İstihkak davalarında Yasa'da kesin yetki kuralı öngörülmediğinden, yetki itirazının ancak ilk itiraz olarak ileri sürülebileceği, HMK'nin 19/4. madde hükmüne göre de yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkemenin yetkili hale geleceği, hakimin doğrudan (re'sen) yetkisizlik kararı veremeyeceği-
Borçlunun, istihkak iddiasına karşı tutumu belirli ise ve duruşmalara dahil edilmesi, işin esasına etki etmeyecekse, davada taraf olarak gösterilmesinin gerekli olmadığı, ne var ki, somut olayda yokluğunda alınan haciz kararlarından haberdar edilmeyen, 103 davet kağıdı da tebliğ edilmeyen borçlunun, istihkak iddiasına karşı tutumunun belirlenemediği, bu nedenle borçlunun davalı sıfatı ile davaya katılmasının sağlanması için, davacı 3. kişiye süre ve imkan verilerek taraf teşkilinin sağlanması, tarafların tüm delillerinin toplanmasının ardından, işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekeceği-
Dosyadaki belgelere göre; davanın devamı sırasında davalı borçlu şirketin tasfiyesinin tamamlandığı ve kaydının kapatıldığı anlaşıldığından, mahkemece davacı yana, davalı borçlu şirketin ihyasını sağlamak üzere dava açması için süre verilip, şirketin ihyası ve bundan sonra ihya edilen şirkete tebligat yapılıp taraf teşkili sağlandıktan sonra, davanın sonuçlandırılması gerekirken taraf teşkili sağlanmadan yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı-
Mahkemece davaya konu mahcuzların ihalesinin feshine ilişkin yerel mahkeme ilamının gerekçesindeki belirlemeye göre karar verilmiş ise de; ihalenin feshinde görünürdeki işleme göre karar verileceğinden ve alacaklının muvazaaya ilişkin savunmaları iş bu davada incelenmeyeceğinden varılan sonucun doğru olmadığı, o halde, alacaklının davaya konu iş makinelerini satan dava dışı şirket ile satın alan üçüncü kişi şirket ve borçlu şirket arasında organik bağ bulunduğu ve satışın muvazaalı olduğu yönündeki savunmaları dikkate alınarak, alacaklı tarafından cevap dilekçesinde sunulan delillerin getirtilmesi, bunların ticaret sicil kayıtları ile de karşılaştırılması, bundan sonra organik bağ, muvazaa konularının değerlendirilmesi gerekeceği-
Borçlu ve 3. kişi şirketin ticaret sicil kayıtlarında faaliyet konuları tamamen aynı olmasa da borçlu şirketin tüm ünvanlarında giyim faaliyet konusunu barındırdığı, şu an faaliyet konusunun turizm olduğu beyan edilmiş olmasına karşın giyim unvanını da kullanmaya devam ettiği, taraflar arasında amca-yeğen olmaları nedeniyle akrabalık bağının bulunması, 3. kişinin borçlunun daha önce faaliyet gösterdiği adreste faaliyet göstermesi, haciz sırasında borçlu şirket adına kartvizit ve borçlu şirket adına kesilmiş Nisan 2014 tarihli elektrik faturasının bulunmuş olması, dosyaya sunulan ...... İcra Dairesinin .......... Esas sayılı dosyasındaki .......... tarihli haciz tutanağında aynı adreste borçlu şirket yetkilisinin hazır olması ve kendisini 3. kişiye ait şirket çalışanı olarak bildirmiş olması, dosyada bulunan SGK tahakkuk fişlerinden borçlu şirket yetkilisinin 3. kişinin çalışanı olarak görünmesi hususları değerlendirildiğinde karinenin borçlu dolayısıyla alacaklı lehine olduğunun kabulü gerekeceği, ispat külfeti altında olan üçüncü kişinin dayandığı faturanın takip tarihinden sonra düzenlenmesi, mahcuzlarla karşılaştırılması mümkün olmayan ve ayırt edici özelliğe sahip olmayan eşyalara ilişkin olması karşısında davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Mahkemece gerekçe bölümünde dava tarihinden sonra takip konusu borcun ödendiği, bu anlamda dava konusu haczin yasal dayanağının bulunmadığı belirtilmesine rağmen, hüküm fıkrasında ise davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verildiği, bu durum karşısında, hüküm ile gerekçenin çelişik olmasının doğru olmadığı-
