Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanmakta olup yüklenici tarafından açılan asıl dava nama ifaya izin, arsa sahibi tarafından açılan birleşen dava ise sözleşmenin feshi ve tazminat istemleri- Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin tüm hissedarlar tarafından imzalanmasının zorunlu olduğu- Dava konusu taşınmazlardan .. ve .... parsellerde kayıtlı taşınmazların yarı hissesinin iptali ve adlarına tescili için dava açıldığından bahisle müdahale talep etmesine rağmen mahkemece, talebe göre yatırılması gereken peşin harcın yatırtılıp asli müdahale talebinin değerlendirilerek kabul veya reddine karar verilmediği ve talep edenin karar başlığında feri müdahale talebinde bulunan olarak gösterildiği anlaşılmakla mahkemece asli müdahale talebinin değerlendirilmemesinin hatalı olduğu- Dava konusu taşınmazların mülkiyeti ile ilgili açılan davanın sonuçlanmasının bekletici mesele yapılması gerektiği-
İş kazası, meslek hastalığı, haksız fiil kapsamı- Olayın Kuruma ihbarı için süre verilmesi talebinin Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, Kuruma ve işverene karşı iş kazası veya meslek hastalığının tespiti amacıyla dava açmak üzere süre verilerek süresi içerisinde açılacak davayı bekletici mesele yapmak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesinin gerekip gerekmediği- Davacı tarafa iddia olunan olayın SGK'ya ihbarı için süre verilmesi, talebin Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, Kuruma ve işverene karşı iş kazasının tespiti yönünde dava açması için süre verilmesi, dava açıldığı takdirde bekletici mesele yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği- "Davacının iş ilişkisinden kaynaklı olarak meydana gelen haksız fiil sonucunda beden ve ruh sağlığı ihlâl edildiğinden malûl duruma geldiği, bahsi geçen olayla zarar arasında illiyet bağı bulunduğu, davacının iş ilişkisinin devamı sırasında iş ilişkisinden kaynaklı olarak ve iş sözleşmesinin feshi sürecinde davalılarca gerçekleştirilen eylemlerin bütün olarak kişiliğin korunması hakkını ihlâl eden haksız fiili oluşturduğu ve bu haksız fiil sonucunda davacının malûl olduğu, bu durumda olayın iş kazası veya meslek hastalığı kapsamında değil haksız fiil kapsamında olduğunun kabul edilmesi gerektiği, eldeki davada maddi ve manevi tazminat koşullarının oluştuğu" görüşünün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
"Alacaklısını zarara sokmak kastıyla mevcudunu eksiltmek" suçuna ilişkin kararların -5271 s. CMK'nun 286/2-d maddesi uyarınca- temyizinin mümkün olduğu- Şikayete konu edilen taşınmazın sanığa devrine yönelik alacaklı tarafından tasarrufun iptali davasında verilen kararın kesinleşmesi bekletici mesele yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemi ile, BK'nın 179-180 110. maddesine göre işyeri devri nedeniyle devir alanın işletmenin borçlarından sorumlu olacağının tespiti istemi-- Davacı tarafın talebi ve somut uyuşmazlığın niteliği gereği eBK m. 110, 179 ve 180 kapsamındaki talepleri, İİK m. 280/3'deki iptal sebepleri bakımından da birlikte tartışılması gereken, yarışan talepler olup, taleplerden biri hakkında verilecek karar diğerini doğrudan etkileyeceği ve davacının taleplerinin bütün olarak ele alınarak çözülmesi gerekmekte olduğundan bu hususun usul ekonomisi ilkesine de aykırılık oluşturmadığı- İçerikleri itibariyle bir hakkın devrine ilişkin hükümler içermeyen sözleşmeler ile İİK anlamında iptale tabi bir tasarruf işlemi yapıldığından söz etmeye olanak bulunmadığını; borçlandırıcı işlemler hakkında da tasarrufun iptali davasının açılamayacağını- Sözleşmelerin tarafı olmayan şirketler yönünden, tasarrufun iptali davası için öngörülen tasarruf işlemine yönelik dava şartı da oluşmadığından diğer öngörülebilirlik şartı olan gerçek alacağın varlığının incelenmesine, dolayısıyla açılan menfi tespit davasının HMK’nın 165. maddesi anlamında bekletici sorun yapılmasına gerek bulunmadığı-
Senedin, teminat amacıyla verildiği ve anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddialarının ispatı için yazılı bir belge ibraz edilmediği, ödeme belgesinde takip konusu senede atıfta bulunulmadığı, kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takipte avans faizi talep edilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu, ödeme emrinde "takip hesabı" şeklinde bir ibarenin bulunmadığı, dar yetkili icra mahkemesince Cumhuriyet Savcılığına sahtecilik yönünden yapılan şikayetin bekletici mesele yapılamayacağı, takibe konu senette düzenleme yerinin yazılı olduğu belirtilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinin isabetli olduğu-
