Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda, boşanmaya sebep olan olaylarda erkek eşten kaynaklanan kusurlu bir davranışın ispatlanıp ispatlanmadığı, buradan varılacak sonuca göre kadın eşin boşanma davası kabulünün gerekip gerekmediği-
Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; boşanmaya sebep olan olaylarda davalıdan kaynaklanan kusurlu bir davranışın ispatlanıp ispatlanmadığı, buradan varılacak sonuca göre davacının evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayalı boşanma davası kabulünün gerekip gerekmediği-
Terk edilmiş olmanın kişilik haklarına saldırı niteliği taşımadığı-
. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; taraflar arasında birleştirilmesine karar verilerek yürütülen karşılıklı boşanma davalarının yapılan yargılamasında, boşanmaya sebep olan olaylar yönünden dayanılan vakıaların ve bu vakıalara bağlı gerçekleştiği ispat olunan tüm kusurlu davranışların tamamı her iki dava kapsamında bir bütün olarak birlikte değerlendirilip, tarafların kusur oranlarının bir kez belirlenmesi ve belirlenen bu orana göre boşanma ve varsa boşanmanın fer'î niteliğindeki talepler yönünden hüküm kurulmasının yerinde olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre; tarafların boşanmalarına karar verilmesinin gerekip gerekmediği-
Tarafların boşanmaya sebep olan olaylarda gerçekleşen kusurlu davranışlarının tamamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, eşit kusurlu olup olmadıkları, burada varılacak sonuca göre davacı eş yararına maddi-manevi tazminat şartlarının oluşup oluşmadığı- Boşanma kararı verilebilmesi için az da olsa davalının da kusurlu olması gerektiği- Evliliğin başından itibaren bağımsız ev temin etmeyen eşini kardeşleriyle birlikte yaşamak zorunda bırakan erkeğin diğer davranışları da dikkate alındığında daha fazla kusurlu olduğu kabul edilerek eşine karşı maddi ve manevi tazminat ödemek zorunda olduğu sonucuna varıldığı-
. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, somut olayda; davacı taraf ve vekilinin 13.11.2014 tarihli duruşmada alınan beyanının, HMK’nın 307 ve 309. maddesinin 4. fıkrası uyarınca feragat niteliğinde sayılıp sayılmayacağı, buradan varılacak sonuca göre boşanmaya sebep olan olaylarda davalıdan kaynaklanan kusurlu davranışlar nedeniyle davacı yararına 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 174. maddesinin 1 ve 2. fıkralarında yazılı maddi-manevi tazminat şartlarının oluşup oluşmadığı-
TMK'nun 166/1. maddesine göre açılan boşanma davasına ilişkin yargılama devam ederken, TMK'nun 161. maddesine dayalı olarak boşanma davası açıldığı ve eldeki dava ile birleştirilmesinin talep edildiği; aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebileceği- Birleştirme kararının, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilip, bu kararın, diğer mahkemeyi de bağladığı- İlk derece mahkemesinin kararı taraflarca erkeğin davasında verilen boşanma hükmü yönünden kanun yolu başvurularına konu edilmemek suretiyle, boşanma yönünden kesinleşmiş olmakla birlikte; boşanma davalarında tarafların kusurlarının belirlenmesi, boşanmanın eki niteliğinde bulunan maddi-manevi tazminatlar, yoksulluk nafakası ve velâyet gibi taleplerin sağlıklı değerlendirilerek doğru karar verilebilmesi; bu davaların birlikte görülmesi ve delilerin birlikte değerlendirilmesiyle mümkün olduğundan, erkeğin birleştirme talepli açmış olduğu dava dosyasının, eldeki dosya içerisine alınarak, tüm davalar birlikte değerlendirilip, her davanın esası hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği-
Davalı eşin sürekli olarak işe giriş ve çıkış kayıtlarının bulunduğu, düzenli işinin bulunmadığı ve bu suretle birlik görevlerini ihmal ettiği anlaşılmış olup, taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizliğin mevcut ve sabit olduğu, olayların akışı karşısında davacının dava açmakta haklı olduğu, bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmediği-
Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle açılan boşanma davasında; davalı tarafın ıslah tarihinde, henüz tahkikat aşaması tamamlanmadığı için yapılan ıslahın usulüne uygun olduğu anlaşılmakla istinaf incelemesi yapan bölge adliye mahkemesince, ıslah dilekçesinin davalı kadın tarafından süresinde ve usulünce dosyaya sunulduğu dikkate alınarak davalı kadının yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat talepleri hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulması gerektiği-
Evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayalı açılan boşanma davasında; davalının "Çocuğa ne kötülük varsa alıştıracağım, sonra da sana sövdüreceğim, bu çocuğu sende bırakmayacağım" diyerek kusurlu davranışlarına devam ettiği, her ne kadar tanığın ikinci beyanında geçen erkeğin çocuğa öğreteceği belirtilen kötü sözlerin iş bu dava açıldıktan sonra söylediğini duyduğu kabul edilmişse de, tanığın ilk beyanında da belirttiği üzere davalının anlaşmalı olarak açtığı boşanma davasından sonra tarafların yeniden barışmadığı ve bir araya gelmeden davacı tarafından huzurdaki davanın açıldığı, o halde davacının davasının kabulüne karar verilmesi gerektiği-