Davacı kadının süresinde bildirmediği tanıklarının beyanlarının kusur belirlemesinde dikkate alınamayacağı, bu durumda mahkemece, davacı yanca usulüne uygun şekilde süresinde ileri sürülmeyen tanık beyanları esas alınarak davalı erkeğe kusur yüklenilmesinin doğru olmadığı-
Taraflar ve vekilleri, temyiz tarihinden sonra aralarında boşanma ve ferilerine yönelik boşanma protokolü imzalamış olup iş bu protokol göz önünde bulundurularak temyiz talebinin değerlendirilmesi gerektiği-
Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; davalı erkeğin eşine birden fazla fiziksel şiddet uyguladığının, erkeğin annesinin de kadına fiziksel şiddet uyguladığının, davacı kadının ise eşine hakaret ettiğinin ve eşinin ilk evliliğinden olan kızına olumsuz davranışlar sergilediğinin anlaşıldığı, gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya sebep olan olaylarda davalı erkeğin ağır kusurlu olarak kabulü gerekeceği- Boşanma sonucu eşin, en azından diğerinin maddi desteğini yitirdiği, o halde Bölge Adliye Mahkemesince, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları dikkate alınarak ilk derece mahkemesinin kadın yararına verdiği maddi ve manevi tazminatın miktarı bakımından istinaf incelemesi yapılması gerekeceği-
2. HD. 20.02.2019 T. E: 2017/3325, K: 1498-
2. HD. 20.02.2019 T. E: 2017/6301, K: 1486-
Yapılan yargılama ve toplanan delillerden davacı-karşı davalı kadının mahkemece sadakatsizlik olarak kabul edilen eyleminin güven sarsıcı davranış boyutunda olduğunun anlaşıldığı, tarafların mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışları dikkate alındığında davalı-karşı davacı erkeğin boşanmaya sebebiyet verilen olaylarda kadına nazaran daha fazla kusurlu olduğu- Boşanmaya neden olaylarda davalı- karşı davacı erkeğin daha fazla kusurlu olduğu anlaşılmış olup, Türk Medeni Kanunu'nun 174/1-2. maddesi koşullarının kadın yararına oluştuğu- Kadının usulünce ekonomik ve sosyal durumu araştırılarak, boşanma yüzünden yoksulluğa düşüp düşmeyeceğinin belirlenmesi ve gerçekleşecek sonucuna göre yoksulluk nafakası talebi hakkında karar verilmesi gerekeceği-
Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, davalı kadının davacı erkeğe ve ailesine hakaretler ettiğinin, davacı erkeğin de davalı kadını köyde yaşamaya zorladığının, mahkemece davacı erkeğe yüklenen diğer kusurlu davranışların mevcut delil durumuna göre ispatlanamadığının anlaşıldığı, bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizliğin mevcut ve sabit olduğu-
Yapılan yargılama ve toplanan delillerden tarafların mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışları yanında davacı erkeğin sürekli olarak eşine fiziksel ve psikolojik şiddet uyguladığının, birlik görevlerini yerine getirmediğinin; kadının da birlik görevlerini yerine getirmediğinin anlaşıldığı, gerçekleşen bu durum karşısında evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda davacı erkeğin davalı kadına göre ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekeceği- Boşanmaya neden olan olaylarda davacı erkeğin ağır kusurlu olduğu, gerçekleşen kusurlu davranışların aynı zamanda kadının kişilik haklarına da saldırı teşkil eder nitelikte olduğu, kadın yararına TMK m. 174/1-2 koşullarının oluştuğu-
Her ne kadar tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında eşit kusurlu oldukları belirtilerek her iki boşanma davasının da kabulüne karar verilmiş ise de; davacı-karşı davalı erkeğin ailesinin kadına yönelik fiziksel şiddet ve kısıtlamalarının olduğu, bu halde eşinin ailesinden fiziksel şiddet gören kadına evi terk kusurunun yüklenemeyeceği, kaldı ki erkeğin evlilik sonrası eşini kendi ailesi yanına bırakarak yurt dışına gittiği, kadını müşterek konutta değil, erkeğin ailesinin yanında kaldığı, terke konu evin müşterek konut olmadığı, yine ilk derece ve bölge adliye mahkemesince kadına kusur olarak yüklenen "Karşılaşmalarında ailece şiddete başvurulduğu" vakıasına konu ceza dosyası incelendiğinde birbirine şiddet uygulayanlar arasında davalı-karşı davacı kadının bulunmadığı, bu halde üçüncü kişilerin davranışlarının tarafa kusur olarak yüklenemeyeceği anlaşılmakla evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında ailesinin eşine yönelik şiddet ve kısıtlamalarına sessiz kalan davacı-karşı davalı erkeğin tam kusurlu olduğunun, davalı-karşı davacı kadına yüklenebilecek bir kusurun bulunmadığının kabulü gerekeceği- Evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davalı-karşı davacı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığının, bu olayların onun kişilik haklarına saldırı teşkil ettiğinin anlaşıldığı, boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddi desteğini yitirdiği, o halde, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları dikkate alınarak kadın yararına maddi ve manevi tazminata karar vermek gerekeceği-
Davanın konusuz kalması sebebiyle esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde hakim, davanın açıldığı tarihteki, tarafların haklılık durumuna göre vekalet ücreti ve yargılama giderlerini takdir ve tayin edeceği- Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında eşit kusurlu olduğu kabul edilmişse de; davalı-karşı davacı kadının eşinin ilk evliliğinden olan çocuklarına terbiye etme adına şiddete yönelik davranışlarda bulunduğu, davacı-karşı davalı erkeğin ise annesinin evliliğe olumsuz yönde müdahalesine izin verip annesinin sözü ile hareket ettiği, evine bir süreliğine gelip gitmediği, sonrasında da eşine barışmak istemediğini söyleyerek eşini ailesinin evine bıraktığı anlaşılmakla evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında davacı-karşı davalı erkeğin, davalı-karşı davacı kadına nazaran ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekeceği- Evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda erkek ağır kusurlu olup, boşanma sonucu kadının erkeğin maddi desteğini yitirdiği, o halde, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları dikkate alınarak kadın yararına maddi tazminata karar vermek gerekeceği-