Dava konusu haciz esnasında ....... TL değerinde pırlanta taşlı yüzük, kolye, küpe vs. haczedildiğinin, haczedilen kıymetli şeylerin muhafaza altına alınmayıp yediemin olarak şirket çalışanına bırakıldığının anlaşıldığı, mahkemece, geçerli bir haciz bulunmadığından istihkak iddiasına ilişkin davanın ön koşul yokluğundan reddi gerekeceği-
Mahkemece, öncelikle; haciz mahallinde borçlunun kullandığı belirtilen 20 m2 lik kısımda keşif yapılarak bu kısmın ayrı ve bağımsız bir iş yeri vasfı, mahiyeti, görüntüsü ve kullanım şekli ( ayrı bir giriş kapısı bulunup bulunmadığı gibi vs.) olup olmadığının belirlenmesi , gerektiğinde kroki ve resimlerle bu hususun ortaya konulması, keşif sonucu elde edilecek bilgilerle dosyadaki diğer deliller birlikte değerlendirilerek somut olayda mülkiyet karinesinin hangi taraf yararına olduğunun duraksamaya yer verilmeyecek şekilde belirlenmesi gerekeceği, ayrıca, haciz mahallinde haciz tarihinden itibaren geriye doğru kimlerin hangi tarihler arasında faaliyet gösterdiğinin ilgili Vergi Dairesinden sorulması, borçlu şirketin ticaret sicil adresinde ve haciz adresinde halen faaliyet gösterip göstermediğinin kolluk marifetiyle araştırılması, öte yandan hacze konu mahcuzların özellikleri makine mühendisi bilirkişi eliyle tespit edilerek, davacı 3. kişi tarafından sunulan fatura ve sözleşmedeki mahcuzla uyumlu olup olmadığının tespit edilmesi, bu yollardan elde edilecek bilgi ve belgeler ile dosyadaki diğer bilgi ve belgeler de dikkate alınarak uyuşmazlık hakkında bir karar verilmesi gerekeceği-
Dava konusu yapılan haciz, 16.05.2013 tarihinde yapılmış olup, davacı vekili hacze konu mahcuzların dava dışı kişiye 10.4.2013 tarihinde satıldığı, 17.06.2013 tarihinde de davacı 3. kişiye satıldığı iddia edilmekte olup, buna ilişkin belgelerin sunulduğu, bu bilgilere göre, davacı 3. kişinin dava tarihinde mahcuzlar üzerinde tasarruf yetkisi olduğuna göre, dava tarihi itibariyle aktif dava ehliyetine sahip bulunduğunun kabulü gerekeceği-
Mahkemece yapılması gereken iş, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 22/c-2. maddesi uyarıca forkliftin tescil edilip edilmediğinin belirlenmesi amacıyla ilgili Ticaret Odasına müzekkere yazılarak bu hususa yönelik araştırma yapılması, tescilli olduğunun anlaşılması halinde şimdiki gibi davanın reddine, aksi durumda mahcuz iş makinesine ilişkin olarak borçlu şirket ile alacaklı şirket arasında imzalanan satış sözleşmesinin 4. maddesinin borçluya sıfır ürün satma yetkisi vermiş olması, borçlu şirket tarafından tanzim edilen, dava konusu iş makinesinin 3. kişiye satışına ilişkin faturada da mahcuzun kullanılmamış olduğunun ve faturanın alacaklı şirket ile yapılan 24.11.2012 tarihli sözleşmenin 4. maddesi gereğince kesildiğinin belirtilmiş olması karşısında, davalı alacaklı şirketin iyiniyetli 3. kişiler nezdinde yarattığı durumdan hareketle dayanak faturanın sahiplik belgesi olarak değerlendirilerek karar verilmesi gerekeceği-