Birden fazla alacaklı bulunması ve ihale bedelinin alacağı karşılamaması durumunda, İİK'nın 140. maddesi gereğince sıra cetveli yapılması gerektiği, somut olayda, icra dairesinin 08.08.2024 tarihli kararı ile satış bedeli paylaştırılan taşınmazda, satış tarihi itibariyle sadece şikayet olunanın haczi bulunup, satış bedelinden şikayet olunanın alacağı ödendikten sonra, kalan satış tutarının şikayetçi borçluya iadesine karar verildiği, icra dairesinin 08.08.2024 tarihli kararı sıra cetveli olmayıp, söz konusu işlem karar başlığında belirtildiği gibi satış sonrası paylaştırma kararı olduğu, İlk Derece Mahkemesinin işlemi sıra cetveli ve derece kararı olarak nitelendirmesinin doğru olmadığı, diğer taraftan şikayetçinin, taşınmazın güncel tapu kaydındaki takyidatlar ile hacizlerin düşüp düşmediği dikkate alınarak sıra cetveli düzenlenmesi gerektiğini ileri sürmüşse de, şikayetçi borçlunun başkaca hacizlerin varlığı araştırılarak sıra cetveli düzenlenmesi gerektiği isteminde hukuki yararı bulunmadığı, bu nedenle mahkemece HMK'nın 114/1-h ve 115/2 maddeleri uyarınca hukuki yarar yokluğundan şikayetin usulden reddine karar verilmesi gerekirken, icra dairesinin sıra cetveli düzenlemediği ve taraf sıfatının da şikayet şartı olmayıp itiraz olduğu gözetilmeden aktif husumet yokluğu nedeniyle şikayetin usulden reddine karar verilmesinin doğru görülmediği-
İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılamada sonucunda da dava şartlarına aykırı bir durumun varlığı tespit edilmediği, İlk Derece Mahkemesinin ...2017 tarihli kararında yer alan her iki davanın kabulüne ilişkin hükmün, taraflarca istinaf edilmeyerek kesinleştiği hususunda tereddüt bulunmadığı- Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesinin ...2017 tarihli kararı ile verilen boşanma davalarının kabulüne yönelik hükmün kesinleştiği gözetilerek konusu kalmayan boşanma davaları hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi ve tarafların boşanmaya sebep olan olaylardaki kusurlu davranışlarını belirlemek suretiyle, tespit edilen bu kusurlu davranışlar uyarınca boşanmanın eki niteliğindeki tazminat ve nafaka talepleri yönünden olumlu olumsuz hüküm kurulması gerektiği- "Boşanma davalarında verilen hüküm sonucu ile gerekçenin bir bütün olduğu ve bölünemeyeceği, dolayısıyla boşanmaya esas alınan kusur belirlemesinin istinaf edilmesi hâlinde kesinleşmiş bir boşanma hükmünün varlığından söz edilemeyeceği, eldeki davada da İlk Derece Mahkemesi kararının taraflarca kusur belirlemesi bakımından istinaf edildiği gözetildiğinde ortada kesinleşmiş bir boşanma hükmünün bulunmadığı, dolayısıyla derece mahkemeleri tarafından davaların esası hakkında karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, bu yöne ilişkin direnme kararının onanarak, sair temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerektiği" görüşünün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
İflas idaresinin alacak kayıt talebini tamamen reddettiği ve bunun üzerine açtığı kayıt kabul davası da reddedilen davacının kayıt terkini davasında hukuki yararı bulunmadığı- Kayıt terkini istemine ilişkin davalarda iflas idaresine husumet yöneltilemeyeceği-
Taraf teşkili- Makul süre-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi istemli davada; aynı taraflar arasında, aynı konuda ve aynı dava sebebine dayanarak daha önce açılmış bir davanın bulunması halinde, önceki dava kesinleşinceye kadar "derdestlik" dava şartı engelinin mevcut olduğu-
Çocuk ile baba arasında kurulan kişisel ilişkide çocuğun yüksek menfaatinin gerekleri gözönünde bulundurulurken, davacı baba yönünden babalık duygularını tatmin edecek ve bu hakkın rahatça kullanılmasına engel olmayacak şekilde kişisel ilişkinin sağlanması gerektiği, bu bağlamda yapılan yargılama ve toplanan delillerden annenin, çocuk ve babanın görüşmesi hususunda zorluk çıkarttığı görüldüğünden, davacı baba ve ortak çocuk arasında kişisel ilişki kurulması için babanın kişisel ilişki sürelerinin mahkemece hüküm altına alınmasını istemesinde hukuki yararının bulunduğu muhakkak olup açılan davada ön inceleme tutanağı imzalanmadan dava, davalı anne tarafından kabul edildiğine göre karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6. maddesi gereğince davacı taraf lehine vekalet ücretinin yarısı ile davacı yararına yargılama giderlerine hükmedilmesi gerekeceği-
Boşanma ve fer'ileri davasında davalı erkeğin vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediği-
Davalıların yönetim kurulu üyesi oldukları şirketin anonim şirket olduğu, anonim şirket kurucu ortaklarının, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerinin ve tasfiye memurlarının sorumluluğunun 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 553. maddesinde düzenlendiği, kollektif şirket ortaklarının sorumluluğuna ilişkin TTK'nın 238/2. maddesinin uygulama olanağının bulunmadığı gerekçesiyle taraf ehliyeti (pasif husumet) yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Davanın açılma zamanı ve yargılama usulü 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 118. maddesi ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup dava dilekçesinin bizzat davacı tarafından mahkemenin tevzi bürosuna teslim edileceği yönünde bir düzenleme olmadığı gibi ilk derece mahkemesi gerekçesinin aksine dava dilekçesindeki imzanın davacıya ait olup olmadığının böyle bir iddia olmadığı halde mahkemece değerlendirilmesinin isabetsiz olduğu, o halde, İlk Derece Mahkemesince usulüne uygun dava tensibi hazırlanarak Harçlar Kanunu’nun 30. maddesi ve devamı maddeleri ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesi ve devamı maddeleri uyarınca alınması gereken harçlar ve gider avansının yatırılması için Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 120/2. maddesi uyarınca davacıya süre verilmesi ile oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken hiçbir yasal düzenlemeye dayanmayan, varsayıma dayalı gerekçelerle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi ve Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddedilmesinin isabetsiz olduğu-
Asliye hukuk mahkemesinde ileri sürülen ve görevsizlik kararı verilen bir talebin, görevli mahkemeye gönderilmeyip aynı talebin yeniden asliye ticaret mahkemesinde ileri sürülmesinde hukuki yarar bulunduğundan söz edilemeyeceği-