Dava konusu aracın resmi noter sözleşmesi ile 145.000,00 TL bedelle devredildiği, o gün itibariyle aracın kasko değerinin 225.855,00 TL olduğu, aracın devri için 145.000,00 TL'nin davalıya ödendiği resmi noter sözleşmesi ile ispatlandığı ve bu değer ile aracın o tarihteki gerçek değeri olan 225.850,00 TL arasında mislini aşan bedel farkı bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddi gerektiği- Taraflar arasındaki telefon konuşması ve talimat icra tutanakları birlikte değerlendirildiğinde davalının davacıya borcunu ödememek için aracı satış yapmak suretiyle devrettiği, davalının aracın devredildiğinden haberdar olduğu, mal kaçırmak amacıyla birlikte hareket ettikleri gerekçesiyle de davanın kabulüne karar verilmişse de, dosya kapsamında aracı devralan davalı 3. kişinin, davalı borçluyu ya da aracın satışına aracılık ettiği belirtilen dava dışı kişiyi tanıdığına, bu kişilerin davacıyı dolandırdığına ilişkin bir bilgisinin olduğuna yönelik bir durum olmadığı, davalı 3.kişinin galericilik yaptığı ve aracın kâr amacıyla alındığının belirtildiği, ancak; davacının şikayeti üzerine, davalı borçlu ve aracı devrettiği davalı 3.kişi aleyhine dolandırıcılıktan dolayı dava açıldığı, düzenlenen iddianamede, dava dışı.., davalı borçlu ve davalı 3.kişinin fikir ve eylem birliği ile hareket etiğinin belirtildiği, anlaşıldığından, mahkemece; somut olayın özelliğine göre ceza dosyasından karar verilmesi ve kesinleşmesi beklenerek sonucuna göre davalı 3. kişinin İİK. m. 280/1 kapsamında, borçlu ile birlikte hareket edip etmediği, borçlunun mali durumunu ve alacaklılarını ızrar kastını bilen veya bilmesi lazım gelen kişilerden olup olmadığı değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-
Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zaman aşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 06.01.1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12.01.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13.03.2020 (bu tarih dâhil) tarihinden, bu Kanun’la belirtilen süreler 30.04.2020 tarihine kadar durdurulmuş olup, 30.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 2480 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’na göre de, 7226 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen durma süresi 01.05.2020 (bu tarih dâhil) tarihinden 15.06.2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar uzatıldığı, takip hukukuna ve icra iflas kanunları ile belirtilen sürelerin 13.03.2020 tarihi ile 15.06.2020 tarihleri arasında durmuş olduğundan bu tarihler arasında geçen sürelerin hesaba katılmayarak yapılan hesaplamada takibe mesnet zaman aşımı iddiasında bulunan bonolar hakkında yasal süresi içerisinde takip başlatılmış olduğu, borçlunun borca itirazını İİK'nın 169/a maddesinde açıklanan belgelerle ispat edemediği, icra mahkemesinin dar yetkili mahkeme olması nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma dosyasının bekletici mesele yapılmasının olanaklı olmadığı-
Takibe konu bononun, TTK'nın 776. maddesinde sayılan unsurları içermekte olduğu, senet üzerinde herhangi bir kazıntı veya silinti olmadığı, borçlunun iddiasının, senet üzerindeki "TL" ibaresinin çizilip, USD ve Amerikan Doları yazıldığına ilişkin olduğu, takibe konu senette yazılan rakamın veya borcun türünün silinmesinin söz konusu olmadığı, senet doldurulurken matbu olarak gösterilen Türk Lirası kelimesinin çizilip USD, Amerikan Doları olarak yazıldığı, senet metninde yazı ile olan kısımda matbu olan Türk Lirası ibaresi çizilmeden Amerikan doları yazılmış ise de bu durumun rakamla yazılan kısımla çelişkili olmadığı, yazıyla yazılan kısımda matbu Türk Lirası ibaresi silinmeden Amerikan Doları yazılmasının senet üzerindeki diğer kayıtlar dikkate alındığında borçlanmanın Türk Lirasıyla yapıldığını göstermeyeceği, aksi kabulün aşırı şekilcilik olacağı, senet matbu olduğundan matbu kayıtlarda yapılan değişikliğin tahrifat olarak kabul edilemeyeceği, icra mahkemesi kararlarının takip hukuku bakımından kesin hükme bağlanması nedeniyle bu kararlar kural olarak maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyeceğinden savcılık soruşturmasının bekletici mesele yapılmasına olanak bulunmadığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu-
Sözleşmenin tarafı belediye ve devrolduğu belediye kapatıldığından sözleşmenin kime devredildiği araştırılarak sözleşmenin devredildiği tarafı davaya dahil edip taraf teşkili sağladıktan sonra yargılamaya devam edilmesi gerektiği-
Uyuşmazlık, ecrimisil istemine ilişkindir....
