Anayasa Mahkemesince "5941 sayılı Çek Kanunu'nun 5. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesindeki "çekin üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuna göre ticari işlerde temerrüt faizi oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile takip ve yargılama gideri toplamından" ibaresinin iptaline karar verilmesi karşısında; hükmolunacak adli para cezasının yeniden hesaplanması gerektiği-
Şikayetçi tarafından icra ceza mahkemesine verilecek olan şikayet dilekçesinin şüpheli veya şüphelilerin isimleri ve şikayet konusu olaya ilişkin bilgileri taşıması gerekli olmakla birlikte, bu dava dilekçesinin CMK'nun 170. maddesinde belirtilen iddianamenin bütün şekil şartlarını içermesi zorunluluğu bulunmadığından dilekçe ve ekindeki belgelerden şirket yetkilisi gerçek kişi ya da kişilerin kim olduğunun anlaşılması halinde bu kişiler hakkında yargılama yapılmasının mümkün olduğu- Şikayet dilekçesi ve eklerinden çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlü olan tüzel kişi yetkilisi gerçek kişi veya kişilerin kim olduklarının anlaşılamaması halinde ise, "davanın reddine" karar verilmesi gerektiği-
5941 s. Çek Kanunun 5/1 maddesindeki "... hükmedilecek adli para cezası; çek bedelinin karşılıksız kalan miktarı ibaresinden sonra çekin üzerinde yazılı bulunan düzenlenme tarihine göre kanuni ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 Sayılı Kanunu göre ticari işlerde temerrüt faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile takip ve yargılama gideri toplamından" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğundan iptaline karar verildiği- Sanığın bankanın sorumlu olduğu ve ödediği miktar düşüldükten sonra suça konu çekin karşılıksız kalan miktarı tutarında adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği-
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2014/11 - 301 Esas, 2014/551 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, dava açan belge olması nedeniyle şikayetçi tarafından icra ceza mahkemesine verilecek olan şikayet dilekçisinin şüpheli veya şüphelilerin isimleri ve şikayet konusu olaya ilişkin bilgileri taşıması gerekli olmakla birlikte, bu dava dilekçesinin CMK'nun 170. maddesinde belirtilen iddianamenin bütün şekil şartlarını içermesi zorunluluğu bulunmadığından dilekçe ve ekindeki belgelerden şirket yetkilisi gerçek kişi ya da kişilerin kim olduğunun anlaşılması halinde bu kişiler hakkında yargılama yapılmasının mümkün olduğu- İncelemeye konu dosyada bulunan şikayet dilekçesi ve eklerinden 5941 sayılı Kanunun 5/2. maddesine göre çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlü olan tüzel kişi yetkilisi gerçek kişi veya kişilerin kim olduklarının anlaşılamadığı- İlk derece mahkemesince "davanın reddine" ilişkin olarak verilen kararın hukuka uygun olduğunun anlaşıldığı, müşteki vekilinin istinaf talepleri yerinde görülmemiş olmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 280/1-a maddesinin ilk cümlesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği-
Suça konu çekin üçüncü bir kişi tarafından 29/12/2016 tarihinde bankaya ödeme için ibraz edildiği ve karşılığının bulunmadığı bildirilmekle atılı suç oluşmuş ise de; şikayetçinin suça konu çeki muhatap bankaya ödeme için ibraz eden yetkili hamil olmadığı, böylece müştekinin şikayet hakkının bulunmaması nedeniyle yargılamaya devam olunmasının isabetsiz olduğu-
İbraz tarihinden sonra üç aylık süre geçtikten sonra şikayetçi olunduğu gerekçesiyle davanın düşürülmesi gerektiği-
5941 sayılı Kanun’un 5. maddesinde düzenlenen karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet vermek suçundan dolayı şikâyetlerin doğrudan İcra mahkemelerine yapılması gerektiği-
İİK'.mad. 89/4 uyarınca, hem ceza hem tazminat talep edilmesi halinde, icra hakiminin davaya icra ceza hakimi sıfatı ile bakması gerektiği, davanın hukuk işlerine özgü esas defterine kaydedilmesi halinde, mahkemece, kendiliğinden hukuk davalarındaki esasın kapatılıp, ceza davaları esasına dava kaydedilerek ceza mahkemesi sıfatı ile yargılamaya devam edilmesi gerektiği bu durumda görevsizlik kararı verilemeyeceği-
