Davalı kadının süresinde sunmuş olduğu cevap dilekçesinde, Türk Medeni Kanunu'nun 174/1 kapsamında maddi tazminat yanında, ortak konutun tadilatı nedeniyle yaptığı maddi katkıları da talep ettiği, bölge adliye mahkemesince davalı kadının maddi tazminat talebinin ne kadarının TMK'nın 174/1 kapsamında ne kadarının ortak konutun tadilatı için yaptığı maddi katkıya yönelik olduğu konusunda beyanı alınmak suretiyle toplanan tüm delillerle birlikte değerlendirilerek sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekeceği-
Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, davacı-karşı davalı kadının ailesinin evlilik birliğine müdahalesine sessiz kaldığının, davalı-karşı davacı erkeğin ise eşine hakaret ettiğinin ve fiziksel şiddet uyguladığının anlaşıldığı, o halde, taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizliğin mevcut ve sabit olduğu-
Mahkemece davacı kadına kusur olarak yüklenilen birlik görevlerini yerine getirmediği vakıasına ise davalı erkek tarafından dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasında dayanılmadığından bu vakıanın kadına kusur olarak yüklenilmesinin mümkün olmadığı- Boşanma sonucu eşin, en azından diğerinin maddi desteğini yitirdiği, o halde, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları dikkate alınarak kadın yararına maddi ve manevi tazminata karar vermek gerekeceği- Dinlenen davacı kadın tanıklarının kadına, düğünde her biri 40 gr. 6 adet bilezik ile tam, yarım ve çeyrek altın, hediyelik altın kolye ve küpe takıldığını bu altınların bileziğe dönüştürüldüğünü, kadının 11 adet bileziğinin olduğunu, bu bileziklerin erkeğin iş yeri açması için bozdurulduğunu beyan ettikleri, davalı erkek tanığının da altınların bir kısmının erkek tarafından bozdurulduğunu belirttiği, tanık beyanları ile davacı kadının, dava konusu ziynet eşyalarının erkek tarafından elinden alındığını ispat ettiği, o halde kadının ziynet alacağı davasının sadece varlığı ispatlanan 5 adet 40'ar gram bileziğin bilirkişi tarafından hesaplanan 17.700 TL'lik miktar yönünden kabulü gerekeceği-
Türk Medeni Kanunu'nun 166/3. maddesine dayalı anlaşmalı boşanmaya-
2. HD. 14.02.2019 T. E: 2018/8116, K: 1141-
2. HD. 14.02.2019 T. E: 2018/7961, K: 1158-
Daha önce açılan boşanma davasında verilen ret kararının kesinleşmesinden itibaren başlayacak üç yıllık süre zarfında ortak hayatın yeniden kurulmadığını ispat yükünün taraflardan hangisine ait olduğu? Daha önce açtığı boşanma davası ispatlayamadığı gerekçesiyle reddedilerek kesinleşen ve kesinleşme tarihinden üç yıldan sonra eldeki davayı açan davacı, ön inceleme duruşmasında "davaya ilişkin bildireceğim delilim yoktur" demek suretiyle kanunda öngörülen üç yıllık süre içerisinde ortak hayatın kurulması amacıyla bir araya gelinmediği hususunda herhangi bir ispat vasıtası sunmayacağını ortaya koymuş, davalı kadın ise davaya cevap vermediği gibi duruşmalara da katılmamış olduğundan, HMK. mad. 128 gereğince dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkâr etmekle yetinmiş olup eldeki dava res'en araştırma ilkesinin uygulandığı bir dava da olmadığından, mahkemece, üç yıllık süre koşulu oluşmasına rağmen davacı kocanın delil bildirmemesi nedeniyle "bu sürede tarafların bir araya gelmediklerini" ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesini isabetli olduğu- "Olayın özelliği itibariyle ispat külfetinin davalıda olduğu, menfi bir olgunun ispatının davacıya düşmeyeceği, kanunun amacına uygun yorum yapılması gerektiği, TMK'nın 166/4. maddesinde dayalı olarak açılan davalarda bir karinenin varlığının söz konusu olduğu, daha önce açılan boşanma davasının tarafların ayrı yaşadığına dair bir karine olduğu ve HMK. mad. 190/2 uyarınca karinenin aksinin davalı tarafça ispat edilmesi gerektiği, yine tarafların yerleşim yeri adreslerinin ayrı olmasının ve davacının başka biriyle olan birlikteliğinden bir çocuğun dünyaya gelmesinin tarafların ayrı yaşadığını gösterdiği, bu durumda ispat yükünün yer değiştirdiği, sonuç olarak bozma kararının yerinde olduğu" şeklindeki görüşlerin HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
Boşanmaya sebebiyet veren olaylarda; davacı-karşı davalı erkeğin evlilik birliği yükümlülüklerini yerine getirmediği, eşine ekonomik baskı uyguladığı, ihtiyaçlarıyla ilgilenmediği, davalı-karşı davacı kadının ise çıkan tartışmalar sırasında davacıyı istemediğine dair sözler söylediği, ayağı kırılan davacıya bir süre baktığı ancak daha sonra davalının ailesine davacıyı istemediğini söylediği kusurlarına ek olarak “git ananla yat, kardeşinle yat” şeklinde sözler söylediği, davacının ailesine kötü davrandığı, uzun süreden beri yatakları ayırdığı, dinlenilen tanık beyanlarıyla sabit olduğundan, boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda davalı-karşı davacı kadının ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekeceği- Davalı-karşı davacı kadın boşanmaya sebebiyet veren olaylarda ağır kusurlu olup, TMK 175 maddesi koşullarının kadın yararına oluşmadığı-
Anlaşmalı boşanma davasından kaynaklanan tapu iptal ve tescil davasına, eski eşin de dahil edilip taraf teşkilinin sağlanması gerektiği-
2. HD. 13.02.2019 T. E: 2018/8292, K: 1003-