İstihkak davalarında geçerli bir haczin bulunmasının dava şartı olup, hüküm kesinleşinceye kadar yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerekeceği-
Mahkemece yapılması gereken iş, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 22/c-2. maddesi uyarıca forkliftin tescil edilip edilmediğinin belirlenmesi amacıyla ilgili Ticaret Odasına müzekkere yazılarak bu hususa yönelik araştırma yapılması, tescilli olduğunun anlaşılması halinde şimdiki gibi davanın reddine, aksi durumda mahcuz iş makinesine ilişkin olarak borçlu şirket ile alacaklı şirket arasında imzalanan satış sözleşmesinin 4. maddesinin borçluya sıfır ürün satma yetkisi vermiş olması, borçlu şirket tarafından tanzim edilen, dava konusu iş makinesinin 3. kişiye satışına ilişkin faturada da mahcuzun kullanılmamış olduğunun ve faturanın alacaklı şirket ile yapılan 24.11.2012 tarihli sözleşmenin 4. maddesi gereğince kesildiğinin belirtilmiş olması karşısında, davalı alacaklı şirketin iyiniyetli 3. kişiler nezdinde yarattığı durumdan hareketle dayanak faturanın sahiplik belgesi olarak değerlendirilerek karar verilmesi gerekeceği-
Mahkemece, dava açıldığı tarihte İİK'nun 96/1. maddesi uyarınca 3. kişi tarafından öne sürülmüş geçerli bir istihkak iddiası bulunmakla birlikte davalı 3. kişinin mahcuzun kendisine ait olmadığına ilişkin beyanının istihkak iddiasından vazgeçme anlamına geldiği nazara alınarak konusu kalmayan dava hakkında karar vermeye yer olmadığına karar verilmesi gerekeceği- İİK'nin 8. maddesi uyarınca aksi ispat edilene kadar muteber olan dava konusu 03.06.2014 tarihli haciz tutanağına göre; davalı 3. kişinin haciz esnasında hazır olduğu, tutanak içeriğinde bir beyanı yer almamakla birlikte, tutanağı hazirun sıfatıyla imzaladığı, hal böyle olunca davalı 3. kişi dava konusu hacizden 03.06.2014 tarihinde haberdar olduğu halde, 7 günlük hak düşürücü süre geçtikten sonra 13.06.2014 tarihinde istihkak iddiasında bulunduğu anlaşılmakla, alacaklı tarafça bu davalıya karşı İİK'nun 99. maddesi uyarınca, doğrudan açılan davanın süresinde yapılmış geçerli istihkak iddiası bulunmadığından reddine karar verilmesi gerekeceği-
Mahkemece, borçlu şirket yönünden, İİK'nin 193/2 maddesi uyarınca takibin düştüğü ve hacizlerin kalktığı, dolayısıyla dava konusuz kaldığından, istihkak davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek yargılama giderleri ile maktu karar ve ilam harcı ile nispi vekalet ücretinin davanın açılmasına neden olan tarafa yükletilmesi gerektiğinden kararın bozulması gerektiği-
Mahkemece davacı şirket ortağının borçlunun eşi olduğu kabul edilerek taraflar arasında organik bağ bulunduğu değerlendirilmiş ise de dosya kapsamındaki nüfus kayıt bilgilerinden şirket ortağının borçlunun eşi olmadığı anlaşıldığından, mahkemece üçüncü kişi şirket ortağının vukuatlı nüfus kayıt tablosu getirtilerek borçluyla bağının gerçeğe uygun bir şekilde ortaya konulması gerektiği düşünülerek ve dosya kapsamındaki diğer bilgi ve belgeler de dikkate alınarak uyuşmazlık hakkında bir karar verilmesi gerekeceği-
Dava konusu 29.06.2010 tarihli hacizlerin konulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan İİK’nin 106.-110. maddelerine göre, alacaklı haczolunan mal taşınır ise haczinden itibaren 1 yıl içinde satılmasını isteyebileceği- İİK 110. maddesine göre de bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmezse o mal üzerindeki haczin kalkacağı-. Buna göre, dava konusu mahcuzlar üzerindeki 29.06.2010 tarihli hacizlerin dava tarihi olan 26.6.2012 tarihi itibariyle düştüğü göz önüne alınarak, istihkak davasının ön koşul yokluğundan reddi gerekirken yazılı şekilde istihkak davasının kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı-
Üçüncü kişinin İİK'nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkin davada, Davacı taraf, matbaacılık sektöründe tanınan "Megaform" markasının borçlu şirketten kiralanması dışında boçlu ile ilişkisi olmadığını iddia etmekte ise de, 3.kişi ile arasında borcun doğumundan sonra hatta dayanak takip tarihinden 2 gün önce 20.1.2013 tarihinde yapılan marka lisans sözleşmesinin adi yazılı yapılmış olduğu, "Megaform" markasının kullanım hakkının 10 yıllığına aylık 500,00 TL gibi düşük bir ücret karşılığında 3.kişiye verildiği, anılan sözleşme bedelinin peşin alındığına dair düzenlenen adi yazılı belgeye dayanıldığı, 3.kişinin borcun doğumundan sonra haciz adresinde faaliyete başladığı, davacı 3.kişi tarafından sunulan faturalar borcun doğumundan sonraya ait olduğu gibi hacze konu makineye ilişkin faturanın olmadığı, bilgisayarlara ilişkin sunulan faturanın ayırt edici özelliğinin bulunmadığı, sayı olarak uyumlu olmadığı, borçlu ile 3.kişi şirketin faaliyet alanının aynı olması bir arada düşünüldüğünde davacı 3. kişi şirket ile borçlu arasında, alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik danışıklı işlemler yapıldığının kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Borçlu ile 3. kişi şirketin faaliyet alanının aynı olduğu, buna göre, İİK'nin 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olduğu, bu yasal karinenin aksinin davacı 3. kişi tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekeceği-
Haciz adresinde şube olarak faaliyet gösterdikten sonra, faaliyetine son veren, ortakları ve faaliyet alanları arasında benzerlik bulunan şirketin,dava dışı bir şirket olduğu ve bu durumda mülkiyet karinesi davacı 3. kişi lehine olduğu, davanın 3. kişi tarafından açılması ispat yükünün yer değiştirmesine neden olmayacağı- Davacı 3.kişi şirket ortakları ile borçlu şirket ortakları arasında benzerlik olması tek başına karinenin aksini ispat için yeterli olmadığı-