Davalı alacaklının 05.12.2014 tarihinde hesap kat ihtarnamesi ve genel kredi sözleşmesine dayanarak takip başlattığı ve 08.12.2014 tarihinde dava konusu haciz işleminin yapıldığı, davacı 3. kişinin tapuda fabrika binası niteliğindeki taşınmazı ve içindeki demirbaşları borçludan olan alacağına mahsuben 03.12.2014 tarihinde satın aldığını ve kalan bedeli de çek mukabilinde ödediğini ileri sürdüğü, bu durumda mahkemece davacı 3. kişinin mahcuzları alacağa mahsuben satın alıp almadığı ve dava dilekçesinde belirtildiği gibi borçlunun 3. kişiye borcunun bulunup bulunmadığına ilişkin ticari defterler ve kayıtlar üzerinde inceleme yapılarak karar verilmesi gerekeceği-
6100 sayılı HMK nın 323. maddesinde, yargılama giderlerinin kapsamının, 326. maddesinde de yargılama giderlerinden sorumluluğun düzenlendiği, anılan Kanun'un 326. maddesinin 1. fıkrasında Kanun'da yazılı haller dışında yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceğinin, 2. fıkrasında ise davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkemenin, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştıracağının belirtildiği, bu durumda mahkemece davalı alacaklı için redde konu mahcuzların bedeli üzerinden vekalet ücreti takdirine karar verilmesi gerekeceği-
Dava konusu haczin borçlunun ticari sicil kayıtlarında yer alan faaliyet adresinde yapıldığı, o halde, somut olayda mülkiyet karinesinin borçlu dolayısı ile alacaklı yararına olduğunun kabulü gerekeceği, mahkemece, ispat yükü altında olan 3. kişi şirketçe sunulan fatura ile fatura dip koçanları, varsa banka ödeme kayıtları 3.kişi makineyi alacağa mahsuben aldığını iddia ettiğinden, 3.kişi ile borçlu arasında, eskiye dayalı alacak-borç ilişkisinin bulunup bulunmadığı, davacı 3. kişinin mahcuzu satın aldığı borçlu şirketin ticari defterleri de incelenmek suretiyle uzman bilirkişi raporu hazırlanması, haczedilen mahcuzun davacının dayandığı faturada belirtilen makine olup olmadığı, fatura bedeline ait kayıtların mahcuzu satan borçlu şirket ticari defterlerinde mevcut olup olmadığı, bu faturaların borçlu şirketin ilgili yıla ait ticari defterlerine işlenip işlenmediği, işlenmişse bu defterlerin usulüne uygun tutulup tutulmadığı, açılış ve kapanış tasdiklerinin yapılıp yapılmadığı hususlarının açıklığa kavuşturulması, bu doğrultuda elde edilen bilgilerin dosyada bulunan diğer delillerle birlikte değerlendirilerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Mahkemece, istihkak iddiasına ilişkin dava konusuz kaldığından esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek yargılama giderleri ile maktu karar ve ilam harcı ve nispi vekalet ücretinin davanın açılmasına neden olan tarafa yükletilmesi gerekeceği-
HMK mad. 31 uyarınca hakimin uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabileceği, bu husus dikkate alınmak suretiyle, somut olayda, haciz adresinin netleştirilmesi, aynı gün temyiz incelemesi yapılan bir başka dosya içerisinde yer alan tapu kayıt örneklerine göre, ilgili taşınmazın 17.06.2008 tarihinde davacı üçüncü kişi adına tescil edildiği, aynı taraflar arasında görülen anılan dosyada mahkemece bu adrese çıkarılan tebligatların borçlunun işçisine, üçüncü kişinin ise bizzat kendisine tebliğ edildiği de göz önüne alınarak, belirtilen adreslerin aynı yerler olup olmadığının tespiti ve dosya içerisindeki deliller arasındaki çelişkinin giderilmesi için gerek görüldüğü takdirde haczi gerçekleştiren icra memurunun yer göstermesi ve fen bilirkişisinin refakati ile mahallinde keşif yapılarak, Yargıtay denetimine olanak sağlama açısından keşif sırasında çekilen fotoğraf ve video görüntülerinin CD ortamına aktarılarak, bu araştırma sonucu elde edilecek bilgi ve belgelerin dosyada bulunan diğer deliller ile birlikte değerlendirilmesi ile oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği-
Borçlunun ortağı olduğu şirket ile üçüncü kişi şirket sicil kayıtlarına göre üç ay aynı adreste faaliyette bulunmaları, borçlunun oğlu kuruluş aşamasında üçüncü kişi şirketin ortağı ise de, üçüncü kişi şirket takibe dayanak bononun tanzim tarihinden önce kurulması, borçlunun ortağı olduğu dava dışı şirket ile üçüncü kişi arasındaki bağ ve borçlunun oğlunun bir dönem üçüncü kişinin ortağı olması hususlarının borçlu gerçek kişi ile üçüncü kişi arasında organik bağ bulunduğunun göstergesi olarak kabul edilmeyeceği- Haczin üçüncü kişinin ticaret sicilinde kayıtlı iş yeri adresinde yapıldığı, haciz sırasında borçlu hazır olmadığı gibi, borçluya ait herhangi bir belge bulunmadığı, ayrıca borçlu ile üçüncü kişi arasında organik bağ bulunmadığının kabulü ile üçüncü kişinin istihkak iddiasına ilişkin davasının kabulü gerektiği-
Bedeli paylaşıma konu olan mallar ile ilgili şikayetçinin istihkak iddiası olduğu ve bu durumda şikayetçi olmakta hukuki menfaatinin de bulunduğu dikkate alınarak bu ihtilafın sonuçlanması beklenilmeden sıra cetveli yapılması ve yargılamanın sonuçlanmasının hatalı olduğu- Şikayet olunan bankanın satılan mallar üzerinde ticari işletme rehni iddiası dikkate alınarak şikayetçi tarafından haczedilen malların ticari işletme rehni kapsamına kalan mallar olup olmadığının araştırılması gerektiği-
Borçlunun 3. kişi nezdindeki alacakları İİK'nun 106/2.maddesi uyarınca menkul hükmünde olup, haczi halinde borçlu ancak haczedilmezlik nedeniyle haczin kaldırılmasını talep edebileceği, haczedilen alacağın 3. kişiye ait olduğu hususunun ise İİK.nun 96 vd. maddelerine dayalı istihkak iddiası niteliğinde olup ancak 3. kişi tarafından ileri sürülebileceği-
Mahkemece, 27.10.2015 tarihli ara kararda bilirkişi incelemesine ilişkin ücret miktarının açıkça gösterilip bildirilmediği, 22.12.2015 tarihli celsede masraf yatırılmadığından bahisle önceki ara karara atıf yapıldığı, toplam ödenecek gider avansı miktarı belirtilmediği gibi, davacı tarafa kesin sürenin sonucu açıkça hatırlatılmamış olduğundan kesin sürenin sonuç doğurduğundan bahsedilemeyeceği-