Mirasçılıktan çıkarılmaya ilişkin iptal davasının çıkarmadan yararlanan mirasçılara yöneltilmesinin zorunlu olduğu, taraf teşkili sağlanmadan karar verilemeyeceği- Davacının mirasçılıktan çıkarılmasına ilişkin eldeki iptal davasının reddedilmesi durumunda; tefrik edilen belirli mal bırakılmasına ilişkin vasiyetnamenin iptali davasını açamayacağı- Mahkemenin dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verebilmesi için, davada taraf olarak gösterilen kişilerin gerçekten o davada taraf sıfatına sahip olmaları gerektiği- Bir davada taraflardan birinin davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet ehliyetinin) olmadığı belirlenirse, artık taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümüne girilmeden, davanın sıfat yokluğundan reddi gerektiği ve bu kararın, davanın dinlenemeyeceğine ilişkin bir karar olmayıp, yine davanın esasına ilişkin bir karar olduğu- Tefrik edilmesi gerektiği belirtilen dava bakımından, davacının aktif husumet ehliyetinin olup olmadığı, mirasçılıktan çıkarılmaya ilişkin asıl dava sonucunda saptanması mümkün bir husus olduğundan, tefrik edilen dava yönünden, mirasçılıktan çıkarılmanın iptaline ilişkin dava sonucunun beklenmesi; asıl davanın reddi durumunda tefrik edilen davada davacı sıfatı bulunmayacağından davanın husumetten reddine, aksi takdirde davacının vasiyetnamenin iptali olmadığı takdirde tenkis talebinin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği-
Müdahalenin önlenmesi ve eski hâle getirme istemine ilişkin eldeki davada, kat malikleri kurulu toplantısında bu hususta yetki verildiği anlaşılan davacı site yönetiminin aktif husumet ehliyetinin bulunduğu- "Kat malikleri kurulu tarafından verilen yetkinin eldeki davada site yönetimi açısından aktif husumet ehliyetini sağlamadığı" şeklindeki karşı görüşün benimsenmediği-
7343 sayılı Kanun ile değişik İcra ve İflas Kanunu’nun 134'üncü maddesi uyarınca; satış isteyen alacaklı, borçlu, resmî sicilde kayıtlı ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalan kişilerin ihalenin feshi talebinde bulunması hâlinde ihale bedeli üzerinden nispi harç yatırmasının ve %5 oranında teminat göstermesinin şart olduğu, noksan harcın tamamlatılmasının Harçlar Kanunu’nun 30'uncu maddesi uyarınca yargılamaya devam edilebilmesi için öncelikli bir zorunluluk, teminatın ise HMK’nın 114/2'nci maddesi kapsamında bir dava şartı teşkil ettiği gözetilerek; mahkemece bu mali yükümlülükler usulüne uygun süre verilerek giderilmeden davanın esası hakkında hüküm kurulamayacağı- "Şikayetçi ipotek veren üçüncü kişi ihalenin feshini isteyebilecek ilgili konumunda olup temyiz isteminin esasının incelenerek sonucuna göre ipoteğe karar verilmesi gerektiği" görüşünün karşı oy yazısında ileri sürüldüğü-
Kesinleşen işe iade davasında parasal olarak belirlenmiş olan boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar alacağının işverenden tahsiline yönelik talep belirsiz alacak niteliğinde olmadığından, davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği (Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemine Dair Yargıtay 9. HD. Kararı)-
Görevsiz mahkemede dava açıldıktan sonra ancak dosyanın görevli iş mahkemesinin esasına kaydedilmesinden önce arabuluculuk başvurusunda bulunularak başvurunun sonuçlandırılması durumunda arabuluculuk dava şartının yerine getirilmiş olacağı-
Anonim şirket paydaşının zararlandırıcı eylemleri nedeniyle şirketten çıkartılması istemi- TTK m. 531/1 uyarınca haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini teşkil eden pay sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebileceği, mahkeme fesih yerine, davacı pay sahiplerine, payların değeri ödenerek davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun bir çözüme karar verebileceği, TTK sistematiğinde anonim şirketlerde sadece şirketin haklı sebeple feshi talebine olanak tanınmış olup, bir ortağın diğer ortağı haklı sebep olsa dahi ortaklıktan çıkartılmasını talep hakkının bulunmadığı, limited şirkete özgü hükümlerin ise anonim şirkete uygulanma kabiliyetinin bulunmadığı, kanunda düzenlenme olmayan konuda, diğer şirketlere ait hükümlerin kıyasen uygulanmasının mümkün olmadığı-
7343 sayılı Kanun ile değişik İcra ve İflas Kanunu’nun 134'üncü maddesi uyarınca satış isteyen alacaklı, borçlu, resmî sicilde kayıtlı ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalan kişiler tarafından açılan ihalenin feshi davalarının nispi harca ve ihale bedelinin %5’i oranında teminata tâbi olduğu, noksan harcın tamamlatılmasının Harçlar Kanunu’nun 30'uncu maddesi gereğince yargılamaya devam edilebilmesi için öncelikli bir zorunluluk, teminatın ise HMK’nın 114/2'nci maddesi kapsamında bir dava şartı olduğu gözetilerek; mahkemece bu usul eksiklikleri usulüne uygun süre verilerek giderilmeden davanın esası hakkında hüküm kurulamayacağı-
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı..
HMK’nın 46. maddesine dayalı tazminat istemi-
Davacı banka, kullandırdığı kredi taksitlerinin ödenmemesi üzerine hesabı kat edip davalılara ihtar göndermesine rağmen borcun ödenmemesi neticesinde takip başlatmış, borçlu kefiller ise tarihinde ihtirazi kayıtla takip konusu borcu ferîleriyle birlikte ödemiş, akabinde de davalılar ihtirazi kayıtla yatırılan paranın alacaklıya ödenmesine muvafakat ettikten sonra dava açılmış olduğundan davacının yapılan ödeme kapsamında itirazın iptali davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı-
