İİK’nun 96 ve bunu izleyen maddelerinde düzenlenen istihkak iddiasına ilişkin koşulların menkul mallar için uygulandığı, taşınmaz üzerine konulan haczin kaldırılması isteminin icra memurunun işlemine yönelik şikayet mahiyetinde olduğundan şikayet koşulları doğrultusunda çözümlenmesi gerekeceği, somut olayda, 3. kişi hissedarı olduğu taşınmaz üzerindeki binanın haczinin kaldırılmasını talep ettiğinden, mahkemece istemin şikayet olarak kabul edilmesi ve işin niteliği gözetilerek süreye tabi olmadığı da nazara alınarak, işin esasının incelenip neticelendirilmesi gerekeceği-
Temyize konu istihkak iddiasına ilişkin davada ispat yükünün davalı alacaklıda olduğu, bu sebeple duruşmalara katılmasa dahi, davalı alacaklı vekiline ihtaratlı muhtıra çıkartılarak ve süre verilerek bozma ilamında belirtilen iş ve işlemler için gerekli masrafları dava dosyasına yatırmasının istenmesi, muhtıra içeriğinde masrafları yatırmamanın sonuçlarının da hatırlatılması, verilen süre içinde masraf yatırılırsa bozma ilamında bahsi geçen işlemlerin yapılması, yerine getirilmediği takdirde ise bu sefer dosyadaki mevcut delil durumuna göre karar verilmesi gerekeceği-
Davacı 3. kişinin delil olarak dayandığı ve mahcuzlara ait olduğunu iddia ettiği ve mahkemece de kabul kararlarına gerekçe olarak gösterilen faturaların da her zaman temini mümkün belgelerden olup, istihkak davalarında zayıf delil niteliği taşıdıkları-
İcra Müdürlüğünce, bankaya gönderilen 89/1 haciz ihbarnamesi üzerine bankanın hesap üzerinde rehin hakkını ileri sürülmesi, haciz ihbarnamesine itiraz mahiyetinde olup, bu itirazın İİK. 89. maddede düzenlendiği şekilde çözümlenmesi gerekirken, davanın istihkak davası olarak görülüp yazılı gerekçe ile davanın kabulü yönünde hüküm tesisinin isabetsiz olduğu-
Borçlu şirketin yabancı uyruklu bir şirket olduğu,bu durumda ödeme emri tebligatının bu şirketin Türkiye'de merkez ya da şubesi varsa bu adrese, yoksa Adalet Bakanlığı aracılığıyla davalının yurtdışındaki adresine tebliğ edilmesi gerekirken, anılan şirket yetkilisi olduğu dosya içerisindeki mevcut bilgi ve belgelerle ispat olunamayan kişiye yapılan tebligatın borçlu şirkete yapılmış bir tebligat olarak değerlendirilemeyeceğinin, dolayısıyla haciz tarihi itibariyle ödeme emrinin borçluya tebliğ edilmediğinin, takibin kesinleşmediğinin ve bu sebeple geçerli bir haczin varlığından da bahsedilemeyeceğinin kabulü gerekeceği, bu durumda mahkemece, takip dosyasında geçerli bir haciz bulunmadığından davanın ön koşul yokluğundan reddi gerekeceği-
Alacaklı şirketin takip borçlusu şirketten alacaklı olup olmadığının ve alacaklı ise bundan sonra taraflar arasında cerayan eden harici ödemelerin araştırılmasının eldeki istihkak davasının konusu olmadığı, borçlu tarafından alacaklıya yapılan ve taraflar arasında ihtilafsız olan ödeme nedeniyle, haczin düşmesi halinde ancak, istihkak davasının konusunun kalıp kalmadığı noktasında bu konuda değerlendirme yapılabileceği-
Davacı 3. kişi vekilince beyan dilekçesi ekinde sunulan bila tarihli, "İbranamedir" başlığını taşıyan, alacaklı şirketin kaşesi ve imza bulunan belge içeriğine göre, borçlunun alacaklı tarafından davanın dayanağı takip dosyası bakımından ibra edildiğinin görüldüğü, ayrıca davalı alacaklı vekillerinin de, 3 ve 5 nolu celselerde ibraname nedeniyle davanın konusuz kaldığını ifade ettiklerinin dosya kapsamından anlaşıldığı, bu bilgilere göre, anılan bila tarihli ibranamenin varlığı, sıhhati ve düzenleyenin gerçek iradesini yansıtıp yansıtmadığı duraksamaya yer verilmeyecek biçimde ortaya konularak, şayet geçerli bir ibraname varsa davaya konu mahcuzlar üzerindeki hacizlerin kalkacağı düşünülerek konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, yargılama gideri ile vekalet ücreti yönünden de, 6100 sayılı HMK'nun 331. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderleri takdir edilmesi gerekeceği-
Davanın 3. kişinin 6183 sayılı Yasa'ya dayalı olarak açılan istihkak davasına ilişkin olduğu, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesinde, 16/06/2009 tarihinde 5904 sayılı Kanun’un 35. maddesi ile yapılan değişiklik sonucu hazırlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarının maktu olarak belirlenmesi gerekeceği-
Takibin devamına veya talikine ilişkin kararın duruşma açılarak verilebileceği gibi, dosya üzerinden de verilebileceği, duruşma yapılmış ise kararın tefhiminden, dosya üzerinden karar verilmişse kararın tebliğinden itibaren 7 günlük istihkak davası açma süresinin başladığının kabulü gerekeceği-
Dava konusu haczin iptali kararının kesinleşmesi üzerine, borçlular hakkındaki haczin geçerliliği ortadan kalktığı için dava konusuz kaldığından, mahkemece; konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına, maktu karar ve ilam harcı ile yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davanın açılmasına neden olan tarafa yükletilmesine karar verilmesi gerekeceği-