. maddesi uyarınca birleştirilmelerinin gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi gerekeceği-
Tarafları aynı olan sadece talep edilen alacak kalemleri bakımından farklı olan yerel mahkemenin görevsizlik kararı, Dairemizce “taraflar arasındaki ilişkinin ortaklık ilişkisine değil iş ilişkisine dayalı olduğu gerekçesiyle” bozulduğu, 6100 sayılı HMK.’un 166. maddesi uyarınca birleştirilmesi yoluna gidilmesi gerekeceği, bu dosya açısından, mahkemece görevsizlik kararı verilmesinin hatalı olduğu-
Hizmet bedelinin ödenmemesi nedeni ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemi-