Dava dilekçesinde dava konusu mahcuzların başka bir firmadan 3. kişi tarafından satın alındığı, mülkiyetlerinin 3. kişiye ait olduğu iddia edilmiş olup, 3. kişinin dava dilekçesinde mahcuzların mülkiyetinin adi ortaklığa ait olduğuna ilişkin bir iddianın bulunmadığı, o halde mahkemece, 3. kişinin kendi lehine mülkiyete dayalı istihkak iddiasında bulunduğu gözetilerek, tarafların buna ilişkin tüm delilleri toplandıktan sonra yapılacak değerlendirme neticesinde hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Davanın esasına yönelik karar verildiğine göre; hacizli malların değeri ile alacak miktarından hangisi az ise onun üzerinden hesaplanacak harca ve nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekeceği-
Davacı üçüncü kişinin, 8000 TL tutarındaki teminat bedelini 25.04.2014 tarihinde yatırmış olup, buna dair makbuzu dosyaya sunduğu ve akabinde mahkemece 25.04.2014 tarihinde takibin tedbiren durdurulmasına karar verildiği, temyize konu hükmün 2. bendinde ise, İİK'nun 36/son maddesi gereğince hacze konu eşyanın tedbiren satışının önlenmesi bakımından davacıdan alınan 8.000,00 TL teminat bedelinin karar kesinleştiğinde, davalı alacaklıya ödenmesine karar verildiği, ancak davacının temyize konu davada 3. kişi konumunda bulunması, takip borçlusu olmaması hususu dikkate alındığında bu teminat bedelinin alacaklıya ödenmesine dair kabulün yerinde olmadığı-
Davanın esasına yönelik karar verildiğine göre;karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hacizli malların değeri ile alacak miktarından hangisi az ise onun üzerinden hesaplanacak nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekeceği-
Dava dilekçesinde elektirik dağıtım sayacının mülkiyetinin elektrik dağıtım şirketi A. AŞ'ye ait olduğu sayacın davacının kullanımında ve zilyetliğinde bulunduğunun açık bir şekilde ifade edildiği, bu durum karşısında anılan mahcuzla ilgili geçerli bir istihkak iddiasının bulunduğundan bahsedilemeyeceği, o halde davacının anılan mahcuzla ilgili istihkak davası açmakta hukuki yararı bulunmadığından 6100 sayılı HMK nın 114/ h ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekeceği-
Mahkemece davanın esasına yönelik karar verildiğine göre, hacizli malların değeri, takibe konu toplam alacak miktarından az olduğundan, avukatlık ücretinin hacizli malların değeri üzerinden hesap edilmesi gerekirken davalı taraf yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığı, ne var ki belirtilen bu yanlışlığın giderilmesinin yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte olmadığı-
İstihkak davalarının asıl icra takibinin yapıldığı yer mahkemesi ile davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılmasının mümkün olduğu, HMK’nun 7/1. maddesi gereğince davalının birden fazla olması halinde davanın, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılmasının mümkün olduğu, basit yargılama usulüne uygun yürütülen taşınır mala ilişkin istihkak davalarında yasaca kesin yetki kuralı öngörülmediğinden yetki itirazının HMK'nun 19/2. maddesi gereğince cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekeceği, HMK'nun 19/4. madde hükmüne göre de yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkemenin yetkili hale geleceği-
Davalı alacaklı vekili verdiği cevap dilekçesi ile birlikte delil listesi sunduğu ve tanık deliline dayandığı, tanık isim ve adreslerinin daha sonra bildirileceği belirtildiğine göre, davalı alacaklı tarafa tanıkları varsa isim ve adreslerini bildirmesi için iki haftalık kesin süre verilmesi ve bu hususların verilen kesin süre içinde tam olarak yerine getirilmemesi hâlinde, o delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılacaklarına karar verileceğinin ihtar edilmesi gerektiği-
Dava konusu mahcuzların, istihkak davası açıldıktan sonra mahcuzların satılması halinde davanın konusuz kalmayıp bedele dönüşeceği, hacizli malın dava dışı bir kişiye satılmasının veya alacaklıya alacağa mahsuben satılmasının sonuca etkili olmadığı, mahcuzların dava dışı bir kişiye veya dosya alacaklısına satılması halinde de davanın bedele dönüşeceği, bu durumda mahkemece, mahcuzların satıldığı beyan edildiğinden davanın bedele dönüştüğü gözönüne alınarak, işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Dava konusu hacizli taşınır mallar üzerindeki haczin, borcun haricen ödenmesi nedeniyle kalktığının, icra dosyası içeriğinden anlaşıldığı, bu durumda "Konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmesinin yerinde olduğu, ancak yargılama giderinin, bu arada avukatlık ücretinin, alacak miktarı ile haczedilen taşınır malın değerinden hangisi az ise onun üzerinden nispi olarak, davanın açılmasına neden olan tarafa yükletilmesi gerekeceği, bunun ise, tarafların hangisinin haklı olduğu hususunda gerekli araştırmanın yapılarak kanıtların toplanması ve değerlendirilmesi ile mümkün olacağı-