Avukatın vekâleten takip etmekte olduğu bir davada; taraflara oranla üçüncü kişi konumunda olduğundan görevi nedeniyle öğrendiği hususlar dışında, tanıklık etmek zorunda olup, tanık olarak dinlenilmesinde de yasal engel bulunmadığı, diğer tanıklar gibi HMK 240 vd gereğince dinlenilmesi gerektiği, aksi durumda; hukuki dinlenilme ve adil yargılanma hakkının ihlal edilip, savunma hakkı kısıtlanacağından davacı tanığı dinlenilip tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesi gerektiği- "Avukatlık görevini bıraktıktan sonra tanık olarak dinlenilmesi gerektiği, aynı davada vekillik ve tanıklık görevlerinin bağdaşmayacağı, hukuk davalarında vekillerin yargılamanın tüm safhalarında aktif olarak taraf adına gerek usuli gerekse esasa ilişkin bütün işlemleri yürüttükleri, davada taraf olmayan kişilerin tanık olarak gösterilmesi gerektiği, diğer tanıkların dinlenilmesi aşamasında vekillerin hazır bulundukları da düşünüldüğünde tarafın aynı zamanda vekili olan tanığın dinlenilmesinin hak kaybına da neden olacağı" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğunca kabul edilmediği-
Davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından kusur belirlemesi, kadının yararına hükmolunan tazminat, nafakalar ile tedbir ve iştirak nafakası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Taraflar arasındaki evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedenine dayalı boşanma davası-
Taraflarca evlilik birliğinin sarsılması nedenine dayalı olarak karşılıklı açılan boşanma davasında, yapılan kusur belirlemesine göre; mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen daha az kusurlu taraf yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilebileceği- Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 373/3 ve 4'e uygun şekilde duruşma açılarak bozmaya uyulduğu halde, davacı yararına, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu vekalet ücreti takdir edilmemesinin usule ve kanuna aykırı olduğu-
Taraflarca, evlilik birliğinin sarsılması nedenine dayalı açılan boşanma davasında; erkek eşin, başka biriyle ilişkisi olduğuna dair söylentiye neden olacak kadar müşterek konuttan ayrı kaldığı iddiası ispatlanamadığı için bu kusurun ona yüklenemeyeceği, ancak yine de kadın eş ve müşterek konutun giderleriyle ilgilenmemesi sebebiyle kusurlu sayılacağı ve ayrıca gerçekleşen kusurlu davranışların yanında, güven sarsıcı davranışlar da sergilediği anlaşılmış olup; bu durumun kadın eşin kişilik haklarına saldırı teşkil ettiğinden hata/kusur belirlemesine bağlı olarak manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği-
"Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerin her birinin boşanma davası açabileceği" hükmünü; tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamanın doğru olmayacağı çünkü kimsenin kendi eylemine ve kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği, bunun temel hukuk ilkelerine; tek taraflı irade ile boşanmanın da hukuk sistemimize aykırı düşeceği- TMK m. 166 gereğince boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmayıp, daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için kusurun varlığı ve belirlenmesi gerektiği- Kusurun belirlenmesi ve sonucuna göre daha az kusurlu eşin, boşanmaya karşı çıkışının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu anlaşıldığında; artık eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmayacağı-
Evlilik birliğinin sarsılması nedenine ve TMK. m. 166/son hükmüne dayalı olarak açılan boşanma davasında; evliliği temelden sarsan olay, davalı/davacı eşin başka bir kadınla birlikte yaşaması olduğundan ağır kusurlu sayıldığı; bu halin davacı/davalı eşin kişilik haklarına saldırı teşkil edeceği ve ağır yada eşit kusurlu bulunmadığından uygun miktarda maddi ve manevi tazminat isteyebileceği- Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek daha az kusurlu taraf olan eş yararına geçimi için uygun miktarda yoksulluk nafakası takdir edilmesinin gerektiği-
Taraflar arasında görülen evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedenine dayalı karşılıklı boşanma davasında, davacı-davalı eşin kusur belirlenmesine yönelik istinaf talebinin kısmen kabulü kanaatine varıldığı halde, kararın hüküm kısmında, kusur yönünden istinaf başvurusunun esastan reddedilmesinin, gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturduğu-
Taraflar arasında görülen evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedenine dayalı karşılıklı boşanma davasında, davacı-davalı eşin kusur belirlenmesine yönelik istinaf talebinin kısmen kabulü kanaatine varıldığı halde, kararın hüküm kısmında, kusur yönünden istinaf başvurusunun esastan reddedilmesinin gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturduğu-
Evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedenine dayalı karşılıklı boşanma davasında; kusur belirlemesi yapıldığı halde taraflara kusurların yükletilmemiş olmasının yerinde olmadığı- Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre; kamu düzenine aykırılık görülen haller dışında, incelemenin dilekçede belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı düzenlendiğinden hakimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı kalıp, bu taleplerden fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği-
Boşanma davasının devamı sırasında davacı-karşı davalı erkek vefat ettiğine göre, evlilik birliğinin ölümle sona erdiği, boşanma davasının konusunun kalmadığı, konusuz kalan boşanma talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekeceği-