Davacı bankanın, davalı asıl borçlu şirket yönünden rehnin paraya çevrilmesi yoluyla talepte bulunmanın yanı sıra şahsi teminat kapsamında kefillere de kefalet limitiyle sınırlı olmak üzere başvurabileceği, rehinli takiple ilgili, tahsilat varsa tahsil edilen tutar zikredilmeksizin sonuç itibariyle tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla limit kapsamında kalan tutar yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, bozma ilamı ile davalı şirket yararına müktesep hak doğduğu yönündeki hatalı değerlendirme ile davalı şirket yönünden önceki hükümde yer alan tutara aynen hükmedilmesinin doğru olmadığı-
İtirazın iptali davasının reddine karar verilmesi ile alacaklı, davasında haksız çıkmış olup ihtiyati haciz hükümsüz kaldığından, Bölge Adliye Mahkemesi’nin Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından icra müdürlüğüne gönderilen ihtiyati haczin devam ettiği yönündeki yazı cevabının bağlayıcı olduğuna ilişkin kabulünün isabetsiz olduğu- İcra müdürlüğünce, ihtiyati haciz kararı gereğince yapılan kesintilerin, ihtiyati haciz kesin hacze dönüşmeden alacaklıya ödenmesi de doğru görülmemiş olup, mahkemece alacaklılara hataen yapılan ödemelerin borçlulara iadesine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılığın olmadığı, o halde ilk derece mahkemesinin, şikayetin kabulü yönündeki kararı yerinde olup, Bölge Adliye Mahkemesince alacaklının istinaf başvurusunun esastan reddine hükmedilmesi gerekeceği-
Davalı ..............San. Ltd. Şti. ................ tarihinde ticaret sicilinden re'sen terkin edildiği, ............ Ticaret Sicil Müdürlüğünce ........... tarihli ve ............. sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nin 88. sayfasında ilan edildiği, davalı şirketin tüzel kişiliğinin ortadan kalkması nedeniyle şirketin vekillik sıfatının da kendiliğinden sona ermesi, sonradan ihya edilen davalı şirketin tasfiye memuru tarafından da temyiz başvurusunda bulunmaması nedeniyle usulüne uygun bir temyiz istemi bulunmadığından davalı şirket yönünden temyiz isteminin incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerektiği- Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı bankanın temerrüt faiz oranına ilişkin takipte talep ettiği %94,5 oranının fahiş olduğu, tespit edilen akdi faiz oranının %50 fazlasının temerrüt faiz oranı olarak uygulanmasının piyasa koşullarına uygun ve makul olacağı şeklindeki sözleşme ve yasal mevzuata aykırı görüşü benimsenerek karar verildiği, öncelikle davacı bankanın ticari kayıt ve belgelerinin yerinde bankacılık alanında uzman bilirkişi aracılığıyla incelemesi yaptırılarak davacı bankanın aynı tür kredilerin aynı dönem için uyguladığı akdi ve temerrüt faiz oranlarının tespit edilmesi, ayrıca TCMB’ye bu kredilere yönelik uygulanacak akdi ve temerrüt faizi oranlarının bildiriminde bulunup bulunmadığının da sorulmak suretiyle tespit edilen temerrüt faiz oranlarından en düşük olanı esas alınmak suretiyle hesap konusunda denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
Kredinin kefaleti bulunmayan sözleşmeye istinaden kullandırıldığının tespiti halinde davalının kefil sıfatıyla sorumlu olmayacağı, kefaleti bulunan sözleşmeye istinaden kredinin kullandırılması halinde ise asıl borçlunun borcu ve fer'ileri ile kendi temerrütünün hukuki sonuçlarından sorumlu olacağı-
Mahkemece Vergi Dairesi ve SGK’ya yazılan müzekkere cevaplarında, davacının vergi borcunun ve sosyal güvenlik prim borcunun bulunduğu belirtilmiş ise de; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda davalının davacı adına ödediğini belirttiği ve dosyaya sunduğu dekontlarda belirtilen SGK sicil numaralarının SGK’dan gelen müzekkere cevabındaki sicil numarası ile uyuşmadığını ayrıca Vergi Dairesinden gelen cevaptaki borcunda bu sözleşmeden kaynaklanıp kaynaklanmadığının belirtilmediği tespit edildiğinden, davacının davasının reddedilme gerekçesi olan sözleşmenin 7. ve 13. maddelerinin koşullarının gerçekleştiğinin kesin olarak tespit edildiği sonucuna varılamadığı, bu açıklamalar çerçevesinde mahkemece yapılacak işin, davacının hakedişlerden kaynaklanan alacaklarının belirlenerek, SGK ve Vergi Dairesine müzekkere yazılarak davacının bu sözleşmelerden kaynaklanan borcunun bulunup bulunmadığının sorulması, gelen yazı cevabına göre sözleşmenin 7. ve 13. maddelerinin değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesinden ibaret olduğu-
İtirazın iptali davasında, dava dışı şirkete ait defterlerin ibrazı için muhtıra çıkarılması yoluna gidilerek defterlerin ibrazının istenildiği ancak muhtıraya rağmen ibraz edilmediği belirtilerek bu duruma göre davalının ödeme def’ini kanıtlayamadığı sonucuna varılmışsa da, 3. kişiye ait defterlerin incelenmesi yöntemi açıkça belirlenmiş olduğundan dava dışı şirketin defterlerinin gerekirse şirket merkezinde keşfen inceleme yapılmak veya bilirkişiye bu konuda yetki verilmek suretiyle incelettirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Davacı vekilinin, dava dilekçesi ile icra takibine itiraz eden davalının itirazının iptaline, takibin devamına karar verilmesini talep ettiği, kararın gerekçe bölümünde davalı idarenin davacı yükleniciden talep edebileceği tutarın ................ TL olduğu belirtilmiş olmasına rağmen, hüküm kısmında kendi içerisinde çelişki oluşturacak şekilde hem davanın kısmen kabulüne hem de davalının icra takip dosyasına yaptığı vaki itirazın iptali denilerek tüm borca itirazın kaldırılması anlamına gelecek şekilde davalının .............. İcra Müdürlüğünün .................... esas sayılı takip dosyasına yaptığı vaki itirazın iptali ile takibin .................. TL üzerinden devamına karar verilmesinin doğru olmadığı-
Davalının imzası bulunan genel kredi sözleşmesindeki, tarih ve azami kefalet limitine ilişkin yazıların davalı eli ürünü olmadığına ilişkin Adli Tıp Kurumu raporu alındığından, kefalet koşullarının kümülatif olarak gerçekleşmediği anlaşılmakta, böylece dava konusu .................. tarihli genel kredi sözleşmesine verilen kefaletin geçersiz olduğu kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Bölge Adliye Mahkemelerinin miktar veya değeri 40.000,00 TL'yi geçmeyen davalara ilişkin verdiği kararlar aleyhine temyiz yoluna başvurulamayacağı, bu miktarın HMK'nın Ek 1. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm tarihi olan 2020 yılı itibariyle 72.070,00 TL olduğu- İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, sözleşmenin tarafı olan ............. Belediyesinin tüzel kişiliğinin 6360 sayılı Yasanın ilgili hükümleri gereğince 30.03.2014 tarihi itibariyle son bulması sebebiyle sözleşmenin de bu tarih itibariyle geçersiz hale geldiği gerekçesiyle davacının ancak 30.03.2014 tarihine kadar yapılması gereken ödemeleri talep edebileceği sonucuna ulaşılmış ise de, basiretli bir tacir gibi davranma yükümlüğü altında olan davalı açısından bağlayacağı olan sözleşme hükmüyle, .............Belediyesinin tüzel kişiliğinin son bulması halinde dahi sözleşmeyle kararlaştırılan ödemenin yapılmaya devam edileceği kararlaştırıldığından aksi yöndeki gerekçenin isabetli olmadığı-
Bir hukuk davasının kayıt kabul davasına dönüşmesinin, davalının iflas etmesine ve iflas idaresinin de davaya konu alacağı iflas masasına kabul etmemesine bağlı olduğu, ikinci alacaklılar toplantısında, alacak iflas masasına kesin olarak kayıt ve kabul edilmiş ise dava konusuz kalacak, alacak kısmen veya tamamen reddedilmiş ise davaya alacağın iflas masasına kayıt ve kabulü davası olarak devam edileceği-