Borçlunun dilekçesinde; gecikmiş itirazdan söz etmesinin sonuca etkili olmayacağı, zira, hukuki sebebin ve uygulanacak yasa maddesinin tesbitinin hakimin görevine giren bir konu olduğu-
İcra takibinin dayanağı olan belgenin ödeme emri ile birlikte borçluya gönderilmediğine ilişkin şikayetin ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren 7 günlük süre içerisinde yapılması gerekeceği-
Alacağın bir belgeye dayanıyor olması halinde belge aslının veya alacaklı yahut temsilcisi tarafından tasdik edilmiş borçlu sayısından bir fazla örneğinin takip talebi ile birlikte icra dairesine verilmemiş olması halinde (İİK. 58/3) yapılacak şikayetin 7 günlük süreye bağlı olduğu-
Örnek 6 nolu icra emrinde anılan husus yerine getirilmediğinden icra emrinin iptali talep edilmiş olup, mahkemece bu nedenle icra emrinin iptaline karar verilmesi gerekirken istemin reddinin isabetsiz olduğu-
Bankaların TCMB tebliğleri gereğince uygulayacakları azami faiz oranlarının serbestçe tespit ederek bildirdikleri, bu oranların bankaların mevduat kabulünde uygulayabilecekleri azami oranları olduğu, mevduata fiilen uyguladıkları faiz oranları ile farklılık gösterebileceği nazara alınarak Devlet Bankalarının 1 yıl vadeli Amerikan Dolarına ödediği en yüksek faiz oranları tespit edilip buna göre işlemiş faiz hesap edilerek oluşacak sonucuna göre bir karar verilmesi yerine yazılı şekilde sonuca gidilmesinin isabetsiz olduğu-
Takipte borçlu olarak vekilin değil asilin gösterilmesi gerekeceği-
Alacaklının borçlu aleyhine icra takibine başlamasının işleyen zamanaşımını kesen bir neden olduğu, alacaklının takip talebi ile icra memuruna başvurmasının, zamanaşımının kesilmesi için yeterli olduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edilememesinin ya da hacze başlanmamasının zamanaşımının kesilmesine engel olmadığı, itirazın iptali davasında davacının daha önce yapmış olduğu icra takibi nedeniyle zamanaşımı süresi kesildiğinden işin esasının incelenmesinin gerektiği-
Alacaklının tabiiyetinde bulunduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık esasına göre çok taraflı veya ikili anlaşmalarla yahut fiili mütekabiliyet esasına göre bir muafiyet olup olmadığı araştırıldıktan sonra alacaklının teminat yatırmasına karar verilmesi gerekeceği-