Bilirkişilerin hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması nedenine dayalı yargılamanın yenilenmesi talebi- Kusur ve hesap raporunu düzenleyen öğretim üyesi bilirkişiler hakkında öncelikle savcılığa suç duyurusunda bulunulduğu anlaşıldığından, soruşturma sonucunun eldeki davaya etkisi nedeniyle bekletici mesele yapılarak değerlendirme yapılması gerektiği-
Mahkemece yapılacak işin; 6100 sayılı HMK'nın 165/1. maddesi hükmü gereğince ................ İcra Hukuk Mahkemesi'nin .............. Esas sayılı ve "..davanın kabulüne, ............... İcra Müdürlüğünün .................. Esas sayılı dosyadaki takibin davacı yönünden geri bırakılmasına..." şeklindeki kararın kesinleşmesinin bekletici mesele yapılarak sonucunun beklenmesine, icranın geri bırakılmasına dair kararın kesinleşmesi halinde davanın aktif dava ehliyetinin bulunmaması nedeni ile husumetten reddine, aksi halde işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesinden ibaret olduğu-
Bölge Adliye Mahkemesince kurulan nihai hükümde, İlk Derece Mahkemesince benimsenen kanaat doğrultusunda ceza dosyası kapsamında alınmış Adli Tıp Kurumu imza inceleme raporunun yeterli bulunduğu ve hükmün bu doğrultuda kurulduğu, ancak dosya kapsamından da anlaşıldığı gibi ................ Asliye Ceza Mahkemesi'nin .................... sayılı kararı henüz tüm sanıklar için kesinleşmemiş olup, mahkemece bizatihi imza incelemesi de yapılmadığı gözetilerek Borçlar Kanunu'nun 74 üncü maddesi gereğince bu kararın kesinleşmesinin beklenmesi gerekeceği-
Mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle asıl ve birleşen davalı vekili ceza yargılamasının sonucunun beklenilmesine karar verilmesini istemiş ise de; mahkemece, davacının tüm satış faturalarının davalı defterlerinde davacıdan mal alımı olarak kayıtlı olduğu, daha sonra faturaların kayıtlarından çıkarıldığı, davaya konu faturalar kapsamının davacının gerçek satışına ait olmadığı iddia edilmekle birlikte, bu konuda ceza soruşturması sırasında asıl ve birleşen davacı şirket ya da yetkilileri hakkında açılmış bir ceza davası olmadığı, bu nedenle ceza yargılamasının sonucunun beklenilmesine gerek olmadığı gibi davalı çalışanlarının şirketi zarara uğratmak için faturaları davalı defterlerine kayıt ettikleri, fatura kapsamındaki ürünlerin de gerçekte teslim alınmadığı kabul edilse dahi, davacı şirket yetkililerinin davalı çalışanları ile birlikte hareket ettiklerinin iddia edilmediği, bu konuda davacı çalışanları hakkında açılmış davanın bulunmadığı da gözetildiğinde ceza yargılamasının sonucunun beklenmesine gerek olmadığı-
Daha önce görülüp kesinleşen Tüketici Mahkemesinin dosyasında dava konusu avukatlık ücret sözleşmesinin davalının iradesi ile imzalandığına ilişkin kabule dair istinaf başvurusunun bölge adliye mahkemesi kararı ile esastan reddedildiği ve taraflarca temyiz edilmeden bu hususun kesinleştiği- Davacı tarafından vekaleten takip edilen boşanma davasının para ile ölçülemeyen bir dava olup maktu vekalet ücretine tabi olması, boşanma ile birlikte talep edilen maddi, manevi tazminat ve nafaka istemlerinin boşanma talebine bağlı fer'i nitelikteki talepler olup harca tabi olmaması nedeniyle vekalet ücreti yönünden de dikkate alınamayacaği- TMK m. 225 uyarınca, mal rejiminin, eşlerden birinin ölümüyle, başka bir mal rejiminin kabulüyle, mahkemece boşanmaya, evliliğin iptaline veya mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesiyle sona ermesi, mal rejiminin tasfiyesi ile alacak hakkında bir karar verilmesi için eşler arasındaki mal rejiminin sona ermesinin gerektiği- Mal rejiminin sona ermesinin, mal rejiminin tasfiyesiyle katkı payı, değer artış payı ve artık değere katılma alacağı davalarının görülebilirlik ön koşulu olduğu- Mal rejimini sona erdiren boşanma davasının derdest olduğunun anlaşılması durumunda usul ekonomisi gereğince bekletici mesele yapılması, tasfiye davasında, mal rejiminin sona ermemiş ve sona erdirecek davanın da henüz açılmamış olduğunun anlaşılması durumunda ise davanın görülebilirlik ön koşul yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği- Davacı tarafından yürütülen mal rejiminin tasfiyesi davasının henüz boşanma davası sonuçlanmadan açıldığından, boşanma davası sonucuna bağlı mal rejiminin tasfiyesine yönelik yapılan vekalet ücreti alacağına dair sözleşme maddesinin geçersiz olduğu ve davacının ön koşulun oluşmadığı mal rejiminin tasfiyesi davası için davalıdan ancak maktu vekalet ücreti talep edebileceği, anlaşma protokolü ile davalıya kalan malların değeri üzerinden sözleşmede belirlenen nispi oran üzerinden vekalet ücreti hesabı yapılamayacağı- Dava türünün tam ıslah yolu ile kısmi davadan belirsiz alacak davasına dönüştürülemeyeceği-
