Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; Davalı vekilinin temyiz dilekçesi ve bozma sonrası yapılan yargılamanın duruşmasındaki beyanı dikkate alındığında, mahkemece verilen ilk kararda tarafların boşanmasına ilişkin hükmün kesinleşip kesinleşmediği, buradan varılacak sonuca göre davanın esası hakkında hüküm kurulmasının gerekip gerekmediği- Boşanmaya sebep olan olaylarda davacının mı yoksa davalının mı kusurlu olduğu, buradan varılacak sonuca göre davalı eş yararına manevi tazminat şartlarının oluşup oluşmadığı-
Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda, davalı-karşı davacı vekilinin 17.02.2015 tarihli temyiz dilekçesi dikkate alındığında, mahkemece verilen ilk kararda “asıl davanın kabulü ile tarafların boşanmasına” ilişkin hükmün kesinleşip kesinleşmediği, buradan varılacak sonuca göre tarafların boşanma davalarının esası hakkında yeniden hüküm kurulmasının gerekip gerekmediği-
Somut olayda taraflarca düzenlenen anlaşmalı boşanma protokolünde yoksulluk nafakasının arttırım oranının kararlaştırıldığı, duruşmada taraflarca protokolün onaylanması yönünde talepte bulunulduğu, hükümde protokolün onaylanmasına karar verildiği, protokolün bu maddesinin değiştirilmesine ve kaldırılmasına yönelik bir mahkeme kararı da bulunmadığına göre anlaşmalı boşanma protokolünün bu yönü ile geçerliliğini koruyacağı-
Gerçekleşen olaylara göre evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı, birliğin bu hâle gelmesine açıkça sayılan kusurlu davranışları gerçekleştiren davalının sebebiyet verdiği, olayların akışı karşısında davacının dava açmakta haklı olduğu ve boşanmaya sebep olan olaylarda kusurlu bir davranışının bulunmadığı, dolayısıyla tarafların TMK’nın 166/1. maddesi uyarınca boşanmalarına karar verilmesi gerekeceği-
Anlaşmalı boşanma kararı ile boşanma davasının konusuz kalacağı-
Evlilik birliği kurulurken, düğünden belirli bir süre sonra yapımı devam eden eve taşınılacağının taraflar arasında kararlaştırıldığı, kadının erkeğin ailesiyle oturacağını bilerek erkekle evlendiği, meydana gelen olaydan sonra, ailesinin yanına giden kadının, erkeğin ailesiyle birlikte yaşadığı konuta tekrar geri döndüğü, taraflar arasında son ayrılık olayının bayram gününde yaşanıldığı anlaşılmakla, erkeğe, evlilik birliğinde bağımsız konut temin etmediğine yönelik kusur yüklenilemeyeceği- Kadının da, evlilik birliğinden doğan birlik yükümlülüklerini yerine getirmemek kastıyla ortak konuttan ayrılmadığı anlaşılmakla, kadının boşanma davasının da reddi gerektiği- Boşanmaya neden olaylarda davacı-davalı erkeğe atfı kabil bir kusur bulunmadığından, davalı-davacı kadın yararına maddî tazminata hükmedilemeyeceği-
Boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğu; eşit kusurlu eş yararına manevî tazminata da karar verilemeyeceği-
Tahkikat aşaması bitmeden verilen ıslah dilekçesinin süresinde verilmiş olduğunun kabulü gerektiği- Usülüne uygun olarak zina sebebi ile boşanma kararı verilmesinin talep edildiği sonrasında süresinde verilen ıslah dilekçesi ile terditli olarak zina olmadığı takdirde evlilik birliğinin sarsılması sebeplerine dayalı olarak boşanma talep edildiği dikkate alınarak öncelikle davalı karşı davacı kadının zina sebebine dayalı boşanma talebi ile ilgili olumlu ya da olumsuz hüküm kurulması gerektiği-
Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; davalı kadının birlik görevlerini ihmal ettiğinin, hasta ve yaşlı olan eşiyle yeterince ilgilenmediğinin anlaşıldığı, gerçekleşen bu duruma göre, davalı kadının boşanmaya sebebiyet verecek derecede kusurlu olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesi sonucunda yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı-
Erkeğin eşine ağır hakaret ettiği, eşinin işyerine giderek huzursuzluk çıkardığı ve eşinin başkaları yanında küçük düşmesine neden olduğu, buna karşılık kadının da eşine hakaret ettiği uyuşmazlıkta, erkeğin eşine nazaran ağır kusurlu olduğu- "Erkek eşe yüklenen kusurlu davranışlara bakıldığında bu eylemlerin kadının gerçekleştirmiş olduğu kusurlu davranışların bir sonucu olduğu" görüşünün benimsenmediği-