Davacının 02.02.2015 02.11.2016 tarihlerine ilişkin kira alacağı ile ilgili 1.545.351,60 TL tutarında kira faturası düzenlediği, müflis şirket tarafından aynı tutarlı fatura düzenlenerek mahsuben ödendiği, bu hususun davacının cari hesap özetinden tespit edildiği, davacı şirketin davalı müflis şirketten 72.596,84 TL cari hesap alacağı, 54.152,81 TL icra takibine konu alacağı ve 382.596,99 TL faturalandırılmamış kira alacağı bulunduğu, İİK 195. maddesi gereğince iflas tarihine kadar hesaplanan 32.671,86 TL faiz olmak üzere davacının, davalı müflis şirketten toplam 542.018,50 TL tutarında alacağı bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 542.018,50 TL'nin davacı alacağın iflas masasına kaydına karar verilmesi gerekeceği-
Dosya kapsamına uygun görülerek hükme esas alınan mali müşavir bilirkişinin raporuna göre, her iki tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, davacı şirketin kendi ticari defterlerine göre iflas tarihi itibariyle davalı müflis şirkete 3.919.367,09 TL borçlu olduğu, müflisin ticari defterlerine göre de müflisin davacı şirketten iflas tarihi itibariyle 5.474.406,64 TL alacaklı olduğunun belirlendiği, davacının bizzat kendi ticari defterlerine göre davalı müflis şirkete borçlu bulunduğu, ispat yükünün davacı tarafta olduğu, davacının alacağını ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmesinin isabetli olduğu-
Yerel ticaret mahkemesinin kararı ile iflas sıra cetvelinin en son 21.03.2024 tarihinde ilan edildiği, davacı kayıt başvurusu sırasında tebliğ avansı yatırmadığı, buna rağmen iflas sıra cetvelinin 24.03.2024 tarihinde davacı vekiline bilgi mahiyetinde ayrıca tebliğ edildiği, davanın ise 06.04.2024 tarihinde (son ilan tarihine göre yasal 15 günlük hak düşürücü süreden sonra) açıldığının anlaşıldığı, hak düşürücü süre, dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiği gerekçesiyle hak düşürücü süre geçtikten sonra açılan davanın İİK'nın 235/1 ve HMK'nın 114/2, 115/2 maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerekeceği-
İflas idaresinin alacak kayıt talebini tamamen reddettiği ve bunun üzerine açtığı kayıt kabul davası da reddedilen davacının kayıt terkini davasında hukuki yararı bulunmadığı- Kayıt terkini istemine ilişkin davalarda iflas idaresine husumet yöneltilemeyeceği-
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, alacak ve kayıt kabul istemine ilişkindir...
Dava konusu faturanın mahiyetinin belirlenebilmesi için 2015 yılı ticari defter ve belgelerinin incelenmesinin gerektiği, davacının başlangıçta ticari defterlerin vergi dairesinde olduğunu belirtmiş ve vergi dairesi de yazdığı cevapta ticari defterlerin kendilerinde olduğunu beyan etmesine rağmen vergi dairesinde bilirkişiler tarafından inceleme yapıldığı, ticari defter olmadığı, belge ve faturaların bulunduğunun belirlendiği, alacağın varlığını ve miktarını ispat külfetinin davacıda olduğu ancak davacı tarafından 2015 yılı ticari defter ve belgelerinin sunulmadığı ve alacaklı olduğuna dair başkaca delil vasıtası da getirilmediği, ilk fatura konusu malların teslim edilmediği hususunda uyuşmazlık olmadığı ancak bu malların bedellerinin ödendiği hususunun da ispat edilemediği, ödeme aracı olarak bildirilen çeklerin basım tarihinin dahi ilk faturanın düzenlendiği tarihten 1 yıl sonra olduğu, 2015 yılında verilen bu çeklerin faturadan kaynaklı ödemeler olduğu hususunun da 2015 yılı ticari defterleri olmadığından ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Bölge Adliye Mahkemesince kayıt kabul davasının kamu düzeninden sayılarak, istinaf kanun yoluna başvurmadığı için karşı taraf lehine kazanılmış hak oluştuğu halde kararın kanun yoluna başvurmayan davalı lehine, kanun yoluna başvuran davacı aleyhine kaldırılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu-
Dava, iflas masasına kayıt ve kabul istemine ilişkindir...
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre uyuşmazlık asıl davada eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedelinin tahsili, birleşen davada eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedelinin tahsili, asıl ve birleşen karşı davalarda ise ayıplı imalât bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
İflas sıra cetvelinde alacaklı olarak gösterilen davalının öldüğü tarihten yaklaşık üç ay sonra davanın açıldığı, davacı tarafından dava açılırken davalının öldüğüne dair bir kayda rastlanılmadığı, davalının ölüm tarihi ile dava tarihi arasında kısa bir sürenin geçtiği, açılan davanın hak düşürücü süreye tâbi olduğu ve ölenin mirasçılarına karşı tekrar dava açılmasının mümkün olmayacağı da göz önünde bulundurulduğunda, davacı tarafından sıra cetvelinde alacaklı görünen ancak dava tarihinde ölen kişiye karşı dava açılmasının HMK'nın 124. maddesi uyarınca kabul edilebilir bir yanılgıya dayalı olduğu-