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanmakta olup yüklenici tarafından açılan asıl dava nama ifaya izin, arsa sahibi tarafından açılan birleşen dava ise sözleşmenin feshi ve tazminat istemleri- Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin tüm hissedarlar tarafından imzalanmasının zorunlu olduğu- Dava konusu taşınmazlardan .. ve .... parsellerde kayıtlı taşınmazların yarı hissesinin iptali ve adlarına tescili için dava açıldığından bahisle müdahale talep etmesine rağmen mahkemece, talebe göre yatırılması gereken peşin harcın yatırtılıp asli müdahale talebinin değerlendirilerek kabul veya reddine karar verilmediği ve talep edenin karar başlığında feri müdahale talebinde bulunan olarak gösterildiği anlaşılmakla mahkemece asli müdahale talebinin değerlendirilmemesinin hatalı olduğu- Dava konusu taşınmazların mülkiyeti ile ilgili açılan davanın sonuçlanmasının bekletici mesele yapılması gerektiği-
İş kazası, meslek hastalığı, haksız fiil kapsamı- Olayın Kuruma ihbarı için süre verilmesi talebinin Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, Kuruma ve işverene karşı iş kazası veya meslek hastalığının tespiti amacıyla dava açmak üzere süre verilerek süresi içerisinde açılacak davayı bekletici mesele yapmak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesinin gerekip gerekmediği- Davacı tarafa iddia olunan olayın SGK'ya ihbarı için süre verilmesi, talebin Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, Kuruma ve işverene karşı iş kazasının tespiti yönünde dava açması için süre verilmesi, dava açıldığı takdirde bekletici mesele yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği- "Davacının iş ilişkisinden kaynaklı olarak meydana gelen haksız fiil sonucunda beden ve ruh sağlığı ihlâl edildiğinden malûl duruma geldiği, bahsi geçen olayla zarar arasında illiyet bağı bulunduğu, davacının iş ilişkisinin devamı sırasında iş ilişkisinden kaynaklı olarak ve iş sözleşmesinin feshi sürecinde davalılarca gerçekleştirilen eylemlerin bütün olarak kişiliğin korunması hakkını ihlâl eden haksız fiili oluşturduğu ve bu haksız fiil sonucunda davacının malûl olduğu, bu durumda olayın iş kazası veya meslek hastalığı kapsamında değil haksız fiil kapsamında olduğunun kabul edilmesi gerektiği, eldeki davada maddi ve manevi tazminat koşullarının oluştuğu" görüşünün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
"Alacaklısını zarara sokmak kastıyla mevcudunu eksiltmek" suçuna ilişkin kararların -5271 s. CMK'nun 286/2-d maddesi uyarınca- temyizinin mümkün olduğu- Şikayete konu edilen taşınmazın sanığa devrine yönelik alacaklı tarafından tasarrufun iptali davasında verilen kararın kesinleşmesi bekletici mesele yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Senedin, teminat amacıyla verildiği ve anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddialarının ispatı için yazılı bir belge ibraz edilmediği, ödeme belgesinde takip konusu senede atıfta bulunulmadığı, kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takipte avans faizi talep edilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu, ödeme emrinde "takip hesabı" şeklinde bir ibarenin bulunmadığı, dar yetkili icra mahkemesince Cumhuriyet Savcılığına sahtecilik yönünden yapılan şikayetin bekletici mesele yapılamayacağı, takibe konu senette düzenleme yerinin yazılı olduğu belirtilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinin isabetli olduğu-
Dava konusu aracın resmi noter sözleşmesi ile 145.000,00 TL bedelle devredildiği, o gün itibariyle aracın kasko değerinin 225.855,00 TL olduğu, aracın devri için 145.000,00 TL'nin davalıya ödendiği resmi noter sözleşmesi ile ispatlandığı ve bu değer ile aracın o tarihteki gerçek değeri olan 225.850,00 TL arasında mislini aşan bedel farkı bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddi gerektiği- Taraflar arasındaki telefon konuşması ve talimat icra tutanakları birlikte değerlendirildiğinde davalının davacıya borcunu ödememek için aracı satış yapmak suretiyle devrettiği, davalının aracın devredildiğinden haberdar olduğu, mal kaçırmak amacıyla birlikte hareket ettikleri gerekçesiyle de davanın kabulüne karar verilmişse de, dosya kapsamında aracı devralan davalı 3. kişinin, davalı borçluyu ya da aracın satışına aracılık ettiği belirtilen dava dışı kişiyi tanıdığına, bu kişilerin davacıyı dolandırdığına ilişkin bir bilgisinin olduğuna yönelik bir durum olmadığı, davalı 3.kişinin galericilik yaptığı ve aracın kâr amacıyla alındığının belirtildiği, ancak; davacının şikayeti üzerine, davalı borçlu ve aracı devrettiği davalı 3.kişi aleyhine dolandırıcılıktan dolayı dava açıldığı, düzenlenen iddianamede, dava dışı.., davalı borçlu ve davalı 3.kişinin fikir ve eylem birliği ile hareket etiğinin belirtildiği, anlaşıldığından, mahkemece; somut olayın özelliğine göre ceza dosyasından karar verilmesi ve kesinleşmesi beklenerek sonucuna göre davalı 3. kişinin İİK. m. 280/1 kapsamında, borçlu ile birlikte hareket edip etmediği, borçlunun mali durumunu ve alacaklılarını ızrar kastını bilen veya bilmesi lazım gelen kişilerden olup olmadığı değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-