Gerekçe ve hüküm arasında yaratılan bu çelişki dahi tek başına bozma sebebi oluşturduğundan, hükmün münhasıran bu sebeple bozulması gerektiği-
Tanık beyanlarında geçen erkeğe kusur olarak yüklenen vakıaların müşterek çocuk henüz yeni doğmuşken, kırklı dönem denilen zaman zarfında yaşandığı, bu olaylardan sonra evlilik birliğinin devam ettiği, davanın da ................ tarihinde açıldığı, erkeğe kusur olarak yüklenen bu vakıalardan sonra, tarafların evlilik birliğini devam ettirdikleri, tarafların bir araya gelerek karşılıklı olarak önceki olayları affetmeleri nedeniyle affedilen en azından hoşgörü ile karşılanan vakıaların af kapsamında kalıp, sonrası dönem için ise erkeğin ispatlanan herhangi bir kusurunun tespit edilemediği anlaşıldığından, erkeğin boşanmayı gerektiren kusurlu bir davranışının kanıtlanamadığı, kadının boşanma davasının reddi gerekeceği-
Mahkemece davacı erkeğe yüklenen ve sabit olan kusurlu davranışları karşısında davalı kadının, davacı erkeğe boşanacağını söylemesi ve evi terk etmesi vakıalarının kusur olarak yüklenemeyeceği, bu sebeple davanın reddi gerekeceği-
Her ne kadar mahkemece tarafların davalı-karşı davacı kadının ağır kusurlu olduğundan bahisle karar verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden, mahkemece tarafların belirlenen ve gerçekleşen kusurları yanında davacı-karşı davalı erkeğin, kadına karşı "cahilsin, okuman yazman yok, köylüsün" gibi söylemlerle aşağılayıcı sözlerinin de bulunduğu dikkate alındığında, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü gerekeceği- Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmayacağı, boşanmaya neden olan vakıalarda tarafların eşit kusurlu olduklarının anlaşıldığı, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre, kadının boşanma yüzünden yoksulluğa da düşeceği açık olduğundan, davalı-karşı davacı kadın yararına geçimi için uygun miktarda yoksulluk nafakası takdiri gerekeceği-
Türk Medeni Kanunu'nun 166/1 maddesine dayanan işbu boşanma davasında, ilk derece mahkemesince verilen karar boşanma yönünden kesinleşmediği gibi boşanma davalarında tarafların kusurlarının belirlenmesi, boşanmanın eki niteliğinde bulunan tazminatlar, yoksulluk nafakası ve velayet gibi taleplerin sağlıklı değerlendirilerek doğru karar verilebilmesinin, bu davaların birlikte görülmesi ve delillerin birlikte değerlendirilmesiyle mümkün olduğu, bu sebeple davalar arasında bağlantı bulunduğuna göre eldeki TMK m.166 hukuki sebebine dayalı boşanma davası ile yine kadın tarafından açılmış olan TMK m.161 hukuki sebebine dayalı davanın birleştirilerek, davaların esası hakkında hüküm kurulması gerektiği-
Tanık beyanları dikkate alındığında, kadının davalı erkeğe yüklenen tehdide ilişkin kusurlu davranışı da affettiğinin, en azından hoşgörüyle karşıladığının, affedilen ya da hoşgörüyle karşılanan vakıaların erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceğinin sabit olduğu, bu durumda boşanmaya sebep olan olaylarda davalı erkeğin kusuru bulunmadığından, davacı kadının boşanma davasının reddi gerekeceği-
Davanın evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı olduğu TMK.'nun 166. maddesindeki düzenlemeye göre boşanmaya karar vermek için davalının az da olsa kusurlu olduğunun kanıtlanması gerektiği, davacı-karşı davalı erkeğin herhangi bir kusurunun kanıtlanamadığının anlaşıldığı, fiili ayrılığın tek başına boşanma sebebi olmadığı, bu durumda davalı-karşı davacı kadının boşanma davasının reddi gerekeceği-
Zamanı belli olmayan, soyut ve genel nitelikte tanık anlatımları ile sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak ve davacıdan duyuma dayalı izahlardan ibaret tanık anlatımlarına itibar edilemeyeceği- Tanık anlatımlarından sonra evliliğin devam ettiği, vakaların erkek tarafından affedildiği veya en azından hoşgörü ile karşılandığı anlaşıldığından, erkeğin boşanma davasının reddi gerektiği-